kanıtlar ile cümle

kanıtlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tayvan'da insan yerleşimine ait kanıtlar on binlerce yıl geriye uzanır.Ezen a területen az emberi élet nyomai négyezer évre nyúlnak vissza.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Az avarok ittlétét is igazolják régészeti feltárások és tárgyi bizonyítékok.
Böylece Doktor rüyada olduklarını kanıtlar.Az orvos szerint azért, mert álmában ellazultak az izmai.
Bununla birlikte eski döneme ait kanıtlar halkın bir valiye de kral diyebildiğini göstermektedir.Néha nehéz eldönteni, hogy egy törzs vezetőjét nevezhetjük-e királynak.
Bir kuram, yeni ya da daha iyi kanıtların toplanmasıyla bilimsel kanunlara dönüşmez.Teoria ei muutu tieteelliseksi laiksi uusien tai parempien todisteiden kerääntymisen kautta.
Her ikisi de gözlemlerle ve/ya da deneysel kanıtlarla iyi desteklenmiştir.Kummatkin ovat yleensä hyvin tuettuja havainnoilla ja/tai kokeellisilla todisteilla.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tämä oletus kuitenkin usein tehdään, koska todistus on silloin helpompi ja lyhempi.
Bunlar Perun'un Ön Slav panteonunun baş tanrısı olduğunu gösteren sağlam temelli kanıtlardır.Nämä todisteet osoittavat vahvasti, että Perun oli alkuperäisen slaavilaisen muinaisuskon ylijumala.
En eski kanıtlar).Muinainen ennustus).
Onun varlığını ya da yokluğunu gösteren bir takım kanıtlar gösterilebilir mi?Sisältääkö se jotain tosiseikkoja ja olemassaoloa koskevaa kokemusajattelua?
Emre, Şule'nin katil olduğunu kanıtlar.Jill selittää olevansa murhaaja.
Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.Näitä aseita käytetään harvoin rintamalinjassa niiden epätarkkuuden takia.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Todistuksen taakka on väitteen esittäjällä.
Bir diğer seferde, Lisa, Bart'ın bir hamsterden daha aptal olduğunu başarıyla kanıtlar.Lisa päättää aloittaa uuden tiedeprojektin tutkimalla, onko Bart tyhmempi kuin hamsteri.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Ωστόσο, τα στοιχεία που στηρίζουν αυτούς τους συσχετισμούς είναι ανεπαρκή..
Bazı kanıtlar Bering Denizi ekosisteminde halihazırda büyük değişmeler olduğunu ortaya koymaktadır.Ορισμένα στοιχεία δείχνουν ότι οι μεγάλες αλλαγές στο οικοσύστημα της Βεριγγείου θάλασσας έχουν ήδη συμβεί.
Kişisel sofuluğa ait kanıtlara Yeni Krallık Döneminden önce pek rastlanmaz.Οι ενδείξεις προσωπικής λατρείας πριν το Νέο Βασίλειο είναι ανεπαρκείς.
Benzer kanıtlar, Darwin'den bağımsız olarak Alfred Russel Wallace da benzer sonuçlara ulaşmıştır.Με παρόμοια λογική και τεκμήρια ο Άλφρεντ Ράσελ Γουάλας κατέληξε ανεξάρτητα στα ίδια συμπεράσματα.
Bunun kanıtları da Urfa, Halep ve Bağdat arasında bir üçgen içinde bulundu.Αναφορές για το nāṭif βρέθηκαν στο τρίγωνο μεταξύ Σανλιούρφα, Χαλέπι και Βαγδάτης.
Bu da iddiayı kanıtlar.Και αυτή είναι η απόδειξη.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.Οι αποδείξεις για τη χρησιμότητα της εχινάτσιας είναι ασυνεπείς.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.Den columbianske hypotese understøttes bedst af den forhåndenværende evidens.
Ancak kanıtlar bu ayrımı desteklemediği için artık belirtilmemektedir.Men da beviserne ikke har understøttet denne inddeling, bliver den ikke længere understreget.
Bununla ilgili başka kanıtlar da bulunmuştur.Det er der yderligere indicier på.
Üstelik her birine karşı gerçekten bazı kanıtlar bulunmaktadır.Også selvom man har alle odds imod sig.
Ayrıca bunların Dorset kültürünün son kalıntıları olduğuna dair de kanıtlar bulunmuştur.Også det må have været spor efter dorset-kulturen.
En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur.Nogle af de ældste optegnelser om sandstorme findes i antikke kinesiske kinesiska skrifter.
Ancak bazı kanıtlar Ay çekirdeğinin yaklaşık 350 km.'lik yarıçapıyla oldukça küçük olduğuna işaret eder.Alligevel antyder flere resultater, at Månens kerne er lille, med en radius på omkring 350 km eller mindre.
Bu kanıtları Aşkabat Devlet müzesinde görmek mümkündür.Dette kan ses på Statens Museum for Kunst.
Bir erken dönem İslam sosyolojisinin varlığına dair çeşitli kanıtlar vardır.Der findes ligeledes beviser på tidlig sociologi i middelalderens Islam.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Dolph finder midlertidigt ro i sit sind.
Kanıtların tamamını düzenlemek umulandan daha uzun sürdü.Valget af kaliber tog nogen tid at få afklaret.
Böylece Doktor rüyada olduklarını kanıtlar.Han har sett gutten i drømmene sine.
Kişisel sofuluğa ait kanıtlara Yeni Krallık Döneminden önce pek rastlanmaz.Bevis på denne formen for personlig fromhet er knappe før det nye rike.
Bu tür kanıtlar genellikle adli tıp raporu gibi somut belgelerdir.Disse rettighetene refereres det ofte til i dokumentasjon som grunneierretten.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Flere menneskerettighetsrapporter viser at det foregår omfattende etnisk rensing i Burma.
En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur.Her er eksempler på de aller eldste kinesiske prosatekster.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.Systematisk innhenting av best tilgjengelige bevis.
Diğer bir grupa ise bunun tam tersine dair kanıtlar verilmiştir.Fra andre hold har det motsatte blitt fremholdt.
Varlıklarının ve faaliyetlerin temel kanıtları Mezar sanatı örnekleri ve özellikle mozaiklerdir.Wasiat utama untuk keberadaan dan kegiatan mereka adalah contoh seni pemakaman, khususnya mosaik.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.Hipotesis Columbus sangat didukung oleh bukti yang ada.
7. yüzyılda Bizans Afrika ile Frank Galya arasında devam eden ticaretin kanıtları vardır.Ada bukti perdagangan yang sedang berlangsung antara Afrika Bizantium dan Franka Gaul selama abad ke-7.
En az iki ayrı göçün olduğuna dair kanıtlar mevcuttur.Terdapat bukti setidaknya terjadi dua migrasi terpisah.
Kişisel sofuluğa ait kanıtlara Yeni Krallık Döneminden önce pek rastlanmaz.Bukti ketaatan pribadi semacam ini jarang terjadi sebelum Kerajaan Baru.
Üstelik tüm kanıtlar kendisini göstermektedir.Dan semua itu ada saksinya-saksinya.
Jeolojik kanıtlar, Thera yanardağının birkaç yüz bin yılda sayısız kez patladığını gösterir.Hujan meteor: peristiwa terlihatnya puluhan hingga ratusan meteor dalam semalam.
Camm, cinayetlerden üç gün sonra hatalı kanıtlar nedeniyle tutuklanmıştı.Camm bị bắt ba ngày sau vụ sát hại dựa trên bằng chứng sai.
Bunu izleyen yıllarda, Bong Lian, Kefeng Liu ve Shing-Tung Yau bir dizi bağımsız kanıtlar yayınladılar.Nhưng sau đó, Bong Lian, Kefeng Liu, và Shing-Tung Yau công bố phép chứng minh độc lập trong một loạt bài báo.
Ayrıca bunların Dorset kültürünün son kalıntıları olduğuna dair de kanıtlar bulunmuştur.Tuy nhiên nó lại có những dấu vết của thời kỳ văn hóa tiền Dorset.
Güncel kanıtlar aynı zamanda evrenin kapalı olmadığını işaret ediyor.Các đo đạc khác cho thấy vũ trụ không đóng.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.Trong những tình huống thực tế, bằng chứng thường phức tạp và rối rắm.
Zaten Tokat doğumlu olması da onun II. İzzeddin Keykavus'un oğlu olmadığını kanıtlar.Không có bằng chứng cơ sở nào xác định ông là con trai của người tiền nhiệm Osorkon II.
Hayvan çalışmaları da nörotoksik etkileri kanıtlar ayrıca spermde mutasyonlar olduğunu da gösterir.Các nghiên cứu trên động vật cho thấy các hiệu ứng độc thần kinh cũng như các đột biến trong tinh trùng.
Pamuğun da bölgede 6-7 bin yıl önce yetiştirmeye başladığına ilişkin kanıtlar bulunmuştur.Các di chỉ này cho thấy hoạt động nông nghiệp trở nên phổ biến tại khu vực từ 6.000 đến 7.000 năm trước.
Ancak şüpheliyi cinayetlere bağlayacak herhangi bir somut kanıtları yoktur.Không có bằng chứng vật lý nào liên kết cậu với những vụ giết người.
Malathion, US EPA tarafından "kanserojenliği düşündüren kanıtlara" sahip olarak sınıflandırılmıştır.マラチオンは「発癌性を示唆する証拠がある」物質として米国EPAによって分類されている。
Mağaralar aynı zamanda erken dans kanıtları da sunmaktadır.洞窟は、初期の踊りの痕跡も伝えている。
Bu kanıtlar, sondaki düşmenin sözcüksel olup olmadığını belirleyememektedir.この指摘は、終末がいつ来るか断言するものではない。
İnsanların M.Ö. 7000 yıllarında burada yaşadığına dair kanıtlar elde edilmiştir.そこでは7,000年以上前に人類が住居した証拠が発掘された。
Üstelik her birine karşı gerçekten bazı kanıtlar bulunmaktadır.いずれも人為的とする説もある。

İlgili Sayfalar