Kendini kanıtlamak zorunda değilsin.You don't have to prove yourself.
Kanıt olmadan onu hırsızlıkla suçlayamazsın.You can't accuse him of theft without having proof.
Kovuşturma ikizlerden hangisinin suçu işlediğini kanıtlayamadı.The prosecution could not prove which of the twins had committed the crime.
Kanım damarlarımda dondu.My blood froze in my veins.
Onların çoğu Kanadalı.Most of them are Canadians.
Sen tanıdığım tek Kanadalısın.You're the only Canadian I know.
Sen okulumuzdaki tek Kanadalısın.You're the only Canadian in our school.
Sen domuz pastırması sevmeyen tanıdığım tek Kanadalısın.You're the only Canadian I know that doesn't like bacon.
Bu kolayca kanıtlanabilir.This can be easily proven.
Tom herkesi kandırdı.Tom fooled everybody.
Onları yanlış kanıtlayacağım.I will prove them wrong.
Amsterdam kanallarıyla ünlüdür.Amsterdam is famous for its canals.
Hollanda, yel değirmenleri, laleler, ahşap takunya ve kanallar ile ünlüdür.The Netherlands is famous for its windmills, tulips, wooden clogs and canals.
Benim en iyi arkadaşım Kanadalı.My best friend comes from Canada.
Düğünden önceki akşam Mary hâlâ soğuk kanlıydı.The evening before the wedding, Mary was still calm as a cucumber.
Kanadalı bir genç bir kayıp Maya kentini keşfetti.A Canadian teenager has discovered a lost Mayan city.
Onun adet kanaması başladı.She has her period.
Kan hücreleri kemik iliğinde üretilirler.Blood cells are produced in the bone marrow.
Hiç Avustralya'da yaşayan Kanadalı tanıyor musun?Do you know any Canadians living in Australia?
Ne iğrenç görünümlü bir kanepe.What a hideous-looking couch.
Burnun kanıyordu.Your nose was bleeding.
Tom benim kankamdı.Tom was my buddy.
Tom kanserle savaşıyor.Tom is fighting cancer.
Tom'un kan grubu 0+.Tom's blood type is O+.
Tom'un kan grubu O pozitiftir.Tom's blood type is O positive.
O pozitif en yaygın kan grubudur.O positive is the most common blood type.
Bu serçe uçamaz. Onun kanatları kırık.This sparrow can't fly. Its wings are broken.
Bu, eyalet kanunu.That's state law.
Yine kandırılmayalım.Let's not be fooled again.
Kanıta bir göz atalım.Let's take a look at the evidence.
Onlar Kanadalı, değil mi?They're Canadians, aren't they?
Bunu yapabileceğimi kanıtlamak istiyorum.I want to prove I can do this.
Tek bir bardak alkol kanser riskini artırır.A single glass of alcohol increases the risk of cancer.
O, kanserden ölmekten korkuyor.She is afraid of dying from cancer.
Onlar bunu onun yaptığını biliyordu ama bunu kanıtlayamadılar.They knew that he did it but they couldn't prove it.
Tom Kanadalı olduğunu söylüyor.Tom says he's Canadian.
Tom'un ebeveynleri Kanadalı.Tom's parents were Canadian.
Tom ve Mary'nin Kanadalı olduğunu düşünüyorum.I think Tom and Mary are Canadians.
Kan, yarasından akıyordu.Blood flowed from his wound.
Yarasından kan sızıyordu.Blood trickled from his wound.
Tom bir Kanada vatandaşı mı?Is Tom a Canadian citizen?
Hem Tom hem de Mary Kanadalı.Tom and Mary are both Canadians.
Tom'un Kanadalı bir kız arkadaşı var.Tom has a Canadian girlfriend.
Tom 2013 yılında kanserden öldü.Tom died from cancer in 2013.
Tom bir Kanadalı olduğunu iddia ediyor.Tom claims to be a Canadian.
Sen çok kan kaybettin.You lost a lot of blood.
Tom, kanepede uzandı ve uykuya daldı.Tom stretched out on the sofa and fell asleep.
Tom kanapenin üzerinde uzandı ve uykuya daldı.Tom stretched out on the couch and fell asleep.
Tom'un yüzünden kan aktı.The blood drained from Tom's face.
Kan onun yüzünden çabucak sızdı.The blood quickly drained from her face.
Çocuk kanepe mağazasını dolaşmayı seviyor.The boy likes walking around the sofa store.
Tom bir Kanadalı mı?Is Tom a Canadian?
Tom bir kanser yenen.Tom is a cancer survivor.
Tom'un bir Kanadalı olduğunu düşündüm.I thought Tom was a Canadian.
Eğer yorgunsan kanepeye uzanabilirsin.You can crash on the sofa if you're tired.
Sen kanıyorsun!You're bleeding!
Esrar satın almak ve tüketmek birçok ülkede kanunen yasaklanmıştır.Buying and consuming cannabis is prohibited by law in many countries.
O bir Kanadalı kız eşliğinde geldi.He came accompanied by a Canadian girl.
O gerçek kan mı?Is that real blood?
Bu kanepe güzel değil.This sofa is not nice.