Dünyayı kandırmak istediğinizde doğruyu söyleyin.When you want to fool the world, tell the truth.
Asla seni kandırmak istemedim.I never wanted to deceive you.
Kendilerini kandırmak için gençlerin yeteneğini hafife aldım.I underestimated teenagers' ability to delude themselves.
Bir insanı öyle kandırmak haksızlık.It's wrong to trick people like that.
Ben o gece yalnızdım, sizi kandırmak için sesler çıkarıyordum, hepsi bu kadar!I was alone that night, making noises to trick you, that's all!
Sence çocukları kandırmak kolay mıdır?Do you think it is easy to deceive children?
Bir yalan makinesini kandırmak oldukça basittir.Fooling a polygraph is pretty simple.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Satan represents undefiled wisdom, instead of hypocritical self-deceit!
Despina Don Alfonso'dan kızları kandırmak için kendi planının uygulanmasını ister.Despina has asked Don Alfonso to let her take over the seduction plan.
Gerçekten de onu kandırmak imkansız.He really can't be tricked.
O, balıkların hassas bir pembe terazi boyama kandırmak için oldukça tuhafThat trick of staining the fishes' scales of a delicate pink is quite peculiar to
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.To serve other people, not to manipulate other people.
Buradaki fikir açık olarak sadece kontrol odasındaki operatörleri kandırmak değil.The idea here is obviously not only to fool the operators in the control room.
İmkansız sandık illüzyonu. beyni iki boyutta kandırmak daha kolaydır.The impossible crate illusion. It's easy to fool the brain in 2D.
Münafıklar, Allah'ı kandırmak isterler ve o da onların cezasını verir.The hypocrites try to deceive God, but He (leads them to) deceive themselves.
Bizi büyülemek, kandırmak için hangi delili gösterirsen göster demişlerdi, biz sana inanmayacağız.They said: "Whatsoever the sign you have brought to deceive us, we shall not believe in you."
Colombina'nın Arleken'i kandırmak için çok sayıda kılık değiştirdiğine dair kayıt vardır.There is record of Columbine using numerous disguises to trick Harlequin.
Devamlılık illüzyonları genellikle seyirciyi kandırmak için sihirbazlar tarafından kullanılır.[1]Illusions of good continuation are often used by magicians to trick audiences.[10]
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Satan bedeutet unverfälschte Weisheit statt heuchlerischem Selbstbetrug.
Dünyayı kandırmak istediğinizde doğruyu söyleyin.Cuando quiera engañar al mundo, diga la verdad.
Dünyayı kandırmak istediğinizde doğruyu söyleyin.Quando volete ingannare il mondo dite la verità.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Satana rappresenta saggezza manifesta invece di autoinganno ipocrita.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Сатана олицетворяет неосквернённую мудрость вместо лицемерного самообмана!
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!شيطان يمثل الحكمة النقية بدل خداع النفس ونفاقها.
Yıllar boyunca zeki oğlu Michael'i 16 yaşında değil de 22 yaşında doğurduğu konusunda kandırmaktadır.كانت لسنوات، تخبر مايكل أنها أنجبته في سن 22 بدلا من 16.
İnsanları kandırmakta ustadır.إنك تسيء إلى الناس إذا لم تخدعهم.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Satã representa sabedoria pura ao invés de auto-ilusão hipócrita!
Bu genelde seyirciyi ya da okuyucuyu kandırmak içindir.O discurso é frequentemente dirigido directamente para o leitor ou espectador.
Tommy, Sonny'ye sahte para vererek onu kandırmak ister.Tommy tenta lhe enganar, entregando dinheiro falsificado.
Despina Don Alfonso'dan kızları kandırmak için kendi planının uygulanmasını ister.Chcą nawet pojedynkować się z Don Alfonsem w obronie honoru swoich dziewcząt.
Bu genelde seyirciyi ya da okuyucuyu kandırmak içindir.Найчастіше мають повчальний характер спрямований до читачів або слухачів.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Сатана уособлює незаплямовану мудрість замість лицемірної самоомани!
Kandırmak onların cani taktiklerinin başında gelirdi.Виникли початкові форми їх тактичної організації.
Bu genelde seyirciyi ya da okuyucuyu kandırmak içindir.Narațiunea la persoana I include adesea un ascultător sau cititor, care servește ca publicul poveștii.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Sátán szeplőtlen bölcsességet képvisel az álszent önámítás helyett.
Kandırmak onların cani taktiklerinin başında gelirdi.A menekülő katonák saját taktikájuk csapdájába estek.
İnsanları kandırmakta ustadır.Becsapják a munkásokat!
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Saatana edustaa tahriintumatonta viisautta tekopyhän itsepetoksen sijaan!
Fakat aslında Angel büyünün etkisi altında değildir ve Buffy ile birlikte Faith'i kandırmaktadır.Angel kumminkin suojelee Faithia ja loukkaa Buffyn tunteita.
Şeytan, iki yüzlülük yapıp kendini kandırmak yerine saf bilgiyi temsil eder!Ο Σατανάς αντιπροσωπεύει αμόλυντη σοφία αντί υποκριτικής αυτοπεποίθησης.
İnsanları kandırmakta ustadır.Kvinners kunstferdigheter bedrar menn.
Despina Don Alfonso'dan kızları kandırmak için kendi planının uygulanmasını ister.ドン・アルフォンソはデスピーナと姉妹を陥落させる計画を進める。
İnsanları kandırmakta ustadır.人を騙すのが得意。
Ofisteki asistanını kandırmak ve onu oyuncak tabancayla şoka sokmak gibi eğlenceleri vardır.지역에 따라 조커콜을 총을 쐈다고 하고 조커콜을 당한 조커를 총맞았다고 한다.
Bazı türler potansiyel tehditleri kandırmak için gerçekte sırt üstü dönüp, dillerini dışarı çıkarırlar.שכן, מינים מסוימים יתהפכו על הגב וישרבבו את הלשון שלהם כדי להטעות איומים פוטנציאליים.
Bu genelde seyirciyi ya da okuyucuyu kandırmak içindir.Najčešće je to priznati književnik ili literarni stručnjak.
Düşmanlarını kandırmak için önce yandaşlarını kandırması gerekmekteydi.Optuživali su njegove protivnike da mu podmeću.
Bu genelde seyirciyi ya da okuyucuyu kandırmak içindir.Tai patogu ir skaitytojui ar žiūrovui.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Anderen Menschen zu helfen und nicht diese zu manipulieren.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.At tjene andre mennesker, ikke at manipulere med andre mennesker.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.By pomóc innym ludziom, nie by innymi manipulować.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Để phục vụ mọi người, không phải để thao túng họ.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.För att tjäna andra människor, inte manipulera dem.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.남을 조종하는 방향이 아니라, 남에게 봉사하는 방향으로 말입니다.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Másokat szolgálni, és nem másokat manipulálni.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Om andere mensen te dienen, niet om ze te manipuleren.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Para servir a otras personas, no para manipularlas.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Para servir os outros e não para manipular os outros.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Pentru a-i servi pe ceilalţi, nu pentru a-i manipula.
Başkalarına fayda için; kandırmak için değil.Per servire gli altri, non per manipolarli.