Ana içeriğe geç
Sözlük

kan ile cümle

kan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kanıt ikinci dereceydi.The evidence was circumstantial.
Leyla kansere yakalandı.Layla developed cancer.
Leyla çok ciddi bir kansere yakalandı.Layla developed a very serious cancer.
Leyla kanser hastasıydı.Layla suffered with cancer.
Leyla kanserden muzdaripti.Layla suffered with cancer.
Leyla birkaç hafta sonra başka bir kanser kontrolünden geçtiLayla had another cancer check-up a few weeks later.
Leyla kanserden kurtuldu.Layla was cancer-free.
Leyla kanıyordu.Layla was bleeding.
Leyla kanla kaplıydı.Layla was covered in blood.
Gerçekten Tom'un Kanadalı olduğunu düşünüyor musun?Did you really think Tom was Canadian?
Bu Mary'nin masum olduğunun reddedilemez kanıtıdır.This is irrefutable proof that Mary is innocent.
Bu program beni korkutuyor. Kanalı değiştiriyorum.This show horrifies me. I'm changing the channel.
Bu gösteri beni korkutuyor. Kanalı değiştiriyorum.This show horrifies me. I'm changing the channel.
O, kanepede ona biraz daha yaklaştı.She slid a little closer to him on the sofa.
Tom kanepede Mary'ye biraz daha yaklaştı.Tom slid a little closer to Mary on the couch.
Leyla'nın cesedi kanepede yatıyordu.Layla's body was laying on the couch.
Yara ağır bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Yara şiddetli bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Bir Kanada doları 0.73 ABD dolarına eşittir.One Canadian dollar equals 0.73 US dollars.
Hiçbir Kanadalıyı tanımıyorum.I don't know any Canadians.
Kanadalı bir arkadaşım var.I have a Canadian friend.
Leyla'nın yüzü kanla kaplıydı.Layla's face was covered in blood.
Leyla'nın yüzü kanla kaplandı.Layla's face was covered in blood.
Leyla'nın gömleği kanla kaplıydı.Layla's shirt was covered in blood.
Leyla hızla kan kaybediyordu.Layla was losing blood fast.
Leyla bolca kanıyordu.Layla was bleeding profusely.
Herhangi bir Kanadalı tanıyor musun?Do you know any Canadians?
Tom'un Kanadalı olmadığından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom isn't Canadian.
Siz ve Tom ikiniz de Kanadalı değil misiniz?Aren't you and Tom both Canadians?
Leyla kanserle savaşıyordu.Layla was battling cancer.
Leyla, Temmuz 2006'da kanserden öldü.Layla died of cancer in July 2006.
Tom'un gömleği kanla kaplıydı.Tom's shirt was covered with blood.
Tom'un yüzü kanla kaplıydı.Tom's face was covered with blood.
Tom'un yüzü kanla kaplandı.Tom's face was covered with blood.
Kanadalı değil misin?Aren't you Canadian?
Kanıt istemiyor musun?Don't you want proof?
Hatalı olduğumu kanıtlayabilir misin?Can you prove I'm wrong?
Leyla kanamayı durdurmak için ellerini Sami'nin yarasının üstüne koydu.Layla put her hands on top of Sami's wound to stop the bleeding.
Kandırıldığı için kızgındı.She was angry that she had been fooled.
Leyla, Sami'nin kendi kanını kullanarak duvara köpek sözcüğünü yazdı.Using Sami's own blood, Layla wrote the word dog on the wall.
Sen bir Kanada vatandaşı değil misin?Aren't you a Canadian citizen?
Siz üçünüz Kanadalı değil misiniz?Aren't you three Canadians?
Tom kusursuz bir Kantonca konuşur.Tom speaks impeccable Cantonese.
Tom 2013'te kanserden öldü.Tom died of cancer in 2013.
Sami Leyla'yı kandırabilmişti.Sami was able to fool Layla.
Sami herkesi kandırdı.Sami fooled everyone.
Tom, Mary, John ve Alice hepsi Kanadalı.Tom, Mary, John and Alice are all Canadians.
"O bir kaniş köpeği mi" "Emin değilim.""Is that a poodle?" "I'm not sure."
Bu gece kanepede uyuyacağım.I'll sleep on the couch tonight.
Kral ve kraliçelerin kavgaları çok kan dökülmesine yol açmıştır.The quarrels of kings and queens have led to much bloodshed.
Onun saltanatı kısa ama kanlıydı.His reign was short, but bloody.
Sen bir Kanadalı değilsin, değil mi?You aren't a Canadian, are you?
Tom da Kanadalıdır.Tom is also Canadian.
Polisin Tom'a karşı başka kanıtı yok.The police have no other evidence against Tom.
Tom, Mary'nin Kanadalı olduğunu öğrendi.Tom found out that Mary was Canadian.
Tom kanıttan kurtulmak istedi.Tom wanted to get rid of the evidence.
Tom Mary'nin gerçekten bir Kanadalı olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't really a Canadian.
Herkes Tom'un Kanadalı olduğunu varsayıyordu.Everybody assumed that Tom was Canadian.
Polisin Tom'a karşı bir kanıtı yok.The police have no evidence against Tom.
Tom kandırıldığı için utandı.Tom was embarrassed that he'd been fooled.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kan ile cümle - Sayfa 37 - kan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App