kapıldı ile cümle

kapıldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.I prawie się niepokoić tą wyświetlanie uczucie, dzięki któremu przebił dziwne podniecenie.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Jag var nästan orolig av denna uppvisning av känsla, genom vilken genomborrade en märklig upprymdhet.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.J'ai été presque effrayé par ce déploiement de sentiment, à travers laquelle perce une exaltation étrange.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Jeg blev næsten forskrækket over denne visning af følelse, hvorigennem gennemboret et mærkeligt opstemthed.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Jsem byl téměř zděšen tento projev pocit, přes který pronikl zvláštní radost.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.이상한 의기 양양을 관통하는 통해 느낌.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Már majdnem ijedjen meg megjelenítése érzés, amelyen keresztül áttört furcsa lelkesedés.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Me alarmé, casi por esta muestra de sentimiento, a través del cual atravesó una euforia extraña.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Olin melkein huolestu tästä näyttö tunne, jonka kautta lävisti outo riemu.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Som bol takmer zdesený tento prejav pocit, cez ktorý prenikol osobitnú radosť.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Tôi đã gần như báo động này hiển thị cảm giác, thông qua đó đâm một hứng khởi lạ.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Ήμουν σχεδόν ανησυχείτε από αυτή την εμφάνιση του αίσθηση, μέσω της οποίας διαπέρασε ένα παράξενο έξαρση.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Бях почти разтревожени от този показване на чувства, чрез които пробита странно въодушевление.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Я був майже стривожені цим відображенням почуття, через які прокололи дивним захопленням.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.Я был почти встревожены этим отображением чувства, через которые пронзили странным восторгом.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.תחושה, שדרכו פירסינג התעלות מוזרה.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.الشعور ، والتي من خلالها اخترقت الغبطة غريبة.
Ben hemen hemen bu ekran endişeye kapıldı garip bir sevinç deldi, duygu.それがそうであったように私は、誤って文字列を引っ張っていた、私は完全に理解していませんでした
Bilirsiniz, bu fikre kapıldınız mı... (Gülüşmeler) bir düşünün bizim bu aygıtlardanAlso wissen Sie, wenn wir diese Idee nehmen - (Gelächter) Ich denke an folgendes:
Bilirsiniz, bu fikre kapıldınız mı... (Gülüşmeler) bir düşünün bizim bu aygıtlardanDonc si on applique cette idée -- (Rires) Voici à quoi je pense:
Bilirsiniz, bu fikre kapıldınız mı... (Gülüşmeler) bir düşünün bizim bu aygıtlardan저 Robin Chase는 이 아이디어를 -- (웃음) -- 여러분이 예상하시는대로 활용하고자 합니다. 미국 전역의 모든 자동차에 메쉬 네트워크 장비를
Bilirsiniz, bu fikre kapıldınız mı... (Gülüşmeler) bir düşünün bizim bu aygıtlardanWanneer je dit idee plaatst... (Gelach) Waar zouden we verwachten dat ik, Robin Chase, aan zit te denken?
Bilirsiniz, bu fikre kapıldınız mı... (Gülüşmeler) bir düşünün bizim bu aygıtlardanאז כשאתם תוקעים את הרעיון הזה-- [צחוק] לא משנה מה אני, רובין צ'ייס, חושבת, אם נכניס התקן רשת משולבת
Bilirsiniz, bu fikre kapıldınız mı... (Gülüşmeler) bir düşünün bizim bu aygıtlardanメッシュネットワークの装置を設置するとしたら 私ならどこにすると思いますか? アメリカ全土の全ての車の中です
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Ansiktet attraherar oss.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.C'est avec ça que nous sommes attirés vers le visage.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.E' il volto a generare l'attrazione.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.É o rosto que nos atrai com isso.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Es el rostro lo que nos atrae con eso.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Es ist das Gesicht, das uns anzieht.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Fața ne atrage să facem asta.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Het is het gezicht waardoor we ons daartoe aangetrokken voelen.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.우리가 끌리는 것은 바로 얼굴입니다.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Là khuôn mặt mà chúng ta bị hấp dẫn.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Právě obličej je to místo, ke kterému jsme přitahováni.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.To twarz jest miejscem, które nas wtedy przyciąga.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Але саме обличчя приваблює нас.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Лицето е мястото, към което сме привлечени.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.Нас привлекает именно лицо.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.אלה הפנים אליהן אנו נמשכים עם אלה.
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.انه الوجه حيث ان ذلك ما يجذبنا
Bizim çekimine kapıldığımız yer, yüzdür.毛のことも忘れてはいけません
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Also dachten sie sich, nicht sehen können sei eine Sache, aber sie müssten mich zum sprechen bringen.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Aşa că s-au gândit ei că una e să nu poţi vedea, dar era necesar să mă facă să vorbesc.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Capirono che una cosa è non vedere, però dovevano assolutamente farmi parlare.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Došli k názoru, že byť slepá je jedna vec, ale museli ma prinútiť rozprávať.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Eles acharam que não ser capaz de ver era uma coisa, mas precisavam de me pôr a falar.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Ellos pensaron que no poder ver es una cosa, pero necesitaban hacerme hablar.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Ils se sont dit que ne pas voir est une chose, mais qu'ils devaient me faire parler.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.그래서 그 노인분들은 안 보인는건 그렇다치더라도, 말은 할 수 있어야 한다고 생각했지요.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Mereka menerima kebutaan saya, namun mereka harus membuat saya bicara.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Så de vurderede at ikke være i stand til at se er en ting, men at de skulle få mig til at tale.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Stwierdzili, że ślepota to jedno, ale muszą sprawić, żebym zaczęła mówić.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Thế là họ bàn rằng không thể nhìn thấy là một việc, nhưng họ cần làm cho tôi nói được.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Úgy gondolták, mivel a látásomon nem tudnak segíteni, ezért elkezdenek beszélni tanítani.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Ze dachten: niet kunnen zien is één ding, maar ze moesten me aan het praten krijgen.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Έτσι αποφάσισαν ότι το να μη μπορώ να δω είναι άλλο πράγμα, αλλά έπρεπε να με μάθουν να μιλάω.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.И они решили, что слепота - это одно, а вот разговаривать меня научить надо.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.И осъзнаха, че да не виждам е едно, но трябва да ме накарат да говоря.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Тому вони подумали, що сліпота - це одне, але навчити мене говорити вони повинні.

İlgili Sayfalar