kanıtlar ile cümle
kanıtlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Place à l'activiste qui se base sur des faits : le factiviste
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Trở thành nhà hoạt động xã hội dựa trên bằng chứng - nhà hoạt động "bằng chứng cứ".
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Welkom 'factivist', de op feiten gebaseerde activist.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Μπαίνει ο ακτιβιστής με τα δεδομένα.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Влиза, позоваващия се на събития активист - фактивистът.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Сьогодні я стану активістом, спраглим до фактів, - фактивістом.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.ייכנס-נא האקטיביסט שנשען על ראיות, הפאקט-טיביסט.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.والناشط الذي يعتمد على الأدلة والحقائق - اي "الحقاشط" - يدخل.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.ファクト(事実)が示しているのは
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.A bizonyító vitákban van az érvelő.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Ada seseorang yang berdebat secara logis dalam perdebatan-sebagai-bukti.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.C'è il pensatore logico delle argomentazioni come prove.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Có lý luận gia trong lập luận bằng chứng.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Da gibt es den logischen Denker in Streitgesprächen mit Argumentation.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Discussies met bewijzen vragen denkers.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.El razonador tiene argumentos basados en evidencias.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Il y a le raisonneur dans les débats comme preuve.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.증거를 위한 논쟁에는 추론가가 있습니다.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.V důkazových hádkách je ten, kdo ověřuje.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.W kłótni jako dowodzeniu jest osoba wyciągająca wnioski.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Υπάρχει αυτός που θεωρεί ως αποδείξεις τη λογική.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Есть рассуждающий в спорах-доказательствах.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Є теоретик у аргументаційній моделі.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.Имаме мислителя в споровете-доказателства.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.ישנו המנמק, בוויכוח לשם הוכחה,
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.هناك المفكر عندما تكون المجادلات كبراهين.
Kanıtlara dayalı tartışmada, mantık yürüten biri vardır.様々な役割がありますが こんな想像はできるでしょうか?
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorDovezile sprijină povestea băiatului.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorDowody potwierdzają wersję chłopca.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorDůkazy potvrzují historku toho kluka.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorLa evidencia concuerda con la historia del muchacho.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorLe prove sono a supporto della storia del ragazzo.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorΤα στοιχεία υποστηρίζουν την ιστορία του παιδιού.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorВсе факты подтверждают марсианскую историю.
Kanıtlar çocuğun hikayesini doğruluyorなぜ、誰かがこれをつくりあげるのか、見破ることができない。
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.Ada bukti bahwa manusia mulai fokus pada buruan tertentu pada waktu tertentu dalam satu tahun.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.Die Menschen spezialisierten sich also auf Beute abhängig von der Jahreszeit.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.Dovezile arată ca oamenii încep să se specializeze în anumite specii de pradă, în anumite perioade ale anului.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.Dowiedziono, że ludzie zaczęli polować na daną zwierzynę, w zależności od pory roku.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.그 증거는 인간이 특정한 먹이 종에 전문화되기 시작했단 것 입니다. 연중 특정시기에.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.La prova è che gli umani si specializzano a predare alcune specie in alcuni periodi dell'anno.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.Mensen lijken in verschillende tijden van het jaar op welbepaalde prooisoorten te zijn gaan jagen.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.Это говорит о том, что люди начали охотиться на определенных животных, в определенное время года.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.בני האדם החלו להתמחות במיני טרף שונים בכל עונה בשנה.
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.ما دل أن البشر بدؤوا بعملية التخصص في أصناف معينة من الفرائس وفقا لموسم السنة
Kanıtlar insanların belirli av türlerinde ve yılın belirli dönemlerinde uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.狩るようになったということです 人口は増え始めました
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.Als je dan bewijzen krijgt, dan moet je ze ook aannemen en daar zijn we niet zo goed in.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.Cuando reciban pruebas, deben aceptar la evidencia, y no somos buenos en hacer eso.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.Gdy macie dowód musicie go zaakceptować, a w tym nie jesteśmy za dobrzy.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.그걸 받아들여야 합니다. 우린 그것을 잘 못 합니다.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.Wenn Sie Beweise bekommen müssen Sie diese Beweise annehmen, und darin sind wir nicht gut.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.Όταν παίρνετε τις αποδείξεις, πρέπει και να τις αποδεχθείτε - και δεν είμαστε και πολύ καλοί σε αυτό.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.אתם צריכים לקבל אותן, ואנחנו לא כ"כ טובים בזה.
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.تحتاجون أن تقبلوا هذا الدليل , ونحن لسنا جيدين في عمل ذلك .
Kanıtları gördüğünüzde bu kanıtları kabul etmeniz gerekir, ve bunu yapmada çok da iyi değiliz.なぜそう言えるのか
Kanıtlarının gücünü sonuçların gücüyle ayarlayabilirler.Họ có khả năng điều chỉnh sức mạnh của sự kết luận với sức mạnh của bằng chứng.
Kanıtlarının gücünü sonuçların gücüyle ayarlayabilirler.Hozzá tudják igazítani a végkövetkeztetések erejét a bizonyíték erejéhez.
Kanıtlarının gücünü sonuçların gücüyle ayarlayabilirler.Ils sont capable d'ajuster la force des conclusions à la force de leurs preuves.
Kanıtlarının gücünü sonuçların gücüyle ayarlayabilirler.Jsou schopni přizpůsobit sílu závěrů síle vlastních důkazů.
Kanıtlarının gücünü sonuçların gücüyle ayarlayabilirler.그들은 자신이 가지고 있는 증거의 강도에 따라 결론의 강도를 조절할수 있습니다/