Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.실제로 우리는 의미 있는 번영이라는 그런 생각에 투자해 모두가 잘 살 수 있는
Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.Musíme investovať do myšlienky zmysluplnej prosperity poskytovať ľuďom možnosť prosperovať.
Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.Tak naprawdę musimy inwestować w ideę sensownego dobrobytu, umożliwiającego ludziom udane życie.
Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.По сути мы должны инвестировать в идею разумного благополучия, обеспечивая людям возможность процветать.
Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.למעשה, עלינו להשקיע ברעיון של שגשוג בעל משמעות, תוך יצירת יכולות
Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.فى الحقيقة، لابد أن نستثمر، فى فكرة مليئة بالإزدهار بكل معانى الكلمة، توفير إمكانيات وقدرات
Aslında, manalı bir refah fikrine yatırım yapmalıyız, insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.有意義な豊かさを生み出すアイデアや 人類の豊かな暮らしを支える基盤に 投資をするべきです
Aslında toplam kapasiteyi belirlerken bu sürtüşme insanın gücünden ya da makinenin gücünden daha önemlidir.사실 이런 마찰은 전체적인 능력을 결정하는데 있어서 인간의 힘이나 기계의 힘보다 훨씬 더 중요합니다
Aslında toplam kapasiteyi belirlerken bu sürtüşme insanın gücünden ya da makinenin gücünden daha önemlidir.Opór jest ważniejszym czynnikiem niż zdolności człowieka czy moc maszyny w określaniu całkowitych możliwości.
Aslında toplam kapasiteyi belirlerken bu sürtüşme insanın gücünden ya da makinenin gücünden daha önemlidir.למעשה, חיכוך זה חשוב יותר מאשר כוחו של האדם, או כוחה של המכונה בקביעת היכולת הכוללת.
Aslında toplam kapasiteyi belirlerken bu sürtüşme insanın gücünden ya da makinenin gücünden daha önemlidir.في الواقع، هذا الاحتكاك أكثر أهمية من قوة الإنسان أو قوة الآلة في تحديد القدرة الإجمالية.
Aslında toplam kapasiteyi belirlerken bu sürtüşme insanın gücünden ya da makinenin gücünden daha önemlidir.この摩擦の大小こそが 最終的な能力を より大きく左右します 数台のPCと素人が スーパーコンピューターとチャンピオンを
Aynı zamanda tüm insan davranışlarından, tüm kararlardan sorumludur ve dil için hiç kapasitesi yoktur.이 부분은 또한 인간의 모든 행동과 결정을 관장하지만 언어와는 무관합니다.
Aynı zamanda tüm insan davranışlarından, tüm kararlardan sorumludur ve dil için hiç kapasitesi yoktur.І він також відповідає за всю людську поведінку, прийняття всіх рішень, і він не призначений для мовлення.
Aynı zamanda tüm insan davranışlarından, tüm kararlardan sorumludur ve dil için hiç kapasitesi yoktur.全ての意思決定を行いますが 言語能力はありません 言い換えれば 外から中への コミュニケーションしているとき
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Den er også ansvarlig for al vores menneskelige adfærd, al beslutningstagen, og den har ingen evne for sprog.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Det är också ansvarig för allt mänsklig beteende, allt beslutsfattande, och den har ingen språklig förmåga.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.E' anche responsabile del comportamento umano, del processo decisionale, e non ha capacità di linguaggio.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Het is ook verantwoordelijk voor al het menselijk gedrag, alle besluitvorming, en het is niet taalvaardig.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Je také zodpovědný za veškeré lidské chování, veškeré rozhodování, a nemá žádnou kapacitu pro jazyk.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Je taktiež zodpovedný za celé ľudské správanie, za celý rozhodovací proces, ale nemá jazykové schopnosti.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.또한 인간의 행동, 모든 의사결정을 담당합니다, 하지만 언어를 담당하지는 않죠.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Limbik juga mengatur semua perilaku manusia, pengambilan keputusan, tidak ada hubungannya dengan bahasa.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Odpowiada również za wszystkie zachowania ludzkie, za podejmowanie decyzji, lecz nie ma zdolności do mowy.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Prav tako so odgovorni za človekovo vedenje, odločanje in nimajo sposobnosti predstave jezika.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Valamint ez a felelős az emberi viselkedésünkért a döntéshozatalunkért de a beszédre már nincs hatása.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Ευθύνεται επίσης για όλη την ανθρώπινη συμπεριφορά, την λήψη αποφάσεων, και δεν έχει γλωσσική ικανότητα.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Також він є відповідальним за людську поведінку, прийняття всіх рішень, і не має жодної здатності до мовлення.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.Те отговарят също и за цялото човешко поведение, цялото вземане на решения и няма капацитет за език.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.היא גם אחראית לכל ההתנהגויות האנושיות לכל קבלת ההחלטות, ואין לה שום יכולת של שפה.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.وهما أيضا مسؤولان عن تصرفات الإنسان كلها، وكل عمليات اتخاذ القرار، ولكن لا قدرة لها على صنع اللغة.
Aynı zamanda tüm insani davranışlardan, tüm kararlarımızdan sorumludur, ve dil için hiç kapasitesi yoktur.全ての意思決定を行いますが 言語能力はありません 言い換えれば 外から中へのコミュニケーションを行っているとき
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Ça n'a rien à voir avec les capacités techniques.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Dan hal ini tidak ada hubungannya dengan kemampuan teknis.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.E non ha niente a che fare con le risorse tecniche.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.És ennek semmi köze nem volt a technikai lehetőségekhez.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Het had niets te maken met de technische mogelijkheid.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.I nie miało to nic wspólnego z możliwościami technicznymi.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.그리고 그것은 기술적인 능력과는 아무런 상관이 없습니다.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Não tinha nada a ver com capacidade técnica.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Nó chẳng liên quan gì đến khả năng kỹ thuật cả.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Und das hatte nichts mit technischen Möglichkeiten zu tun.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Y no tuvo nada que ver con capacidad técnica.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Δεν είχε καθόλου να κάνει με την τεχνολογική δυνατότητα.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Няма нищо общо с техническите възможности.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.Технические возможности были ни при чём.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.ואין לזה שום קשר ליכולת טכנית.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.ولا علاقة لها بالمقدرة التقنية.
Ayrıca bunun teknik kapasiteyle bir ilgisi yok.電話はありました。が、いったん職場に入れば
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.C'est simplement de l'internet haut-débit, de la collaboration et des encouragements.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.[EAAO] Son, básicamente, Internet de banda ancha, colaboración y estímulo colocados juntos.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Het is een combinatie van breedband,. samenwerking en aanmoediging.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.În esență, sunt combinații de conexiune bună de Internet, colaborare și încurajare.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Je to vlastne pripojenie, spolupráca a povzbudzovanie spojené do jedného.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.그런 환경은 기본적으로 광역대 통신망, 공동 작업, 그리고 격려가 합쳐진 것들입니다.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Lényegében szélessáv, együttműködés és bátorítás egybegyúrva.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Ne ovat käytännössä laajakaista, yhteistyö ja rohkaisu koottuna yhteen.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Những môi trường này cơ bản là đường truyền Internet, sự cộng tác và khích lệ được kết hợp lại với nhau.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Potrzebne są trzy rzeczy: szybki internet, współpraca, wsparcie.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.São, basicamente, banda larga, colaboração e encorajamento unidos.