kapısında ile cümle
kapısında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
RAB bulut sütununun içinde indi. Çadırın kapısında durup Harunla Miryamı çağırdı. İkisi ilerlerken耶 和 華 在 雲 柱 中 降 臨 、 站 在 會 幕 門 口 、 召 亞 倫 和 米 利 暗 、 二 人 就 出 來 了
RAB bulut sütununun içinde indi. Çadırın kapısında durup Harunla Miryamı çağırdı. İkisi ilerlerken耶和華 在 雲柱 中 降臨 、 站在 會幕 門口 、 召亞 倫和 米利暗 、 二 人 就 出來了
Sarayda görevli hadım Kûşlu Ebet-Melek Yeremyanın sarnıca atıldığını duydu. Kral Benyamin Kapısında otururken,왕궁 환관 구스인 에벳멜렉이 그들의 예레미야를 구덩이에 던져 넣었음을 들으니라 때에 왕이 베냐민 문에 앉았더니
Sarayda görevli hadım Kûşlu Ebet-Melek Yeremyanın sarnıca atıldığını duydu. Kral Benyamin Kapısında otururken,Toen de Ethiopiër Ebed-Melech, een belangrijke hoffunctionaris, hoorde dat Jeremia in de put zat,
Sarayda görevli hadım Kûşlu Ebet-Melek Yeremyanın sarnıca atıldığını duydu. Kral Benyamin Kapısında otururken,וישמע עבד מלך הכושי איש סריס והוא בבית המלך כי נתנו את ירמיהו אל הבור והמלך יושב בשער בנימן׃
Sarayda görevli hadım Kûşlu Ebet-Melek Yeremyanın sarnıca atıldığını duydu. Kral Benyamin Kapısında otururken,فلما سمع عبد ملك الكوشي رجل خصي وهو في بيت الملك انهم جعلوا ارميا في الجب والملك جالس في باب بنيامين
Sarayda görevli hadım Kûşlu Ebet-Melek Yeremyanın sarnıca atıldığını duydu. Kral Benyamin Kapısında otururken,在 王 宮 的 太 監 、 古 實 人 以 伯 米 勒 、 聽 見 他 們 將 耶 利 米 下 了 牢 獄 、 ( 那 時 王 坐 在 便 雅 憫 門 口
Sarayda görevli hadım Kûşlu Ebet-Melek Yeremyanın sarnıca atıldığını duydu. Kral Benyamin Kapısında otururken,在 王宮的 太監 、 古 實 人 以 伯 米勒 、 聽見 他 們將 耶利米 下 了 牢獄 、 ( 那 時王 坐在 便 雅憫 門口
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Akkor Saul a kapu alatt Sámuelhez közeledék és monda: Ugyan mondd meg nékem, hol van itt a nézõ háza?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.A tak przystąpił Saul do Samuela w pośrodku bramy, i rzekł: Proszę powiedz mi, gdzie tu jest dom widzącego?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Da trådte Saul hen til Samuel midt i Porten og sagde: "Vær så god at sige mig, hvor Seerens Hus er!"
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Da trat Saul zu Samuel unter dem Tor und sprach: Sage mir, wo ist hier des Sehers Haus?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Então Saul se chegou a Samuel na porta, e disse: Mostra-me, peço-te, onde é a casa do vidente.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Keď sa potom priblížil Saul Samuelovi vprostred brány, povedal: Povedz mi, prosím, kde je tu dom vidiaceho.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.사울이 성문 가운데 사무엘에게 나아가 가로되 선견자의 집이 어디인지 청컨대 내게 가르치소서
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Men Saul gick fram till Samuel i porten och sade: »Säg mig var siaren bor.»
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Så gikk Saul frem til Samuel midt i porten og sa: Si mig hvor seeren bor!
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Saul kwam naderbij en vroeg Samuël: "Kunt u mij vertellen waar het huis van de ziener is?"
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Saul meni Samuelin tykö keskelle porttia ja sanoi: "Sano minulle, missä on näkijän asunto?"
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Sau-lơ đến gần Sa-mu-ên tại cửa thành mà nói cùng người rằng: Xin ông hãy chỉ cho tôi nhà của đấng tiên kiến.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Saul s'a apropiat de Samuel la mijlocul porţii, şi a zis: ,,Arată-mi, te rog, unde este casa văzătorului.``
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Saül s`approcha de Samuel au milieu de la porte, et dit: Indique-moi, je te prie, où est la maison du voyant.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Saul si accostò a Samuele in mezzo alla porta e gli chiese: «Vuoi indicarmi la casa del veggente?»
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.Tedy přistoupil Saul k Samuelovi v bráně, a řekl: Ukaž mi, prosím, kde jest tuto dům vidoucího?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.V tem pristopi Savel k Samuelu med vrati in vpraša: Povej mi, prosim, kje je tu vidčeva hiša?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.В същото време Саул се приближи до Самуила в портата и каза: Покажи ми, моля, где е къщата на гледача.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.И подошел Саул к Самуилу в воротах и спросил его: скажи мне, где дом прозорливца?
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.ויגש שאול את שמואל בתוך השער ויאמר הגידה נא לי אי זה בית הראה׃
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.فتقدم شاول الى صموئيل في وسط الباب وقال اطلب اليك اخبرني اين بيت الرائي.
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.掃 羅 在 城 門 裡 走 到 撒 母 耳 跟 前 、 說 、 請 告 訴 我 、 先 見 的 寓 所 在 那 裡
Saul kent kapısında duran Samuele yaklaştı. ‹‹Bilicinin evi nerede, lütfen söyler misin?›› dedi.掃羅 在 城門 裡 走到 撒母耳 跟前 、 說 、 請告訴 我 、 先見 的 寓所 在 那 裡
Şef bir-altı ya da bir-dörtlerden birini, Taji kapısında sana ihtiyacımız var.Sheriff één-zes, of elk van de één-vier eenheden, we hebben jullie nu nodig bij de poort van Taji, over.
Şef bir-altı ya da bir-dörtlerden birini, Taji kapısında sana ihtiyacımız var.Szeryf jeden sześć, lub ktokolwiek z jeden cztery, potrzebujemy was pod bramą Taji, natychmiast, odbiór.
Şef bir-altı ya da bir-dörtlerden birini, Taji kapısında sana ihtiyacımız var.Шериф едно шест, или всички четири елемента, трябвате ни на портата на Таджи веднага, край.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Apoi a fost un inel la uşa apartamentului.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Aztán ott volt a gyűrű az ajtó a lakás.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Dann gab es einen Ring an der Tür der Wohnung.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Dan was er een ring aan de deur van het appartement.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Depois, houve um anel na porta do apartamento.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Entonces había un anillo en la puerta del apartamento.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.그렇다면 아파트의 문을 반지가 발생했습니다.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Lalu ada cincin di pintu apartemen.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Pak tam byl prsten u dveří bytu.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Poi ci fu un anello alla porta dell'appartamento.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Potem była pierścień do drzwi mieszkania.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Potem je bil prstan na vrata stanovanja.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Potom tam bol prsteň pri dverách bytu.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Puis il y avait une bague à la porte de l'appartement.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Sau đó có một chiếc nhẫn ở cánh cửa của căn hộ.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Så var der en ring på døren til lejligheden.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Sedan var det en ring på dörren till lägenheten.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Sitten oli rengas ovella asunnon.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Τότε υπήρχε ένα δαχτυλίδι στην πόρτα του διαμερίσματος.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Потім був дзвінок у двері квартири.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Потом был звонок в дверь квартиры.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Тогава имаше един пръстен на вратата на апартамента.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.ואז היה צלצול בדלת הדירה.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.ثم كانت هناك عصابة على باب الشقة.
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı."それはオフィスからの誰かの、"彼は彼自身に言った、と彼はほとんど彼のままフリーズしてしまった
SP: Şef bir-altı ya da bir-dörtlerden birini, Taji kapısında sana ihtiyacımız var.(Pink:) Sceriffo uno-sei, o uno degli gli uno-quattro, dovete andare al ponte di Taji, adesso.