Ordunun siyasi gücü anayasa, kanunlar ve toplum tarafından desteklenir.Политическая власть военных поддерживается законом и обществом.
İngilizce Tercüme, “Arap Ülkelerinin Fikri Mülkiyet Kanunları” (2000).«Законы об интеллектуальной собственности в арабских странах», английский перевод, (2000).
Bu kanunlar termodinamiğin kanunlarına benzemektedir.Это толкование противоречит законам термодинамики.
Kanunlara göre hüküm vermeye salahiyeti bulunan yöneticidir.Таким образом, раскрывается несправедливость, которую распространяют те, кто следует предписаниям.
1947'de Şirket Kanunlarıyla işçilerin %75'inin maaşlı ve %90'ının Mısırlı olma zorunluluğu getirildi.По закону принятом в 1947 году, не менее 75 % служащих компаний были египетскими гражданами.
Merkezi Zürih'te bulunan FIFA, İsviçre Kanunları çerçevesinde kurulmuş bir federasyondur.ФИФА — международная футбольная федерация, созданная в соответствии с законами Швейцарии.
Kriminalistiğin kendi değişmez kanunları yoktur.Уголовные законы не имеют обратной силы.
Mevcut kanunlara göre cumhurbaşkanı, başbakanlık görevine gelecek olan adayı parlamentoya sunuyor.Согласно действующему законодательству, кандидата на пост премьер-министра президент представляет парламенту.
Basın Özgürlüğü Kanunları 1532 yılında kabul edilmiştir.В 1855 году был введён закон о свободе печати.
Yahudi kanunları boşanmaya izin verir.Галаха (еврейский закон) допускает разводы.
Aynı kanunlar geçerlidir.Остальные правила такие же.
Temmuz 1959'da Devrim Kanunları Bakanı olarak atandı.После победы Революции в январе 1959 года назначен министром по делам революционной законности.
O zamandan beri çıkarılan koruma kanunlarıyla zamanımızda orada yeniden 20.000 deniz ayısı yaşar.Лишь изданные с тех пор законы, запрещающие охоту на них, позволили популяции вновь возрасти до 20 тысяч.
Konu boşanma olunca, içinde bulunulan ülkenin kanunları, dini kanunlardan önce gelir.Когда брачный возраст ниже по религиозному праву, чем по закону страны, то преобладает закон государства.
Bu kanunlarla, gelecek hakkında öngörüde bulunulur.Сегодняшнее положение и прогноз на будущее.
Adliye, Şer'iye ve Maliye Kanunları Encümenlerinde çalışmıştır.Продажа их осуществлялась в казначействах и судебных установлениях.
İlk uygulamalar Hammurabi kanunlarına dayandırılır.Он был закреплён уже в законах Хаммурапи.
O tarihten bu yana federal kanunlarla korunmaktadır.В то время этот закон противоречил федеральному законодательству.
O zaman geçerli olan kanunlara göre zina boşanma nedeni sayılmadığından boşanamadı.До сих пор неизвестна истинная причина развода супружеской пары.
Kanunları veto edebilir, referanduma sunabilir, parlamentoyu dağıtarak seçimlere gidebilir.Президент может накладывать вето на законы, распускать парламент и назначать выборы.
Pakistan'ın hijab'ı yasaklayan veya yürürlüğe koyan kanunları yoktur.لا يوجد في باكستان قوانين تمنع أو تفرض الحجاب.
Ordunun siyasi gücü anayasa, kanunlar ve toplum tarafından desteklenir.وتدعم السلطة السياسية والعسكرية من خلال القانون، والدستور، والمجتمع.
Bir kuram, yeni ya da daha iyi kanıtların toplanmasıyla bilimsel kanunlara dönüşmez.ولكن النظريات لا تتحول إلى قوانين علمية لمجرد تراكم أدلة جديدة أو أدلة أفضل.
Aynı kanunlar geçerlidir.وهو نفس القانون السابق.
Bu kanunlar, gerçek durumların matematiksel modellerini yapmak için temel oluşturmaktadır.وهذه القوانين تكون على هذا النحو كأساس لصنع النماذج الرياضية لحالات حقيقية.
Fakat 1901'de James Bryce zevce satış hakkında "İngiliz kanunlarımızda böyle bir hak kesinlikle yoktur" der.يكتب جيمس برايس أنه: "ليس هناك أي أثر لما يضمن حق بيع الأزواج في قانوننا الإنكليزي".
Benzer kanunlar Fransa ve Belçika'da da yer aldı.كما تم إصدار قوانين مماثلة في كل من فرنسا و بلجيكا.
İlk uygulamalar Hammurabi kanunlarına dayandırılır.وتكرر ذكرها في قانون حمورابي .
Çoğu Arap ükesi Yahudilere karşı ayrımcı kanunları yürürlüğe soktu.ومن بين القوانين القديمة التي تم إلغاؤها كانت القوانين القاسية ضد اليهود.
Suriye hukuk sistemi Fransız yönetimi sırasında hazırlanan medeni kanunlara dayanıyor.ويستند النظام القانوني السوري أساسًا على القانون المدني، وتأثر بشدة بفترة الحكم الفرنسي.
Süreli kanunlar ise kendiliğinden kalkar (Bütçe Kanunu gibi).إلا أن مثل تلك الآليات متوفرة في الحياة الحقيقية (مثل قانون العقود).
Theodosius kanunlarında bir kanun (C. Th.مرسوم عملي Théodoridés. "law".
Bu yasalar "İngiliz Seyrüsefer Kanunları" (Navigation Acts) olarak adlandırılır.ويسمي البعض هذا القانون بـ"قانون التحرك".
Hatta bununla ilgili kesin kanunlar koymuşlardır.وعليه لهُ أيضاً حقوقٌ راسخة.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.فلقد كان يرى أن الطاوية عبارة عن قانون طبيعي يُجبر كل شخص وكل شيء على اتباعها.
Rusya'nın bir parçası olarak Rusya'daki LGBT kanunlarının çoğu bu bölgede de yürürlüktedir.Como parte da Federação Russa, muita da legislação LGBT da Rússia se aplica a região.
1942'den itibaren kendi öğrencilerine Vichy kanunlarının Fransız hukuk geleneğine aykırı olduğunu öğretmiştir.Ensinava a seus alunos que as leis de Vichy eram contrárias à tradição jurídica Francesa.
Ordunun siyasi gücü anayasa, kanunlar ve toplum tarafından desteklenir.O poder político dos militares é apoiado por lei e pela sociedade.
İtme, Newton'un ikinci ve üçüncü kanunları tarafından nicel olarak tanımlanan bir tepki kuvvetidir.Em termos da Física, é uma força de reação descrita quantitativamente pelas segunda e terceira leis de Newton.
Boyutlar, Kâinat'ın temel bir özelliği veya başka fiziksel kanunların sonucunda ortaya çıkan bir sonucu mudur?As dimensões são propriedades fundamentais do universo ou um resultado emergente de outras leis da física?
Yasaya göre, Sekreterlik Başkanlığı'na tabi olup gizli kararname ve kanunlar tarafından yönetilir.Por lei, a Secretaria é subordinada ao Gabinete do Presidente e é administrada por decretos e leis secretas.
Hükumeti seçme ve devletin kanunlarına karar verme hakkı sadece vatandaşlara ait olacaktır.O direito de fixar a orientação e as leis do Estado é reservado unicamente aos cidadãos.
Sünnetullah: Allah'ın sünneti, tabiat kanunları.Para tanto enfatiza o cumprimento das leis (ordenanças) de Deus.
Kanunlar bu no ile anılır.As nossas leis devem apoiar isso.
Merkezi Zürih'te bulunan FIFA, İsviçre Kanunları çerçevesinde kurulmuş bir federasyondur.A IHF está sediada em Basileia e é uma federação estabelecida sob a Lei da Suíça.
Kanunların uygulanmasına ilişkin esasları gösterir.Perguntas surgem quanto à aplicação da lei de direitos autorais.
Bu mezhepler arasındaki farklılığın temeli, Halaha’ya (Yahudilik kanunları) yaklaşımlarıdır.A principal diferença entre esses grupos é a sua abordagem em relação à lei judaica.
Benzer kanunlar Fransa ve Belçika'da da yer aldı.A canção também alcançou posições na França e Bélgica.
Aynı şekilde Sparta kralı da kanunlara uyacağına yemin ederdi.O novo Rei deveria jurar e manter as leis catalães.
Faraday'in elektroliz kanunları aracılığıyla bu temel yükün (e) değerini tahmin edebildi.Ele foi capaz de estimar o valor desta carga elementar e por meio da lei de Faraday da eletrólise.
Kanunlarla korunmaya çalışılmaktadır.Por esta razão são protegidos por lei.
Bu dönem süresince, Madencilik ve İşgücü Kanunları da devreye konulmuştur.A questão da violência e do trabalho infantil também foi abordada ao longo do programa.
Adaleti sağlayacak kanunların olmasını istemiştir.Vocês deveriam conhecer a justiça.
Aynı kanunlar geçerlidir.O mesmo vale para a lei.
Devrinde hazırlanan kanunların ve kurulan kurumların büyük kısmı onun elinden çıkmıştı.A maior parte das composições e arranjos foram feitas por ele.
Bu kanunlarla, gelecek hakkında öngörüde bulunulur.Tem o poder de prever o futuro.
Bu kurallar içinde regl nida kanunları bulunur.Legalmente, é, pois, esta a regra em vigor.
Sokrates'in Spartalıların kanunlarını takdir ettiği bilinmektedir.O próprio Sócrates é retratado elogiando as leis de Esparta e Creta.
Kanunlar, uygun hareket edenleri ödüllendirip kurallari çiğnemeye cürret edenleri gereğince cezalandırmalıdır.Leis devem recompensar aqueles que obedecem-nas e punir de acordo aqueles que não o fazem.
7. Yeni Dünya’nın doğa kanunları üzerine.Em 3º lugar ao direito romano.