Benim kantinin zaten yarısı boş.My canteen is already half empty.
Sanık Kanadalıydı.The perpetrator was Canadian.
Kan, kan damarları aracılığıyla akar.Blood flows through blood vessels.
"Sorduğum için özür dilerim ama Kanadalı mısınız?" "Evet. Nasıl bildiniz?""Excuse me for asking, but are you Canadian?" "Yes I am. How did you know?"
Tom kandırıldığını biliyordu.Tom knew that he'd been tricked.
Kan bağışında bulunmak için en az on yedi yaşında olmalısın.You must be at least 17 years old to donate blood.
Tom bardaklara kanyak döktü.Tom poured brandy into the glasses.
Tom kanepeye uzandı uyuyor gibi görünüyordu.Tom lay on the couch sound asleep.
Kanunlara saygı duyulmalıdır.Laws should be respected.
Tom dizüstünü kanapenin altına kaydırdı.Tom slid the notebook under the couch.
Beni kandırmaya çalışmıyorsun, değil mi?You're not trying to trick me, are you?
Mary bir Kanada şirketi için çalışıyor.Mary works for a Canadian company.
O tüm kusurları ile birlikte etten ve kandan oluşan bir adamdır.He is a man of flesh and blood with all his flaws.
Tanrı uçmamızı isteseydi, bize kanat verirdi.If God had meant us to fly, he'd have given us wings.
Tom kanepede uzanıyordu, kitap okuyordu.Tom was lying on the couch, reading a book.
Polis hiçbir kanıt bulmadı.The police found no evidence.
Bunu temizlemek bir sürü zaman, kan, ter ve göz yaşı aldı.It took a lot of time, blood, sweat and tears to clean it.
O bir kraliçe gibi hareket eder ve kanında ritmi olduğunu gösterir.She moves like a queen and shows that she has rhythm in her blood.
Kanada geniş bir ülkedir.Canada is a large country.
Kanadalı olduğumu nasıl bildin?How did you know I was Canadian?
Tom Kanada sınırından 10 mil uzakta yaşıyor.Tom lives 10 miles from the Canadian border.
InoTV bir Rus-dil haber kanalıdır.InoTV is a Russian-language news channel.
Bana kanını ver, ben sana özgürlük veririm.Give me your blood, I will give you freedom.
Beni kandıramayacağını şimdiye kadar anlamalısın.You should realize by now that you can't fool me.
Masai insanları, süt ve sığır kanının bir karışımını içerler.The Masai people drink a mixture of milk and cattle blood.
Dün gece tekrar kanepede uyudun mu?Did you sleep on the couch again last night?
Tom kanunlara saygılı bir yurttaş.Tom is a law-abiding citizen.
Ben Kannada öğreniyorum.I learn Kannada.
Damarlarımda mavi kanım var.I have blue blood in my veins.
Bunu nasıl kanıtlarsın?How do you prove that?
Kanada'lı olmadığımı ne biliyorsun?How do you know I'm not Canadian?
Tom kanepenin üzerinde kendinden geçti.Tom passed out on the couch.
Tom'un kan grubunun ne olduğunu bilmek istiyorum.I want to know what Tom's blood type is.
Binalar yerçekimi kanununu inkar edemez.Buildings cannot deny the law of gravity.
Bu vampir kan bankası için çalışır.This vampire works for a blood bank.
Tom kanapenin altına baktı.Tom looked under the couch.
Tom günde iki kez kan basıncını kontrol eder.Tom checks his blood pressure twice a day.
Kanada'nın hangi bölgesinden geliyorsun?What part of Canada do you come from?
İki yabancıyla tanıştım: bir Kanadalı ve bir Britanyalı.I met two foreigners: a Canadian and a Brit.
Neden kankam bir geri zekalı?Why is my buddy an idiot?
Kanepeyi taşımama yardımcı ol.Help me move the couch.
Belki onları kandırdım.Maybe I fooled them.
Bizi kandırmaya çalışma.Don't try to trick us.
Bu devam ederse, kanama artacaktır.If this goes on, the bleeding will increase.
Sürekli kan kaybediyoruz.We are continuously losing blood.
Kanada'nın on üç tane il ve bölgesi vardır.Canada has thirteen provinces and territories.
Tom, metropol polisiyle kan sıçraması analisti olarak çalışıyor.Tom works as a blood spatter analyst with the metropolitan police.
Yara kanadı.The wound bled.
Ben kanjileri öğrenmeyi seviyorum.I love studying kanjis.
Bu gece senin kanepede uyuyabilir miyim?May I sleep on your couch tonight?
O beni kandırmaya çalıştı.He tried to trick me.
Kanunlar anayasaya aykırı olamazlar.Laws may not contradict the constitution.
Ben kantindeki yiyeceklerden nefret ediyorum.I hate the food in the canteen.
Bunu duymadığımı kanıtlayacağım.I will attest that I did not hear that.
Kanada'da hangi dil konuşuluyor?What language is spoken in Canada?
Tom bana kol kanat gerdi.Tom took me under his wing.
Tom beni kanadının altına aldı.Tom took me under his wing.
Tom bir saniye kandırılmadı.Tom wasn't fooled for a second.
Senin çok kan kaybettiğini düşünüyorum.I think you've lost too much blood.
Ofisimde bir kanepem yok.I don't have a couch in my office.