Ana içeriğe geç
Sözlük

kan ile cümle

kan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu defa kanıtımız var.This time we have proof.
Ben bir kanser hastasıyım.I'm a cancer patient.
Belki kendimi kandırıyorum.Maybe I'm fooling myself.
Kanıtınız geçersiz.Your argument is invalid.
Hiç kanıtın var mı?Do you have any evidence?
Herhangi bir kanıt bulmadın mı?Didn't you find any evidence?
Bu kanıtı nerede buldun?Where did you find this evidence?
Birkaç Kanadalı tanıyorum.I know several Canadians.
Gerçekten Kanadalı mısın?Are you really Canadian?
Kanadalı olduğumu mu düşündün?Did you think I was Canadian?
Kız arkadaşım Kanadalı.My girlfriend is Canadian.
Ben bile Kanadalı değilim.I'm not even Canadian.
Tom kan görmeye dayanamıyor.Tom can't stand the sight of blood.
Kanıt sorgulanabilir.The evidence is questionable.
Bir buzkıran, buzda on beş metre genişliğinde bir kanal açabilir.An icebreaker can carve a channel in the ice fifteen meters wide.
Bunu kanıtlayabileceğini düşünüyorum.I think you can prove it.
Kedi benim kanapemi mahvetmeden önce iyi bir tırmalama tahtası almam gerekiyor.I need to buy a good scratching post before my cat destroys my sofa.
Vampir kan susuzluğunu kontrol edemedi.The vampire was unable to control his thirst for blood.
Seni kandırdık.We tricked you.
Onları kandırdık.We tricked them.
Onu kandırdık.We tricked him.
Onu kandırmamalıydım.I shouldn't have tricked her.
Onun, benim kanepemde uyumasına izin verdim.I let her sleep on my couch.
Onların bunu kanıtlamasına yardım etmek istiyoruz.We'd like to help them prove it.
Onların bunu kanıtlamasına yardım etmek istiyorum.I'd like to help them prove it.
Onun bunu kanıtlamasına yardım etmek istiyorum.I'd like to help him prove it.
Sen gerçekten onları kandırdın.You really fooled them.
Sen gerçekten onu kandırdın.You really fooled him.
Biz gerçekten onları kandırdık.We really fooled them.
Tom gerçekten bizi kandırdı.Tom really fooled us.
Tom gerçekten onları kandırdı.Tom really fooled them.
Sen kesinlikle onları kandırdın.You certainly fooled them.
Sen kesinlikle onu kandırdın.You certainly fooled him.
Biz kesinlikle onları kandırdık.We certainly fooled them.
Tom kesinlikle bizi kandırdı.Tom certainly fooled us.
Tom kesinlikle onları kandırdı.Tom certainly fooled them.
Tom'un onu kanıtlamasına yardım etmek istiyoruz.We'd like to help Tom prove it.
Tom Kanada sınırını geçti.Tom crossed the Canadian border.
Tom ciddi bir şekilde yaralandı ve kanaması vardı.Tom was seriously wounded and bleeding.
Tom akciğer kanserinden öldü.Tom died of lung cancer.
Tom ve Mary, Kanada'da ikinci çocuk sahibi olmak istiyorlar.Tom and Mary want to have their second child in Canada.
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.His eye was swollen and his nose was bleeding.
Dan suçsuzluğunu kanıtlamayı başardı.Dan managed to prove his innocence.
Dan kanıtı yok etmeye çalıştı.Dan attempted to destroy evidence.
Dan tüm parasını Kanada'daki yasal faaliyetlerde aklıyor.Dan launders all of his money in legal activities in Canada.
Dan bir ses kaydı ile Linda'nın suçunu kanıtladı.Dan proved Linda's guilt with an audio recording.
Polis Dan'ın suçunu kanıtlamak için cinayet silahını geri almak zorundaydı.The police had to retrieve the murder weapon to prove Dan's guilt.
Dan Meksika'da beyin kanserinden öldüDan died of brain cancer in Mexico.
Dan duvarda kan lekesi buldu.Dan found blood spatter on the wall.
Dan mutfak zemininde kan gördü.Dan saw blood on the kitchen floor.
Dan'ın ayakkabılarında kan yoktu.There was no blood on Dan's shoes.
Polis Dan'in kanını Linda'nın ayakkabıları üzerinde buldu.The police found Dan's blood on Linda's shoes.
O kan değil, domates salçası.It's not blood, it's tomato paste.
Onun küçük, tüylü garip kanatları olan bir vücudu vardı.He had a tiny, furry body with awkward wings.
Tom yerde kan gördü.Tom saw blood on the floor.
O bana kol kanat gerdi ve bildiği her şeyi bana öğretti.She took me under her wing and taught me everything she knew.
Beni kandırabileceğini mi düşünüyorsun?Do you think you can fool me?
Dan'in bıçağı kanla kaplıydı.Dan's knife was covered with blood.
Dan alt katta kanepede televizyon izliyordu.Dan was downstairs watching TV on the sofa.
Dan'ın arabasının içinde kan izleri vardı.There were traces of blood inside Dan's car.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod