Tom Mary'ye kantininden bir içim su verdi.Tom gave Mary a sip of water from his canteen.
Tom bir Kanada vatandaşı oldu.Tom has become a Canadian citizen.
Tom kan öksürüyor.Tom has been coughing up blood.
Tom tanıdığım tek Kanadalıdır.Tom is the only Canadian I know.
Tom beni kandırmaya çalışmaması gerektiğini bilir.Tom knows better than to try to trick me.
Tom yerde kan ağlayarak yatıyordu.Tom lay bleeding on the floor.
Tom tavana boş boş bakarak kanepede yatıyordu.Tom lay on the couch, staring blankly at the ceiling.
Tom kandili yaktı ve alevine baktı.Tom lit the candle and then stared at its flame.
Tom halı üzerinde kan fark etti.Tom noticed blood on the carpet.
Tom kanapede Mary'nin yanına oturdu.Tom sat down on the couch next to Mary.
Tom hepimizi kandırdı.Tom tricked all of us.
Tom bir kanepeye uzandı.Tom was stretched out on a sofa.
Herhangi bir kanıtın var mı?Do you have any proof?
Hemen kanka oldular.They quickly became best friends.
Hakimin yeni kanıtları duyduğunda kararını değiştireceğini düşünüyor musunuz?Do you think the judge will reverse his decision when he hears the new evidence?
Tom kanepede oturuyor, bir dergi okuyor.Tom is sitting on the sofa, reading a magazine.
O, üç fizik kanununu keşfetti.He discovered the three laws of physics.
Gözlerin kanlanmış.Your eyes are bloodshot.
Tom kanepede rahatına baktı.Tom made himself comfortable on the couch.
Tom'un mide kanseri var.Tom has got stomach cancer.
Kanto bölgesine geçen hafta çok kar yağdı.A lot of snow fell on the Kanto region last week.
Cüzdanım nerede? Tamam! Şimdi kanepenin altında buldum.Where is my wallet? Nevermind! I just found it under the couch.
Tom, Mary'nin Kanadalı olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know that Mary is a Canadian.
Söylediklerini destekleyecek herhangi bir kanıt sunabilir misin?Can you offer any evidence in support of what you say?
Tom kanapenin üzerinde gerildi.Tom stretched out on the couch.
Tom Mary'den uzaktan kumandayı aldı ve kanalları değiştirdi.Tom grabbed the remote control from Mary and changed channels.
Kanadalı bayan hokey takımı altın madalya kazandı.The Canadian women's hockey team won the gold medal.
Eğer şansım olsaydı, Kanadalı olarak yeniden doğmak isterdim.I want to be reborn as a Canadian if I had the chance.
Kanada harika!Canada is awesome!
Onlar beni kandırdılar!They tricked me!
Onların babası kanton için mi çalışıyor?Does their father work for the canton?
Polis odaya girdiğinde Tom elinde kanlı bir bıçak tutuyordu.Tom was holding a bloody knife in his hand when the police entered the room.
Tom anahtarını kanepenin altında buldu.Tom found his key under the sofa.
Bazı alevlenmeyi geciktiriciler kanser ve hormonal bozulmalara neden olabilir.Some flame retardants can cause cancer and hormonal disruptions.
Biricik kızımız kanserden öldü.Our only daughter died of cancer.
Tom'u buraya getirmek için kandırdın, değil mi?You tricked Tom into coming here, didn't you?
Beyefendi Kanadalı bir ekonomist.The gentleman is a Canadian economist.
Tom kanepenin koluna oturdu.Tom sat on the arm of the couch.
Tom kanamayı durdurmaya çalıştı.Tom tried to stop the bleeding.
Dilencilik kanunen yasaktır.Begging is prohibited by law.
Keşke bir Kanadalı olarak doğsaydım.I wish I'd been born a Canadian.
Keşke Kanadalı doğsaydım.I wish I'd been born Canadian.
Tom zar zor kanoyu devrilmekten kurtarabildi.Tom was barely able to keep the canoe from overturning.
Kanapeyi nereye koymamızı istersiniz?Where would you like us to put the couch?
Tom'un herkesi bu kadar uzun süre nasıl kandırabildiğini merak ediyorum.I wonder how Tom was able to fool everybody for so long.
Onun bakışlarına kanmayın.Don't be fooled by her looks.
Ben Tom Jackson adında Kanadalı bir adamla tanıştım.I met a Canadian man named Tom Jackson.
Tom Jackson isimli Kanadalı bir gitaristi daha önce duydun mu?Have you ever heard of a Canadian guitarist named Tom Jackson?
Tom Jackson adındaki Kanadalı adamı hatırlıyor musun?Do you remember that Canadian guy named Tom Jackson?
Tom hiç Mary adında bir Kanadalı'dan bahsetti mi?Did Tom ever mention a Canadian named Mary?
Bunun aslında meydana geldiğini nasıl kanıtlayabiliriz?How can we prove it actually happened?
Tom'un katil olduğunu önermek için hiçbir kanıt yok.There's no evidence to suggest that Tom was the killer.
Ben Boston'dan yeni taşındım ve hala amcamın kanepesinde uyuyorum.I just moved from Boston and I'm still sleeping on my uncle's couch.
Tom buna hiç kanmıyor.Tom isn't buying this at all.
Kimse kanmıyor buna.No one's buying it.
Bir kanepe satın almak istiyorum.I would like to buy a sofa.
Tom'a karşı hiç gerçek kanıt yoktu.There was no real evidence against Tom.
Onu kanıtlamam için bana bir şans verin.Give me a chance to prove it.
Tom ceketini çıkardı ve onu kapının arkasındaki kancaya astı.Tom took off his coat and hung it on the hook behind the door.
Tom Kanadalı olmayan sadece bizden biri.Tom is the only one of us who isn't Canadian.