Ana içeriğe geç
Sözlük

kan ile cümle

kan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kanguruların yavrularını taşımak için garip bir yöntemi var.Kangaroos have a strange method of carrying their young.
Kanal 79'da haber zamanı.It's time for the news on Channel 79.
Kanser farklı organlara yayıldı.The cancer had spread to several organs.
Banyo boruları kanalizasyonla tıkanmış.The bathroom pipes are clogged with sewage.
Kanalizasyon çoğunlukla okyanusu kirletir.Sewage often pollutes the ocean.
Kanamayı durdurmak için yara üstüne baskı uygula.Put pressure on the wound to stop the bleeding.
Söylediğinin doğru olduğunu kanıtlayabilir misin?Can you prove that what you said is true?
Tom, uzun bir günün ardından kanepede dinlenmeyi seviyor.Tom likes to rest on the couch after a long day.
Uzun bir günden sonra Tom kanepede dinlenmeyi sever.Tom likes to rest on the couch after a long day.
Dünyanın en büyük teleskobu Kanarya Adalarındadır.The world's largest telescope is in the Canary Islands.
Bazı Kanada topraklarında neredeyse hiç insan yoktur.Some Canadian territories have almost no people.
Bilim adamları kanser için henüz bir aşı bulmadı.Scientists haven't found a vaccine for cancer yet.
Kongreden geçtikten sonra, Cumhurbaşkanı kanunu veto etti.The President vetoed the law after Congress passed it.
Tom bir trafik kanunu ihlal ettiği için bir trafik cezası aldı.Tom got a ticket for violating a traffic law.
Bilim adamları henüz kanser için bir çare bulmadılar.Scientists haven't found a cure for cancer yet.
Sana birkaç soru sormak ve kan örneği almak zorundayım.I must ask you a few questions and take a blood sample.
Bu gerçek onun masumiyetini kanıtlıyor.This fact proves her innocence.
Kanada'da hangi diller konuşuluyor?What languages are spoken in Canada?
Nefret, toplumdaki kanserdir.Hate is a cancer on society.
O kanepeyi yeniden döşettirmelisin.You should get that sofa reupholstered.
Kediyi kanepeden uzak tut.Keep the cat off the couch.
Birkaç yıl kanserle savaştıktan sonra sonunda seksen yedi yaşında yaşamını yitirdi.After battling cancer for several years, he finally passed away at the age of 87.
Kanun en güvenli koruyucudur.Law is the safest helmet.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
O beni kanatlarının altına aldı ve bildiği her şeyi bana öğretti.She took me under her wing and taught me everything she knows.
Birçok kanser hastası kemoterapiden dolayı saçlarını kaybeder.Many cancer patients lose their hair because of the chemotherapy.
Boş zamanımda Kanada geyiği avlarım.I hunt elk in my leisure-time.
Kannadaca konuşamıyorum.I can't speak Kannada.
Onun parmağı kanıyor.His finger bleeds.
Parmağı kanıyor.His toe bleeds.
Tek kanıt iç çamaşıra yapışmış meni kalıntılarıydı.The only proof was the remains of the semen which had stuck to the underwear.
Kanun herkes için aynıdır.The law is the same for everyone.
Keşke kanatlarım olsa!If only I had wings!
Birleşik Devletler, Kanada ile sınırdaştır.The United States is next to Canada.
Kanji için Japonca ve Çince telaffuz çok farklı, değil mi?The Japanese and Chinese pronunciation for kanji is very different, isn't it?
Kanji çalışıyorum.I am studying kanji.
Bir iddia bir kanıt değildir.An assertion isn't a proof.
Kanunun dediği bu.This is what the law says.
Onlar böyle bir kanıt bulmadılar.They found no such proof.
Onlar onun Kanada'ya gitmesine yardımcı oldu.They helped him get to Canada.
Onların Kanada'ya geçmeleri için izin verilmedi.They were not permitted to cross into Canada.
Onlar bunun onun kan basıncını yükselteceğini söyledi.They said it would make his blood pressure go up.
Kan kaybından zayıf düşmüştü.He was weak from the loss of blood.
Kansas'ı huzurlu tutmak için çok çalıştı.He had worked hard to keep Kansas peaceful.
Bir yerel televizyon kanalı için video çekti.He took the video to a local TV station.
Savaş hızla şiddetli ve kanlı oldu.The battle quickly became fierce and bloody.
Savaş şiddetli ve inanılmaz şekilde kanlıydı.The battle was fierce and unbelievably bloody.
Kanada da savaş için hazırlanmaya başladı.Canada, too, began to prepare for war.
Kanadalı yetkililer, her insanın malzemelerini tarttı.Canadian officials weighed the supplies of each man.
Bir doktor derhal onun sol kolunu kesip çıkardı ve ağır kanamayı durdurdu.A doctor quickly cut off his left arm and stopped the heavy bleeding.
Anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri'ne bir kanal bölgesi verdi.The treaty gave the United States a canal zone.
Döğüş daha kanlı oldu.The fighting grew bloodier.
Toprak kandan dolayı kırmızıya döndü.The earth became red with blood.
Beyninde bir kan damarı patladı.A blood vessel burst inside his brain.
Kanlı Avrupa çatışması bitti.The bloody European conflict was over.
Kane başkanın eski bir arkadaşıydı.Kane was an old friend of the president.
Yardım gelmeden önce Johnston kan kaybından öldü.Johnston bled to death before help arrived.
Başkan Madison kanun taslağını imzaladı.President Madison signed the bill into law.
Kanser derhal kaldırılmalı.The cancer needed to be removed immediately.
Dünyayı kandırmak istediğinizde doğruyu söyleyin.When you want to fool the world, tell the truth.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod