kapısında ile cümle
kapısında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
SP: Şef bir-altı ya da bir-dörtlerden birini, Taji kapısında sana ihtiyacımız var.Шериф 1-6, или кто-нибудь из четырех взводов, вы нужны нам на выезде из Таджа, прием.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Dieses Stück Glas ist das gleiche Glas, das Teil jeder Amerikanischen Mittelklasse-Eingangstür ist.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Dit glasraam is hetzelfde soort glasraam dat je in iedere Amerikaanse doorzon-deur ziet.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Ten szklany panel to ten sam, który widać na każdych drzwiach domu klasy średniej w Ameryce.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Tuhle tabuli skla uvidíte ve dveřích každého amerického měšťáckého domu.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Và tấm k này cũng giống như tấm kính có ở cửa trước của các gia đình trung lưu tại Mỹ.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Тепер ось ця скляна панель - те саме скло, яке стоїть у більшості американських вхідних дверей.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Теперь вот эта стеклянная панель - то самое стекло, которое стоит в большинстве американских входных дверей.
Şu cam panel, Amerika'da her orta sınıfın ön kapısında gördüğünüz cam panelle aynı.Този стъклен панел е същия стъклен панел, който присъства на входната врата на средната класа в цяла Америка.
Sunucu: Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.--Baiklah, mari kita tidak bicarakan tentang perbatasan.
Sunucu: Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.W porządku, nie rozmawiajmy już o przejściach granicznych.
Taji kapısında sana ihtiyacımız var.'타지' 관문으로 지금 당장 보내주기 바람. 오버.
Taji kapısında sana ihtiyacımız var.los necesitamos en la entrada de Taji ahora mismo, cambio.
Taji kapısında sana ihtiyacımız var.Wir brauchen euch jetzt, an der Pforte des Taji, Roger.
Taji kapısında sana ihtiyacımız var.אנו זקוקים לכם כרגע בשער טאג'י, עבור.
Taji kapısında sana ihtiyacımız var.نحن نحتاجكم عند مدخل طاجي الأن , علم .
Taji kapısında sana ihtiyacımız var.(兵士)一緒に行こうぜ
Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.Bien, no hablemos de cruzar la frontera.
Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.Bon, ne parlons pas des frontières.
Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.OK, lass uns nicht über die Grenze reden.
Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.Va bene, lasciamo perdere il passaggio della frontiera.
Tamam, sınır kapısından bahsetmeyelim.Εντάξει, ας μην μιλήσουμε άλλο για αυτό.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.A lui capitò proprio questo: lo calpestò la folla alla porta ed egli morì
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.A tak sa mu aj stalo, lebo ho zašliapal ľud v bráne, aj zomrel.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.A tak se stalo jemu; nebo pošlapal ho lid v bráně, tak že umřel.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Ấy là điều xảy đến; vì dân chúng đạp dẹp người dưới chơn tại cửa thành, và người chết.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Ấy_là điều xảy đến ; vì dân_chúng đạp dẹp người dưới chơn tại cửa thành , và người chết .
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.C`est en effet ce qui lui arriva: il fut écrasé à la porte par le peuple, et il mourut.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Demikianlah terjadi pada orang itu--ia mati terinjak rakyat di pintu gerbang
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.E assim foi; pois o povo o atropelou � porta, e ele morreu.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.En dat kon hij inderdaad niet, want de mensen liepen hem bij de poort onder de voet.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.És teljesen így történt vele, mert eltapodá õt a nép a kapuban és meghalt.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.În adevăr aşa i s'a şi întîmplat: a fost călcat în picioare la poartă de popor, şi a murit.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.In tako se mu je zgodilo: kajti ljudstvo ga je pogazilo med vrati, in je umrl.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.I stało mu się tak; bo go podeptał lud w bramie, aż umarł.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Ja niin hänen myös kävi: kansa tallasi hänet kuoliaaksi portissa.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.그 장관에게 그대로 이루었으되 곧 백성이 성문에서 저를 밟으매 죽었더라
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Og således gikk det ham; folket trådte ham ned i porten, så han døde.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Så gick det honom ock, ty folket trampade honom till döds i porten.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Således gik det ham; Folket trådte ham ned i Porten, så han døde.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Und es ging ihm eben also; denn das Volk zertrat ihn im Tor, daß er starb.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Y así le ocurrió, porque el pueblo lo atropelló junto a la puerta, y murió
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.ουτω και εγεινεν εις αυτον διοτι ο λαος κατεπατησεν αυτον εν τη πυλη, και απεθανε.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.така му се случи, защото людете го стъпкаха в портата, та умря.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Так и сбылось с ним; и затоптал его народ в воротах, и он умер.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.ויהי לו כן וירמסו אתו העם בשער וימת׃
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.فكان له كذلك. داسه الشعب في الباب فمات
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.這 話 果 然 應 驗 在 他 身 上 . 因 為 眾 人 在 城 門 口 將 他 踐 踏 、 他 就 死 了
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.這話 果然 應驗 在 他 身上 . 因 為眾 人 在 城門 口將 他 踐踏 、 他 就 死了
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.삼분 일은 왕궁에 있고 삼분 일은 기초 문에 있고 백성들은 여호와의 전 뜰에 있을지라
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.tretina bude pri dome kráľovom a tretina pri bráne Základu, a všetok ľud bude vo dvoroch domu Hospodinovho.
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.и треть при доме царском, и треть у ворот Иесод, а весь народ на дворах дома Господня.
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.והשלשית בבית המלך והשלשית בשער היסוד וכל העם בחצרות בית יהוה׃
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.والثلث في بيت الملك والثلث في باب الاساس وجميع الشعب في ديار بيت الرب.
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.三 分 之 一 、 要 在 王 宮 、 三 分 之 一 、 要 在 基 址 門 . 眾 百 姓 要 在 耶 和 華 殿 的 院 內
üçte biri sarayda, üçte biri de Temel Kapısında duracak. Bütün halk RABbin Tapınağının avlularında toplanacak.三分之一 、 要 在 王宮 、 三分之一 、 要 在 基址門 . 眾百姓 要 在 耶和華 殿 的 院內
Varıp sarayın kapısında durdu. Çünkü çula sarınmış hiç kimse bu kapıdan içeri giremezdi.A přišel až před bránu královskou; nebo žádný neměl vcházeti do brány královské v oděvu žíněném.
Varıp sarayın kapısında durdu. Çünkü çula sarınmış hiç kimse bu kapıdan içeri giremezdi.A prišiel až pred bránu kráľovu! Lebo nebolo dovolené vojsť do brány kráľovej v smútočnom vreci.
Varıp sarayın kapısında durdu. Çünkü çula sarınmış hiç kimse bu kapıdan içeri giremezdi.Así llegó hasta la puerta real, pues no estaba permitido pasar por la puerta real vestido de cilicio
Varıp sarayın kapısında durdu. Çünkü çula sarınmış hiç kimse bu kapıdan içeri giremezdi.Di depan pintu gerbang istana ia berhenti, sebab orang yang berpakaian karung dilarang masuk