Masayı içeri getir, gereken her şeyi üzerine diz. Kandilliği getirip kandillerini yak.把 桌 子 搬 進 去 、 擺 設 上 面 的 物 . 把 燈 臺 搬 進 去 、 點 其 上 的 燈
Masayı içeri getir, gereken her şeyi üzerine diz. Kandilliği getirip kandillerini yak.把 桌子 搬進 去 、 擺設 上面 的 物 . 把 燈臺 搬進 去 、 點其上 的 燈
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,aj stôl a jeho nádoby, čistý svietnik a všetko jeho náčinie a oltár pre kadivo
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,a mesa com os seus utensílios, o candelabro de ouro puro com todos os seus utensílios, o altar do incenso,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,Az asztalt és annak edényit, a tiszta gyertyatartót, és minden hozzávalót, és a füstölõ oltárt.
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,bàn thờ cùng đồ phụ tùng, chân đèn bằng vàng ròng và đồ phụ tùng, bàn thờ xông hương,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,bàn_thờ cùng_đồ phụ_tùng , chân đèn bằng vàng_ròng và đồ phụ_tùng , bàn_thờ xông hương ,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,bordet med dess tillbehör, den gyllene ljusstaken med alla dess tillbehör, rökelsealtaret,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,Bordet med dets Tilbehør, Lysestagen af purt Guld med alt dens Tilbehør, Røgelsealteret,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,den Tisch und sein Gerät, den feinen Leuchter und all sein Gerät, den Räucheraltar,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,de tafel met het toebehoren, de gouden kandelaar met het toebehoren, het reukofferaltaar,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,in mizo in vso posodo njeno in čisti svečnik in vse priprave njegove in kadilni oltar
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,상과 그 기구와 정금 등대와 그 모든 기구와 분향단과
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,la mesa y sus utensilios, el candelabro de oro puro y todos sus utensilios, el altar del incienso
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,la table et ses ustensiles, le chandelier d`or pur et tous ses ustensiles,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,la tavola con i suoi accessori, il candelabro puro con i suoi accessori, l'altare dei profum
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,masa cu uneltele ei, sfeşnicul de aur curat cu toate uneltele lui, altarul tămîierii;
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,og bordet med det som dertil hører, og lysestaken av rent gull med alt som hører til den, og røkofferalteret
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,pöydän kaluinensa, aitokultaisen seitsenhaaraisen lampun kaikkine kaluinensa, suitsutusalttarin,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,Stół także i naczynia jego, i świecznik czysty ze wszystkiem naczyniem jego, i ołtarz do kadzenia.
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,Stůl také a nádoby k němu, i svícen čistý se všemi nádobami jeho, a oltář pro kadění;
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,yaitu meja dan perlengkapannya, kaki lampu dari emas murni dengan perlengkapannya, mezbah tempat membakar dupa
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,и стол и принадлежности его, и светильник из чистого золота и все принадлежности его, и жертвенник курения,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,трапезата и приборите й, чисто златния светилник с всичките му прибори, и кадилния олтар,
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,ואת השלחן ואת כליו ואת המנרה הטהרה ואת כל כליה ואת מזבח הקטרת׃
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,والمائدة وآنيتها والمنارة الطاهرة وكل آنيتها ومذبح البخور.
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,桌 子 、 和 桌 子 的 器 具 、 精 金 的 燈 臺 、 和 燈 臺 的 一 切 器 具 、 並 香 壇
masayla takımlarını, saf altın kandillikle takımlarını, buhur sunağını,桌子 、 和 桌子 的 器具 、 精金 的 燈臺 、 和 燈臺 的 一切 器具 、 並香壇
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Da tok jeg til orde og sa til ham: Hvad er disse to oljetrær ved lysestakens høire og venstre side?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Derpå spurgte jeg ham:"Hvad betyder de to Olietræer der til højre og venstre for Lysestagen?"
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,És felelék, és mondám néki: Mi ez a két olajfa a gyertyatartó jobb és bal oldalán?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Falei mais, e lhe perguntei: Que são estas duas oliveiras � direita e � esquerda do castiçal?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,In izpregovorim ter mu rečem: Kaj sta ti dve oljki ob desni strani svečnika in ob levi njegovi?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Je pris la parole et je lui dis: Que signifient ces deux oliviers, à la droite du chandelier et à sa gauche?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Kemudian aku bertanya lagi kepadanya, "Apa arti kedua batang pohon zaitun di kanan kiri kaki lampu itu
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,내가 그에게 물어 가로되 등대 좌우의 두 감람나무는 무슨 뜻이니이까 하고
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Quindi gli domandai: «Che significano quei due olivi a destra e a sinistra del candelabro
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Ta bèn đáp lại cùng người rằng : Hai nhánh ô - li-ve ở bên hữu và bên tả chơn đèn là gì ?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Ta bèn đáp lại cùng người rằng: Hai nhánh ô-li-ve ở bên hữu và bên tả chơn đèn là gì?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Tedy odpovídaje jemu, řekl jsem? Co ty dvě olivy po pravé straně toho svícnu, i po levé straně jeho?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Tedy odpowiadając rzekłem mu: Cóż są te dwie oliwy po prawej stronie tego świecznika, i po lewej stronie jego?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Toen vroeg ik de engel: "Wat betekenen die twee olijfbomen aan weerszijden van de kandelaar?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Und ich antwortete und sprach zu ihm: Was sind die zwei Ölbäume zur Rechten und zur Linken des Leuchters?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Y le hablé diciendo: --¿Qué significan estos dos olivos a la derecha y a la izquierda del candelabro
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Тогава отговаряйки ме рекох: Какви са тия две маслинени дървета отдясно на светилника и отляво.
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,Тогда отвечал я и сказал ему: что значат те две маслины с правой стороны светильника и с левой стороны его?
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,ואען ואמר אליו מה שני הזיתים האלה על ימין המנורה ועל שמאולה׃
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,فاجبت وقلت له ما هاتان الزيتونتان عن يمين المنارة وعن يسارها.
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,我 又 問 天 使 說 、 這 燈 臺 左 右 的 兩 棵 橄 欖 樹 、 是 甚 麼 意 思
Meleğe, ‹‹Kandilliğin sağındaki ve solundaki bu iki zeytin ağacı nedir?›› diye sordum,我 又 問 天使說 、 這燈臺 左右 的 兩 棵 橄欖樹 、 是 甚 麼意思
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Aitokultaisen seitsenhaaraisen lampun lamppuja hän hoitakoon niin, että ne aina palavat Herran edessä.
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››A-rôn sẽ để các đèn trên chân đèn bằng vàng , cho đèn cháy luôn_luôn trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››A-rôn sẽ để các đèn trên chân đèn bằng vàng, cho đèn cháy luôn luôn trước mặt Ðức Giê-hô-va.
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Egli le disporrà sul candelabro d'oro puro, perché ardano sempre davanti al Signore
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Er soll die Lampen auf dem feinen Leuchter zurichten vor dem HERRN täglich.
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Harun harus mengurus lampu-lampu pada kaki lampu dari emas murni supaya tetap menyala di Kemah TUHAN
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Il arrangera les lampes sur le chandelier d`or pur, pour qu`elles brûlent continuellement devant l`Éternel.
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››그가 여호와 앞에서 순결한 등대 위의 등잔들을 끊이지 않고 정리할지니라
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Lamporna på den gyllene ljusstaken skall han beständigt sköta inför HERRENS ansikte.
RABbin huzurunda saf altın kandillikteki kandiller sürekli yanacaktır.››Na čistem svečniku naj razpostavlja svetilnice pred GOSPODOM neprestano.