Kanun her zaman haklı değildir.The law isn't always right.
Kanun gayet açık.The law is perfectly clear.
Tom dil kanserine yakalandı.Tom developed tongue cancer.
Lütfen bize kanıtını göster.Please show us your proof.
Tom bir Kanadalı doğmadı.Tom wasn't born a Canadian.
Kan örneklemesinden hiç korkmuyordum.I wasn't afraid of the blood sampling at all.
Tom bu gece kendini kanıtladı.Tom proved himself tonight.
Tom kanıtı inceledi.Tom examined the evidence.
Bu, eyalet kanununu ihlal ediyor.This violates state law.
Senin hatalı olduğunu kanıtlayacağım.I'll prove you're wrong.
Bu kanun neden gerekli?Why is this law needed?
Kendini kandırma, Tom.Don't fool yourself, Tom.
Peki kimi kandırıyorsun?So who are you kidding?
Tom tavuk kanatlarını sever.Tom loves chicken wings.
Tom bir kantri şarkıcısıdır.Tom is a country singer.
Kanun çok açık.The law is very clear.
Tom onları yanlış kanıtladı.Tom proved them wrong.
Kanıtını görelim.Let's see your proof.
Kanser beni öldürebilir.Cancer might kill me.
Yeni kanunlar gerekli değil.New laws are needed.
Tom aksini kanıtladı.Tom proved otherwise.
Tom'un kolon kanseri vardı.Tom had colon cancer.
Tom'un hatalı olduğunu kanıtladık.We proved Tom wrong.
Bugün onu kanıtladık.We proved it today.
Kan davası devam ediyor.The feud continues.
Tom kendini kanıtladı.Tom proved himself.
Yanlış kanıtlandım.I was proved wrong.
Taze kana ihtiyacımız var.We need new blood.
Biz sadece onu kanıtladık.We just proved it.
Bize kanıtı göster.Show us the proof.
Kanunlara uyarım.I follow the law.
Kanım kaynıyordu.My blood boiled.
Kanunlara uy.Obey the law.
Wassily Kandinsky, 16 Aralık 1866'da Moskova'da doğdu.Wassily Kandinsky was born on the 16th of December 1866 in Moscow.
Bir hayli Kanadalı arkadaşım var.I have many Canadian friends.
Birçok Kanadalı arkadaşım var.I have a lot of Canadian friends.
Bir sürü Kanadalı arkadaşım var.I have lots of Canadian friends.
Tom'un ebeveynleri Kanada'nın dışında doğdular.Tom's parents were born outside Canada.
Sence bu adil bir kanun mudur?Do you think it's a fair law?
Bunun adil bir kanun olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's a fair law?
Vinil kayıtlarından kansere yakalanabileceğini düşünüyor.He thinks he can get cancer from vinyl records.
Tom adında Kanadalı bir adamla tanıştım.I met a Canadian man named Tom.
"Üzgünüm" dedi ve Kanada bayrağına faşist selamı verdi.He said, "I'm sorry" and gave a fascist salute to the Canadian flag.
Güzellik ürünlerini Kanada domuzları üzerinde test ettiler.They tested the beauty products on Canadian pigs.
Bu Kanadalı kadınlar çok fazla egzersiz yaptıkları için kilo almadan bira içebilir.These Canadian women can drink beer without gaining weight because they exercise so much.
Daha fazla kanıta ihtiyacımız var.We need more evidence.
Tom, Avustralya'da Kanada hükümetine casusluk ederken yakalandı.Tom was captured while spying on the Canadian government in Australia.
Çoraplarınızı kanepenin altında bırakmayın.Don't leave your socks under the couch.
Suç, Park Caddesi'ndeki I. Kanada Bankası'nda saat 2.30'da meydana geldi.The crime occurred at 2:30 in the First Canadian Bank on Park Street.
Biz Kanadalı değiliz.We aren't Canadians.
Bu kano güvenli değil.This canoe is not safe.
Tom Kanadalı siyasetten nefret ediyordu.Tom hated Canadian politics.
Buraya Kanadalı turistlerle dolu bir otobüs daha geliyor.Here comes another bus load of Canadian tourists.
Ben sadece bir başka şımarık Kanadalıyım.I'm just another spoiled Canadian.
Kanada mutfağı korkunçtur.Canadian cuisine is horrible.
Kanada mutfağı berbattır.Canadian cuisine is horrible.
Neden bu kadar çok Kanadalı'nın Amerikan pasaportu var?Why do so many Canadians have American passports?
Tom kanser kurbanının hayatını kurtarmak için kemik iliğini bağışladı.Tom donated his bone marrow to save the cancer victim's life.
Özgürlük sevgisi, Amerikan damarlarımızda akan ortak bir kan.The love of liberty is a common blood that flows in our American veins.
Tom bir deri kanepe satın aldı.Tom bought a leather couch.