kapılı ile cümle
kapılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim."Hoe voelt het als je je zo voelt?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Ich habe sie dann gefragt: "Wie fühlt es sich an, wenn Du diese Sorgen hast?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.그래서 그분께 물어봤죠. "그런 기분을 느낀다는 게 어떤 느낌인가요?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Respondi-lhe: "O que é que sente quando se sente assim?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Så jeg spurgte hende, "Hvordan føles det, når du har det sådan?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Saya bertanya padanya, "Bagaimana rasanya saat kamu merasa seperti ini?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Tako sem jo vprašal: "Kako je, ko se tako počutiš?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Tôi nói với cô ta, "Bạn cảm thấy như nào thì cứ để nó như vậy"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Zapytałem, "Co czujesz będąc w tym stanie?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Zeptal jsem se: "Jak se přesně cítíš?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Τη ρώτησα τότε, "Πώς είναι όταν αισθάνεσαι έτσι;"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Аз я попитах "Опиши ми как точно се чувстваш?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Тож я запитав її, що саме вона відчувала.
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.Я спросил у нее, как именно она себя чувствовала.
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.אז שאלתי אותה, "איך זה מרגיש כשאת מרגישה ככה?"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.فسألتها, "ما هو الأحساس الذي تحسين به في مثل هذه الحالة؟"
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.ローラは それを説明する
Ben sadece, sadece bu yüzden hissine kapılıyorsunuz onları bir çift çekersiniz bir alan bulunuyor.여러분이 알아들을 수 있도록 몇 개만 그리겠습니다.
Ben sadece, sadece bu yüzden hissine kapılıyorsunuz onları bir çift çekersiniz bir alan bulunuyor.Nakreslím jich jen pár, abyste si mohli představit, že se jedná o pole.
Ben sadece, sadece bu yüzden hissine kapılıyorsunuz onları bir çift çekersiniz bir alan bulunuyor.Narysuję kilka, żeby lepiej było zrozumieć, że to pole.
Ben sadece, sadece bu yüzden hissine kapılıyorsunuz onları bir çift çekersiniz bir alan bulunuyor.Sólo podrá llamar un par de ellos por lo que tienes la sensación de que es un campo.
Ben sadece, sadece bu yüzden hissine kapılıyorsunuz onları bir çift çekersiniz bir alan bulunuyor.Ще нарисувам няколко, за да е ясно, че става въпрос за поле
Ben sadece, sadece bu yüzden hissine kapılıyorsunuz onları bir çift çekersiniz bir alan bulunuyor.אצייר כמה מהם כדי שתחושו את השדה.
Bizim haritalarımızın da gerçekle ilgisi yokmuş gibi bir duyguya kapılıyorum.Είπες ότι έχεις ενδιαφέροντα.
Bu dişi Marangoz Arısı da çiçeklerin büyüsüne kapılıyor Çiçekten çiçeğe konuyorI tato drvodělka je přilákána záplavou mnoha druhů květů.
Bu dişi Marangoz Arısı da çiçeklerin büyüsüne kapılıyorונקבת דבורת הנגרים הזו נמשכת גם היא אל שטף הפריחה
Bu dişi Marangoz Arısı da çiçeklerin büyüsüne kapılıyorوهذه نحلة الخشب الأنثى أيضا سحبت إلى الإحمرار الجديد للزهور
Buna kapılıp gitme. Farkındalığın kendisi olarak kal.Non fatevi prendere da questo, rimanete come la Consapevolezza stessa.
Buna kapılıp gitme.Laat je daar niet door vangen.
Buna kapılıp gitme.Ne akadjál fenn ezen!
Buna kapılıp gitme.Nenechej se tím polapit.
Buna kapılıp gitme.Ne te laisse pas entraîner là-dedans.
Buna kapılıp gitme.Nie daj się w to złapać.
Buna kapılıp gitme.No te quedes atrapado en eso.
Buna kapılıp gitme.Nu te lasa prins in aceasta.
Buna kapılıp gitme.Не будь пойманной в этом.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Annakokáért annál is inkább szükséges nékünk a hallottakra figyelmeznünk, hogy valaha el ne sodortassunk.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Därför böra vi så mycket mer akta på det som vi hava hört, så att vi icke gå förlorade.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Darum sollen wir desto mehr wahrnehmen des Worts, das wir hören, damit wir nicht dahinfahren.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Derfor bør vi des mere agte på det, vi have hørt, for at vi ikke skulle rives bort.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Derfor må vi så meget mere gi akt på det vi har hørt, forat vi ikke skal drive bort derfra.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.그러므로 모든 들은 것을 우리가 더욱 간절히 삼갈지니 혹 흘러 떠내려 갈까 염려하노라
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Preto musíme tým viacej pozorovať na to, čo sme počuli, aby sme nejako neprešli pomimo.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Protož musímeť my tím snažněji šetřiti toho, což jsme slýchali, aby nám to nevymizelo.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Przetoż musimy tem pilniej przestrzegać tego, cośmy słyszeli, byśmy snać nie przeciekli.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Vậy nên , chúng_ta phải càng giữ vững lấy điều mình đã nghe e kẻo bị trôi lạc chăng .
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Vậy nên, chúng ta phải càng giữ vững lấy điều mình đã nghe e kẻo bị trôi lạc chăng.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Zato nam treba tolikanj bolj paziti na to, kar smo slišali, da ne zgrešimo zveličanja.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Δια τουτο πρεπει ημεις να προσεχωμεν περισσοτερον εις οσα ηκουσαμεν, δια να μη εκπεσωμεν ποτε.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Посему мы должны быть особенно внимательны к слышанному, чтобы не отпасть.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.Тим подобає нам більше вважати на те, що чували, щоб инодї не відпасти.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.לכן אנחנו חיבים ביותר להכין לבבנו אל אשר שמענו פן ילוז ויאבד ממנו׃
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.لذلك يجب ان نتنبه اكثر الى ما سمعنا لئلا نفوته.
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.所 以 我 們 當 越 發 鄭 重 所 聽 見 的 道 理 、 恐 怕 我 們 隨 流 失 去
Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.所以 我 們當 越 發鄭 重 所 聽見 的 道理 、 恐怕 我 們隨 流失 去
Bunun üzerine Adoniyanın bütün konukları korkuya kapılıp kalktılar, her biri kendi yoluna gitti.Bấy giờ, hết thảy các người dự tiệc với A-đô-ni-gia đều bắt sợ hãi, đứng dậy, ai đi đường nấy.
Bunun üzerine Adoniyanın bütün konukları korkuya kapılıp kalktılar, her biri kendi yoluna gitti.Bấy_giờ , hết_thảy các người dự tiệc với A-đô-ni-gia đều bắt sợ_hãi , đứng_dậy , ai đi đường nấy .
Bunun üzerine Adoniyanın bütün konukları korkuya kapılıp kalktılar, her biri kendi yoluna gitti.Da blev alle Adonijas Gæster skrækslagne og brød op og gik hver sin Vej;
Bunun üzerine Adoniyanın bütün konukları korkuya kapılıp kalktılar, her biri kendi yoluna gitti.Da blev alle Adonjas gjester forferdet; de stod op og gikk, hver sin vei.
Bunun üzerine Adoniyanın bütün konukları korkuya kapılıp kalktılar, her biri kendi yoluna gitti.Då blevo alla de inbjudna som voro hos Adonia förskräckta och stodo upp och gingo bort, var och en sin väg.