Oda dışarıdan görünmezdir ve etrafı camlarla kaplıdır.Internally the house is without decoration and is flooded with light from the large windows.
Småland bölgesinin ormanlarla kaplı oluşu, ahşap ve mobilya sanayisine ivme verdi.In the Ogden area, he worked cutting wood and building homes.
Birçok hastalığa iyi gelen şifalı su kaplıcası (ılıca) vardır."बिहारः शौचालय के लिए बहुओं ने अन्न-जल का किया त्याग".
Yerleşim alanları ve çevreleri fındık bahçeleriyle kaplıdır.In addition, the house and barn are surrounded by gardens.
İlçede şeker fabrikası ve kaplıcalar bulunmaktadır.There exists a sugar mill and factories of sausages and tanning.
Ülke çoğunlukla dağlık ve yoğun ormanlarla kaplıdır.Much of Soo is mountainous and covered with forest.
Duvarlar beyaz boyalıydı ve boyalı keten duvar kumaşları ile kaplı da olabiliyordu.Walls were painted white and could be covered with dyed linen wall hangings.
Çürümüş renkteki derisi, sivilce ve sürekli kokuşmuş kan akan varisli damarlarla kaplıdır.Her bruise-coloured skin, covered in pimples and varicose veins, constantly seeped with foul blood.
Bölge daha önce ormanlarla kaplı iken hayvancılık sebebiyle ormanlar yok olmuştur.Before humans arrived, this area was covered by forest.
Vücudun diğer bölümleri de çeşitli büyüklükteki örtü tüyleri ile kaplıdır.The remaining bodies range down to the size of a dust particle.
Bu kurtarıcılara önemli bir not: kullan-at plastikler çok fazla yer kaplıyor ve ayrışmıyor.Mental note to the liberators: throwaway plastics take a lot of space and don't biodegrade.
New York, Chicago, Seattle hepsi buz tabakasıyla kaplıydı.New York City, Chicago, Seattle, all under a sheet of ice.
Afrika buzla kaplı değildi.We weren't covered in ice in Africa.
Jilet gibi keskin, zehirli dikenlerle kaplı... arkadaşlarınız olduğunu düşünsenize.Imagine trying to make friends covered with razor-sharp poisonous barbs.
Duvarlar üzerine işlemeli bir orman sahnesinde goblen ile kaplıydı.The walls were covered with tapestry with a forest scene embroidered on it.
Tatlı kokuyor gibi wi 'growin' şeyler kaplı.It's covered wi' growin' things as smells sweet.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.She found herself in one long gallery whose walls were covered with these portraits.
Şu an, kum tepeleri çöllerimizin sadece beşte birini kaplıyor.Now, sand dunes cover only about one fifth of our deserts.
Kanatları sensörlerle kaplı. Bazı sensörler kanat deformasyonlarını algılıyor.Their wing is covered with sensors, including sensors that sense deformation of the wing.
Bu hayvanda onlar yok, çünkü çok yer kaplıyorlar.This animal gets rid of them because they take up too much space.
Benim gökyüzümde bir dünya var sonsuz bir dünya renklerle kaplı.In my sky there is a world an endless world filled up with colours.
Kan kaplı ellerinde, cezasız boğulmuş.In your blood-stained hands, drowned in impunity.
Kuyruk takıyorlar, krom kaplıyorlar...This is all artificial
Yıldıza biraz yaklaşınca buharla kaplı, bir nevi sauna gezegenlere rastlıyorsunuz.If you move them a little bit towards the stars, you get steam, some kind of sauna planets.
Yani baktığımız zaman bütün bu sınırı kaplıyorlar da diyebiliriz. .So, in some ways they're kind of spanning this whole range. So, this right over here is China.
Ailelerimiz bayrak kaplı tabutların toprağa verilmesini izlemek zorunda kalıyor.Our families have to watch flag-draped coffins lowered into the earth.
Kibera'da her sene daha çok çatıyı kaplıyoruz.In Kibera, each year we cover more roofs.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Nor from below," said Mr. Merryweather, striking his stick upon the flags which
Diğer yandan, insanlar sokakları, binaları kaplıyorlar.On the other side, people were wrapping up streets, buildings.
Yaya kadar yer kaplıyorum.I have the same footprint as a pedestrian;
Yani, ne Kyoto kirli bir uzlaşma kaplıydı ama hala oldukça iyimser bir uzlaşma oldu.So, I covered what in Kyoto was a dirty compromise, but it was still quite an optimistic compromise.
Dev kraterleri deniz seviyesinden bir mil yüksekliktedir ve üzeri bitkilerle kaplıdırIt's giant calderas still tower more than a mile above sea level and are draped in vegetation
Yüzde 70'i su ile kaplı bir gezegende yaşıyoruz.We live on a planet 70 percent covered by water.
Silikon kaplı cam elyafından yapılmıştır.It's made of silcon-coated glass fiber.
Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor.This haze is ubiquitous. It's completely global and enveloping Titan.
Ana kodlarınızda 0 modüllük yer kaplıyor.I can write 3 lines of code now, so I don't have to change 3 lines of code in the future.
Kanlı kaplı patikalar önceden geçtiğim yollar...The paths with his blood were the ones that I've walked...
Kum içinde kaplılar. Görülmeleri kolay değil.They're covered in sand, they're difficult to see.
Gerçekten, her köşesi duvarla kaplı oda olması yeterli değil miydi?Gosh, really. All you need is 4 walls.
Bu oldukça büyük bir eser, heykeller gibi boyutlu, ve üzeri tamamen tasvirlerle kaplı.Maestas peter on both the front and the back.
Pamuk yumuşaktır ama bitkinin dışı hep dikenle kaplıdır.Now, cotton is soft but the outside of the plant is just full of stickers.
Yeşil çatılar, toprak ve canlı bitkilerle kaplı.Green roofs are soil and living plants.
Sadece tanınmış olmayabilir, çünkü I mekanik avantaj ve tork kaplı.You just may not have recognized it, because I covered it in mechanical advantage and torque.
Gezegenin %70'den fazlası okyanusla kaplı.It's more than 70% covered with ocean.
Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz.You're paying for the bling, that they're encrusted with gold and platinum.
Tilakoidler de zarla kaplıdır.The thylakoid has a membrane.
Tüm buralar kumla kaplıydı.All of this was covered by sand.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.I was helping clean the onsen, the communal onsen, the huge giant bathtubs.
Organellerin arasındaki boşluk ise akıcı bir sıvıyla kaplıdır. .So this-- so between all of the organelles you have this fluidic space.
Bugün hala orada yeşil çimlerle kaplı olarak yatıyor.He still lies there today, covered in a layer of green grass.
Ve arkada bir yanardağ var, üzeri buzullarla kaplı.And there's a volcano behind, which has glaciers at the very top.
Üstelik, çizgili kas vücudun yüzde 50'sini, veya yüzde 50'den fazlasını kaplıyor.And skeletal muscle constitutes 50 percent of our body, or over 50 percent of our body.
İşte yaşam barındıran egzotik bir gezegen... ...ve ağırlıklı olarak suyla kaplı.Here is an exotic inhabited world... ...mostly covered with a liquid.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.But the only logical [explanation] was that there were hot springs.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.So, there must be underwater hot springs.
Tamamı buzlarla kaplı çok büyük bir alan.It's a big place. That's all ice.
Bu kimya fabrikası 757 dönüm kaplıyordu.And the chemical plant comprised 757 acres.
Biliyorsunuz biz PVC kullanıyoruz. Telleri yalıtım için PVC ile kaplıyoruz.You know we use PVC, and we sheath wires with PVC for insulation.
İçini mesane hücreleri ile kaplıyoruz (transisyonel epitel hücre)We coat the inside with these bladder lining cells.
Dışını kas hücreleri ile kaplıyoruz.We coat the outside with these muscle cells.