kanıtlar ile cümle
kanıtlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çin ve Hindistan bilimsel kanıtları kabullendi.Trung Quốc và Ấn Độ đã đưa ra cam kết với những bằng chứng khoa học.
Çin ve Hindistan bilimsel kanıtları kabullendi.Япония обяви. Китай и Индия подкрепиха научните доказателства.
Çin ve Hindistan bilimsel kanıtları kabullendi.Япония сделала заявление. Китай и Индия согласились на предоставление научных данных.
Çin ve Hindistan bilimsel kanıtları kabullendi.סין והודו חתמו בהתאם לראיות מדעיות.
Çin ve Hindistan bilimsel kanıtları kabullendi.الهند و الصين وقعوا على الأدلة العلمية.
Çin ve Hindistan bilimsel kanıtları kabullendi.次は彼らに長期的目標への 合意を受け入れてもらい
Çoğu zaman, bir şeye inanmadan önce, ispat görmek isteriz. Ya da mümkün olan tüm kanıtları isteriz.Di solito,prima che crediamo in qualcosa,vogliamo prove o più prove che possiamo avere
Çoğu zaman, bir şeye inanmadan önce, ispat görmek isteriz. Ya da mümkün olan tüm kanıtları isteriz.Normalmente, antes de creer algo, queremos pruebas o tanta prueba como podamos obtener
Çoğu zaman, bir şeye inanmadan önce, ispat görmek isteriz. Ya da mümkün olan tüm kanıtları isteriz.Συνήθως, πριν πιστεψουμε κάτι, θέλουμε αποδείξεις ή όσες αποδείξεις μπορούμε να πάρουμε
Çok şükür bu kanıtlar var.Dzięki Bogu są dowody.
Çok şükür bu kanıtlar var.Grazie a Dio c'è questa prova.
Çok şükür bu kanıtlar var.Hála az Istennek, hogy van ez a bizonyíték.
Çok şükür bu kanıtlar var.Mas graças a Deus temos estas provas.
Çok şükür bu kanıtlar var.Tack gode Gud för de här bevisen.
Çok şükür bu kanıtlar var.Zum Glück haben wir diese Beweise.
Çok şükür bu kanıtlar var.Δόξα τω Θεώ υπάρχουν αυτά τα στοιχεία."
Çok şükür bu kanıtlar var.Благодарим на Господ, че имаме това доказателство.
Daha önceden yaptığım kanıtların dairesel olmadığına eminim.انا مقتنع تماماً ان اثباتي لم يكن دائرياً
Dairesel kanıtlarla ilgili oldukça hassas hale geldim.Me he puesto muy a la defensiva en cuanto a estas afirmaciones de circularidad.
Dairesel kanıtlarla ilgili oldukça hassas hale geldim.Stałem się bardzo ostrożny o te oskarżenia o nieścisłość.
Dairesel kanıtlarla ilgili oldukça hassas hale geldim.لقد اصبحت دفاعياً جداً حيال ادعاءات الدائرية هذه
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Da vilde jeg udrede Sagen for ham og fylde min Mund med Beviser,
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Elébe terjeszteném ügyemet, számat megtölteném mentõ erõsségekkel.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Esporrei davanti a lui la mia causa e avrei piene le labbra di ragioni
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Expondría delante de él mi causa, y llenaría mi boca de argumentos
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Exporia ante ele a minha causa, e encheria a minha boca de argumentos.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Ik zou Hem mijn zaak voorleggen, naar Zijn antwoord luisteren en trachten te begrijpen wat Hij wil.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Jag skulle då lägga fram för honom min sak och fylla min mun med bevis.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Jeg skulde legge min sak frem for hans åsyn og fylle min munn med beviser.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Je plaiderais ma cause devant lui, Je remplirais ma bouche d`arguments,
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.그 앞에서 호소하며 변백할 말을 입에 채우고
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Maka kepada-Nya perkaraku ini kuhadapkan, dari mulutku berderai kata-kata pembelaan
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.mi-aş apăra pricina înaintea Lui, mi-aş umplea gura cu dovezi.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Minä esittäisin hänelle riita-asian ja täyttäisin suuni todisteilla.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Pořádně bych před ním vedl při, a ústa svá naplnil bych důvody.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Predložil by som pred neho súd a svoje ústa by som naplnil dôkazmi.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Przełożyłbym przed nim sprawę moję, a usta moje napełniłbym dowodami.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Razložil bi pravdo svojo pred Njim, usta svoja bi napolnil z dokazi.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Tôi hẳn sẽ giãi bày duyên cớ tôi trước mặt Ngài, Và làm đầy miệng tôi những lý luận.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Tôi hẳn sẽ giãi_bày duyên_cớ tôi trước mặt Ngài , Và làm đầy miệng tôi những lý_luận .
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.und das Recht vor ihm sollte vorlegen und den Mund voll Verantwortung fassen
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.ηθελον εκθεσει κρισιν ενωπιον αυτου, και ηθελον εμπλησει το στομα μου αποδειξεων
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Изложил бих делото си пред Него, И напълнил бих устата си с доводи,
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.Я изложил бы пред Ним дело мое и уста мои наполнил бы оправданиями;
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.אערכה לפניו משפט ופי אמלא תוכחות׃
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.احسن الدعوى امامه واملأ فمي حججا.
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.我 就 在 他 面 前 將 我 的 案 件 陳 明 、 滿 口 辯 白
Davamı önünde dile getirir, Kanıtlarımı art arda sıralardım.我 就 在 他 面前 將 我 的 案件 陳明 、 滿口辯白
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,,,Apăraţi-vă pricina, -zice Domnul-arătaţi-vă dovezile cele mai tari``, zice Împăratul lui Iacov.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Apresentai a vossa demanda, diz o Senhor; trazei as vossas firmes razões, diz o Rei de Jacó.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Ðức Giê-hô-va phán: Hãy trình đơn các ngươi; Vua của Gia-cốp phán: Hãy bày tỏ lẽ mạnh các ngươi.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Ðức_Giê - hô-va phán : Hãy trình đơn các ngươi ; Vua của Gia-cốp phán : Hãy bày_tỏ lẽ mạnh các ngươi .
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Fremlæg eders Sag, siger HERREN, kom med Bevis! siger Jakobs Konge.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Hozzátok ide ügyeteket, szól az Úr, adjátok elõ erõsségeiteket, így szól Jákób királya.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,나 여호와가 말하노니 너희 우상들은 소송을 일으키라 야곱의 왕이 말하노니 너희는 확실한 증거를 보이라
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Kom hit med eders sak, sier Herren; kom frem med eders bevisgrunner, sier Jakobs konge.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Plaidez votre cause, Dit l`Éternel; Produisez vos moyens de défense, Dit le roi de Jacob.
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,"Presentad vuestra causa, dice Jehovah; exponed vuestros argumentos, dice el Rey de Jacob
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Presentate la vostra causa, dice il Signore, portate le vostre prove, dice il re di Giacobbe
‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB, ‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,Pridite sem s pravdo svojo, pravi GOSPOD; prinesite trdne dokaze svoje, veli Kralj Jakobov.