Onu yapabileceğimi Tom'a kanıtlamak zorundaydın.I had to prove to Tom that I could do it.
Tom'un Kanadalı olduğundan oldukça eminim.I'm pretty sure Tom's Canadian.
Beni kandırmıştın.You had me fooled.
Tom'un biyopsi sonuçlarına göre, tümör kanserlidir.The results of Tom's biopsy show that the tumor is cancerous.
Onu kanıtlayayım.Let me prove it.
Beni kandırmıyorsun.You aren't fooling me.
Beni kandırmıyorsunuz.You aren't fooling me.
Çok fazla kan kaybettin.You've lost too much blood.
Biraz kan kaybettin.You've lost some blood.
Dravidyan dillerinden, Telugu, Tamil, Kannada ve Malayalam çok konuşmacıya sahip.Of the Dravidian languages, Telugu, Tamil, Kannada, and Malayalam have the most speakers.
Kanada Kuzey Amerika'da yer almaktadır.Canada is located in North America.
Hiçbir şey kanıtlayamazsın.You can't prove anything.
Çok kan kaybettin.You've lost a lot of blood.
Tom ve Mary kamp yapacak bir yer arayarak sahil boyunca kanolarını kullandılar.Tom and Mary paddled their canoe along the shoreline, looking of a place to camp.
Seni kandırmaya çalışmadım.I wasn't trying to trick you.
Kan henüz ıslaktı.The blood was still wet.
Beni tamamen kandırdın.You had me completely fooled.
Ben onlar arasında bir şey olduğu kanısındayım.I am convinced that something is happening between them.
Tom eve gidemeyecek kadar sarhoştu, bu nedenle Mary'nin kanepesinde uyudu.Tom was too drunk to drive home, so he slept on Mary's couch.
Dev dalga Kanoyu sular altında bıraktı.A giant wave flooded the canoe.
Ne kanıtlamaya çalışıyorsun?What are you trying to prove?
Kanıt, iddiayı desteklemiyor.The evidence doesn't support the claim.
Asla seni kandırmak istemedim.I never wanted to deceive you.
Tom sizi kandırmaya çalışıyor.Tom is trying to trick you.
Sanırım Tom bizi kandırmaya çalışıyor.I think Tom is trying to trick us.
Hangi kanıt var?What proof is there?
Tom kanepede mışıl mışıl uyuyor.Tom is sound asleep on the sofa.
Hâlâ kanıt yok.There's still no proof.
Ne tür kanıta ihtiyacın var?What kind of proof do you need?
Fransızca öğretmenimiz Kanadalı, değil mi?Our French teacher is Canadian, isn't he?
Tom tekrar kan kaybediyor.Tom is bleeding again.
Tom kanla kaplıydı.Tom was covered in blood.
Tom çok kan kaybetti.Tom has lost too much blood.
Tom çok fazla kan kaybetti.Tom lost a lot of blood.
Tom epeyce kan kaybetti.Tom has lost a lot of blood.
Tom kanepede uzanıyor, kitap okuyor.Tom is lying on the sofa, reading a book.
Tom bir Kanadalı ile evli.Tom is married to a Canadian.
Tom Kanadalı olmalı.Tom must be Canadian.
Tom'un Kanadalı olduğundan neden bu kadar eminsin?Why are you so sure Tom is Canadian?
Tom'un Kanadalı olduğunu sana düşündüren ne?What makes you think that Tom is Canadian?
Onlar Kanadalı olduklarını iddia ediyorlar.They claim they're Canadians.
Bu kanser olabilir.It could be cancer.
Tom mide kanserinden öldü.Tom died of stomach cancer.
Tom Kanadalı bir vatandaşla evli.Tom is married to a Canadian citizen.
Sen Kanadalı mısın?Are you Canadian?
Tom kanapede uzanıyor.Tom is lying on the couch.
Tom kanepede uyumaya karşı çıkmıyor.Tom doesn't mind sleeping on the couch.
Tom kanepeden kalktı ve kapıya doğru yürüdü.Tom got up from the couch and walked to the door.
Hiç gerçek bir kanıtın var mı?Do you have any actual evidence?
Tom kanepede gözleri kapalı yatıyordu.Tom lay on a sofa with his eyes closed.
Tom kanepede arkasına yaslandı.Tom leaned back on the couch.
Tom hâlâ kanepede kendinden geçmişti.Tom is still passed out on the couch.
Bunu nasıl kanıtlayabilirim?How can I prove it?
Bunu nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove it?
Bu gömleğin üzerinde kan var.This shirt has blood on it.
Tom hiç hoşlanmadığı bir Kanadalı ile tanışmadı.Tom has never met a Canadian he didn't like.
Tom tipik bir Kanadalı adam.Tom is a typical Canadian man.
Tom kanepede uyukluyor.Tom is dozing on the sofa.
Tom kanepeye uzandı.Tom is sprawled out on the sofa.
O zamandan beri Kanada ve İran arasındaki diplomatik ilişkiler askıya alındı.Since then, diplomatic relations between Canada and Iran have been suspended.