Ana içeriğe geç
Sözlük

kan ile cümle

kan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'nin kanapeyi taşımasına yardım etti.Tom helped Mary move the sofa.
Tom kandırmaya çalıştı.Tom tried to pull a fast one.
Kimseyi kandırmıyorsun.You're not fooling anyone.
Neden kanepede uyuyorsun?Why are you sleeping on the couch?
Tom bana onun kanepesinde uyuyabileceğimi söyledi.Tom told me that I could sleep on his couch.
Tom bana kanepesinde uyuyabileceğimi söyledi.Tom told me that I could sleep on his couch.
Ben kanepede uyuyacağım. Yatağımı alabilirsin.I'll sleep on the couch. You can have my bed.
Kanapende uyuyabilir miyim?Can I sleep on your couch?
Tutulma sırasında, ay kan kırmızısı oldu.During the eclipse, the moon became blood red.
Hiç kan görmüyorum.I don't see blood.
Bir Amerikalı, bir Kanadalı ve ayrıca yaklaşık on tane Alman vardı.There was one American, one Canadian, plus about ten Germans.
Hepimiz kanun önünde eşitiz, ancak zenginlerin çoğu kez büyük bir avantajı var.We are all equal before the law, but the rich often have a big advantage.
Benim Kanadalı olduğumu sana kim söyledi?Who told you I was Canadian?
Tom bana onun Kanadalı olduğunu söyledi.Tom told me he was Canadian.
Bize biraz kandinizden bahsedin.Tell us a little about yourselves.
Tom bize senin de Kanadalı olduğunu söyledi.Tom told us you were Canadian, too.
Tom Mary'ye Kanadalı olduğunu söyledi.Tom told Mary that he was Canadian.
Neden bana Kanadalı olduğunu söylemedin?Why didn't you tell me you were Canadian?
Tom bana bir Kanadalı ile evli olduğunu söyledi.Tom told me he was married to a Canadian.
Tom kasanın şifresini ona söylemesi için Mary'yi kandırdı.Tom tricked Mary into telling him the combination to the safe.
Ben Amerikalı değilim. Ben Kanadalıyım.I am not an American. I am a Canadian.
Tom kanepede çok sakin oturdu.Tom sat very still on the couch.
Tom ve Mary kanepede oturuyor.Tom and Mary are sitting on the couch.
Tom kanepede oturdu, bir dergi okuyordu.Tom sat on the sofa, reading a magazine.
Tom takım arkadaşlarıyla kanoda oturuyordu.Tom was sitting in the dugout with his teammates.
Odaya geldiğimde Tom ve Mary kanepede birlikte oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting together on the couch when I came into the room.
Sen kanaryalar yetiştirirdin.You used to raise canaries.
Tom yatağa dönüşen bir kanepede uyur.Tom sleeps on a sofa that converts into a bed.
Bu kanal denize açılır.This channel communicates with the sea.
İnanç kanıt olmadan kesin olan şeydir.Faith is certainty without evidence.
Kanadalı sağlık sistemi vergi gelirleri ile ödenir.The Canadian health care system is paid for by tax revenue.
Kanadalı sağlık sistemi, vergi gelirleriyle finanse edilir.The Canadian health care system is paid for by tax revenue.
Bu kanepe çok rahat.This couch is very comfortable.
Bu kanepe rahat değil.This couch is not comfortable.
Onun bu suçu işlediğine dair hangi kanıtınız var?What proof do you have that he committed this crime?
Hastanede ona biraz kan verildi.At the hospital he was given some blood transfusions.
O Kanadalı.She is Canadian.
O Kanadalıdır.He is Canadian.
Kanatlarını çırp ya da öl.Flap your wings or die.
Ben kanepede uyuyabilir miyim?May I sleep on the couch?
Kanıtlamak için hiç bir şeyimiz yok.We've got nothing to prove.
Tom kanapenin altında bir şey bulduğunu söyledi.Tom said he found something under the couch.
F = ma Newton'un ikinci hareket kanunudur.F = ma is Newton's second law of motion.
Kanı gördüğünde neredeyse bayılıyordu.She nearly fainted when she saw the blood.
Tom'un bunu yaptığına dair hiçbir kanıtımız yok.We've got no proof Tom did this.
Bizim bir kanomuz var.We've got a canoe.
Kanamayı durdurmak zorundayız.We have to stop the bleeding.
Bir kan örneği almamız gerekiyor.We need to get a blood sample.
Tom bir kanepede oturdu, bir derginin sayfalarına göz attı.Tom sat on the sofa, flipping through the pages of a magazine.
Tom uzaktan kumandayı aldı ve kanallara göz atmaya başladı.Tom picked up the remote and started flipping through channels.
Tom ve Mary kanepede oturdular, bir fotoğraf albümüne göz attılar.Tom and Mary sat on the couch, flipping through a photo album.
O beni kanadı altına aldı.She took me under her wing.
Tom düzenli bir kan vericisi.Tom is a regular blood donor.
Tom düzenli bir kan bağışçısı.Tom is a regular blood donor.
Tom kanserle savaşını kaybediyor.Tom is losing his battle with cancer.
Onu kanıtlayabilir misiniz.Can you verify that?
Biz onu kanıtlayabilir miyiz?Can we prove it?
Bunu kanıtlayabilir miyiz?Can we prove it?
Bunu Tom'un yapmadığını kanıtlayabilir misin?Can you prove Tom didn't do it?
Sana biraz kanyak önerebilir miyim?Can I offer you some cognac?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod