Ana içeriğe geç
Sözlük

kan ile cümle

kan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Damarlarımda kahramanların kanı akıyor.The blood of heroes flows in my veins.
Hangi lisanı daha çok seversin, Kannada ya da Telugu?Which language do you like better, Kannada or Telugu?
Kanada işsizlik oranı 2015 yılının Ekim ayında yüzde 7 idi.The Canadian unemployment rate was 7 percent in October of 2015.
Tom ellerindeki kanı yıkayarak çıkardı.Tom washed the blood off his hands.
Tom'un hiç kanıtı yok.Tom doesn't have any proof.
O, kan portakalını tercih eder.She prefers blood oranges.
İddiaların için bir kanıtın olmadığı sürece ben bu konuşmayı yapmıyorum.So long as you have no evidence for your assertions, I am not having this conversation.
Kanada'da Fransızca konuşan kimseler var mı?Are there French speakers in Canada?
Kanalı değiştirebilir miyim?May I change the channel?
Diş etlerim kanıyor.My gums are bleeding.
Bu eski bir Kanada geleneğidir.This is an old Canadian custom.
Hırs benim burnumu kanatıyor.Ambition gives me a nosebleed.
İddiaları kanıtla desteklemek önemlidir.It's important to back up claims with evidence.
Tüm kanımız yaklaşık günde altmış kez böbreklerimizden geçer.All our blood passes through our kidneys about sixty times a day.
Hiçbir DNA kanıtı bulunmadı.No DNA evidence was found.
Eğer tırnaklarınızı yerseniz, er ya da geç parmaklarınızı kanatacaksınız.If you bite your fingernails, sooner or later you will make your fingers bleed.
Kanada'da kışın her zaman kar yağar.It always snows during winter in Canada.
Kan bağışında bulun!Donate blood.
Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws.
Kanada bir İskandinav ülkesidir.Canada is a Nordic country.
O, Kansas Üniversitesi'ne gitti.He went to the University of Kansas.
Tom karaciğer kanserinden öldü.Tom died of liver cancer.
Tom'un seni kandırmasına izin verme.Don't let Tom fool you.
Kesin kanıtınız var mı?Do you have hard evidence?
Tom benimle kanepede oturmak için geldi.Tom came to sit with me on the sofa.
Tom televizyon izlerken kanapenin üzerinde uykuya dalmış.Tom fell asleep on the couch while watching TV.
Senin ellerinde kan var.You have blood on your hands.
O, en iyi arkadaşları Tom, Mary ve diğerlerine kanser olduğunu söyledi.He told his best friends Tom, Mary, etc. that he has cancer.
Dedektifler başka kanıt bulmadı.The detectives found no other evidence.
Herkesin kendi kanaatleri olabilir, ama kendi gerçekleri değil.Everyone is entitled to his own opinions, but not his own facts.
O, odamızdaki kanepede oturuyordu.He was sitting on the sofa in our room.
Somme savaşı insanlık tarihinde en kanlı savaşlarından biriydi.The battle of the Somme was one of the bloodiest battles in human history.
Kongre kütüphanesi bir Youtube kanalına sahiptir.The Library of Congress has a Youtube channel.
Bizi kandırmaya çalışmayı bırak.Stop trying to fool us.
Biz tekrar kandırılmayacağız.We won't be fooled again.
Kan görünce bayılan bir hemşire istemiyorum.I don’t want a nurse who swoons at the sight of blood.
Mary'nin burnu kanıyordu.Mary's nose was bleeding.
Tam olarak ne kanıtlamaya çalışıyorsun?What exactly are you trying to prove?
Bosna-Hersek Federasyonu on tane kantondan oluşur.The Federation Bosnia-Herzegovina consists of ten cantons.
Kanın nereden geldiğini söyleyemem.I can't tell where the blood is coming from.
Sadece kan görme onu bitkin düşürüyor.The mere sight of blood makes him faint.
Tom kan görmeye karşı hassastır.Tom is squeamish at the sight of blood.
Kan görme beni kusacak gibi ve sersem hissettiriyor.The sight of blood makes me feel queasy and lightheaded.
Benim hiç kanıtım yok.I have no proof.
Tom ellerinden kanı yıkadı.Tom washed away the blood from his hands.
Kanalizasyon tekrar tıkanmış.The drain is clogged again.
Profesör kanaatkar yemekleriyle ünlüydü.The professor was famous for his abstemious meals.
Birkaç Kanadalı arkadaşım var.I have several Canadian friends.
Tom kanepede uyudu.Tom slept on the sofa.
O, kan değil; O, domates suyu.That's not blood; it's tomato juice.
Tom gerçekten Kanadalı mı?Is Tom really Canadian?
Polis olay yerinde kanıt gizledi.The police planted evidence at the crime scene.
Teyzem akciğer kanserinden öldü.My aunt died of lung cancer.
Halam akciğer kanserinden öldü.My aunt died of lung cancer.
Senin kan şekeri seviyelerin çok yüksek.Your blood glucose levels are too high.
Ben ikinci kez doğacak olsam Kanadalı olmak isterim.If I were to be born a second time, I would like to be Canadian.
Her şey kanun önünde eşittir.Everyone is equal before the law.
Mary bir Kanada vatandaşı.Mary is a Canadian citizen.
Ona hatasını kanıtladım.I proved her wrong.
Bölgesel konsey sol kanattan hakimdir.The regional council is dominated by the left wing.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod