kanıtlar ile cümle
kanıtlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.Є докази, що рот і зуби людини з часом стають менші і менші.
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.Има доказателства, че човешката уста и зъби стават непрекъснато все по-малки.
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.יש הוכחה שהפה והשיניים האנושיות הולכות וקטנות כל הזמן
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.وهناك دلائل تقول ان الفم البشري واسنانه تغدو اصغر فأصغر
İnsan ağzının ve dişlerinin giderek daha da küçüldüğüne dair kanıtlar var.我々の口と歯は 小さくなり続けています 意図せぬ悪い結果というわけではありませんが
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.인류학자들은 170여 곳의 사회에서 로맨틱한 사랑에 대한 사례를 발견했습니다.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Anthropologen haben Hinweise auf romantische Liebe in 170 Völkern gefunden.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Antropolodzy odnaleźli dowody na miłość romantyczną w 170 społeczeństwach.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Antropologer har funnit bevis för romantisk kärlek i 170 samhällen.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Antropologii au găsit dovada existenţei dragostei romantice în 170 de societăţi.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Antropologi so našli dokaze o romantični ljubezni v 170 kulturah.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Antropologisten hebben bewijs gevonden van romantische liefde in 170 samenlevingen.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Antropologové nalezli důkaz romantické lásky ve 170 společenstvích.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Az antropológusok 170 társadalomban megtalálták a romantikus szerelem bizonyítékát.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Các nhà nhân chủng học đã tìm thấy bằng chứng của tình yêu ở 170 xã hội.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Gli antropologi hanno trovato testimonianze di amore romantico in 170 società.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Les anthropologues ont trouvé la preuve que l'amour romantique existait, dans 170 sociétés humaines.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Los antropólogos han encontrado evidencia de amor romántico en 170 sociedades.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Os antropólogos descobriram provas do amor romântico em 170 sociedades.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Para antropolog telah menemukan bukti adanya cinta romantis di 170 masyarakat.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Οι ανθρωπολόγοι έχουν βρει αποδείξεις ρομαντικής αγάπης, σε 170 κοινωνίες.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Антропологи віднайшли свідчення романтичного кохання у 170 суспільствах.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Антрополозите са намерили доказателства за съществуването на романтичната любов в 170 общества.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.Памятники романтической любви обнаружены антропологами в 170 различных сообществах.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.האנתרופולוגים מצאו עדויות לאהבה רומנטית ב-170 תרבויות.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.علماء الانثروبولوجيا وجدوا أدلة على الحب الرومانسي في 170 مجتمع.
İnsan bilimciler 170 toplumda romantik aşkın kanıtlarını buldular.どの社会にも 例外なく存在します
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Dat de mens in slaap is bewijst het.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Der Schlaf des Menschen ist Beweis dafür.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.El dormir del hombre lo demuestra.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Giấc ngủ con người chứng minh điều đó.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Il sonno degli esseri umani lo dimostra.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Människans sömn bevisar det.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Somnul omului o dovedeşte.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.Ο ύπνος του ανθρώπου το αποδεικνύεται.
İnsanlığın uykusu bunu kanıtlar.そして極めてまれに ときたま ゴータマ・ブッダや
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Ceci nous rend très heureux, parce que nous avons maintenant des preuves que cela fonctionne.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Das macht uns sehr glücklich, denn nun haben wir einige Beweise, dass das funktioniert.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Deci asta ne face foarte fericiţi, pentru că acum avem dovezi că asta funcţionează.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Dit maakt ons dus erg blij, omdat we nu ook een bewijs hebben dat dit werkt.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.E isto faz-nos muito felizes, porque agora temos provas de que isto está a funcionar.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Esto nos alegra mucho porque ahora tenemos evidencia de que funciona.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Jadi hal ini membuat kami sangat senang karena kini kami memiliki bukti bahwa hal ini berhasil.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Jesteśmy bardzo szczęśliwi, bo mamy już dowód, że to działa.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.그리고, 이 일은 우리를 행복하게 만들기도 합니다. 왜냐면 우리도 같은 증상을 가지고 있고 이 또한 우리가 해결할 일이기 때문입니다.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Máme z toho ohromnou radost, protože teď máme také důkaz, že to funguje.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Questo ci ha reso molto felici, ora abbiamo anche le prove che tutto ciò sta funzionando.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Så dette gør os meget glade for nu har vi noget der beviser at det virker.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Нас очень радуют эти результаты, потому что теперь у нас есть доказательства, что подход работает.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.Така че това ни прави много щастливи, защото сега имаме някакви доказателства, че това работи.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.זה משמח אותנו מאוד, כי יש לנו עכשיו הוכחות לכך שהטיפול שלנו מועיל.
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.وهذا يجعلنا سعداء جداً واليوم نحن لدينا دليل ان هذا ينجح فعلاً
İşte, bu bizi çok mutlu etmekte, çünkü simdi bizim hem elimizde çalışan kanıtlar var.結果が得られ 私たちは非常に喜びました この写真は
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.A přichází aktivista jednající na základě fakt, faktivista.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Dajmy głos aktywiście opierającym się na dowodach, "faktywiście".
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Dan masuklah aktivis berbasis bukti, aktivis-fakta (faktivis).
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Entra il fattivista, l'attivista che si basa sui fatti.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.증거에 기반한 운동가인 "팩티비스트(factivist)"로 분해 보겠습니다.
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.In kommer den evidensbaserade aktivisten, faktivisten..
Kanıtlara dayalı aktivist, gerçaktivist gelir.Intră activistul care se bazează pe dovezi -- factivistul.