kanıtla ile cümle
kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Filmlerin adları bile bunu kanıtlamaktadır.U filmu se čak ne spominju imena žrtava.
Kanıtlayacak cesareti olan her insanın özünde kendisi gibi olabileceğine inanır.Onaj koji sve može lako će doći do uvjerenja da se na sve može usuditi.
Karındeşen Jack'in kimliğine dair onlarca iddia ortaya atılmıştır ancak hiçbiri kanıtlanamamıştır.Iako su predložene mnoge teorije, identitet Jacka Trbosjeka vjerojatno nikad neće biti otkriven.
Bunların ilki hiçbir zaman kanıtlanamayan dayanaksız bir rüşyet iddiasıydı.Ovo je povijesno prvi problem za koji je mogla biti dokazana nerješivost.
1927 yılında Heisenberg bu varsayımların doğru olmadığını kanıtlamıştır.Heisenberg v roku 1927 preukázal,že tieto predpoklady nie sú správne..
Her doğal sayının dört adet sayının karesinin toplamı olduğunu kanıtlamıştır.Dokázal, že každé prirodzené číslo sa dá vyjadriť ako súčet štyroch štvorcov.
Güncel kanıtlar aynı zamanda evrenin kapalı olmadığını işaret ediyor.Iné merania naznačujú, že vesmír nie je uzatvorený.
WTP – kanıtlamak istiyorum.MTM - UAS učebné podklady.
1886'da, seyreltik çözeltilerle gazlar arasındaki benzerliği kanıtladı.V 1886 dokázal príbuznosť medzi správaním zriedených roztokov a plynmi.
Bulaşıcı olduğu kanıtlanamamıştır.Nie sú nákazlivé.
İnsanlığını kanıtlamaya çalışır.Odhaľovať hodnoty ľudskosti.
Bununla birlikte, şarkı Portekiz'de popüler olduğu kanıtlandı.Pieseň si ziskala obrovskú popularitu v Nemecku.
Gerçekte Sovyet sistemi esnek ve şaşırtıcı biçimde uyum sağlayabilir olduğunu kanıtladı.Sovietsky systém sa však vo vojne prejavil ako veľmi pružný a prekvapivo prispôsobivý.
Aslında bu pek kanıtlanmamış olup hâlâ tartışılmaktadır.Táto otázka je ešte stále neobjasnená a ostáva kontroverznou.
En eski kanıtlar).Najstaršie písomné zmienky.
Haklı olduğu sezilmekte, ama kendisi haklı olduğunu bir türlü açıkça kanıtlayamamaktadır.Nie je to príjemné, najmä keď chápete, že majú pravdu.
1976 yılında Wolfgang Haken ve Kenneth Appel dört renk teorisini kanıtlamak için bir bilgisayar kullandı.Až v roku 1976 oznámili Kenneth Appel a Wolfgang Haken, že dôkaz našli.
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.Predpokladá sa, že π normálnym číslom je.
Arkeolojik kazılar sonucu bölgede 9.000 sene öncesine ait yaşam kanıtları bulunmuştur.Archeologické nálezy potvrdili prítomnosť ľudí pred 9 000 rokmi.
Ömrü boyunca kendi süresi için güvenilirliğini ve üretkenliğini kanıtladı.K rodnému kraju prejavoval lásku a príchylnosť po celý svoj život.
Aylığın bağlandı resmi belgelerle kanıtlanmıştır.Príspevok k memorandovej storočnici na základe úradných dokumentov.
Bununla ilgili başka kanıtlar da bulunmuştur.Svedčia o tom tieto isté dôkazy.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Sú tu archeologické nálezy dokazujúce, že ľudia tu žili už v praveku od doby kamennej.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Je však existencia arché vôbec dokázaná?
Sistem kendisini asla kanıtlayamamıştır.Nositeľ sa od neho nikdy neodlučoval.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?""Bude to bolieť, ale bude to mať výsledky".
Başarılı olan bu test roket motorunun yeterliliğini kanıtlamıştır.Hlavným cieľom tejto skúšky bolo overenie funkčnosti motorov.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tam však už posudzovanie prebieha rýchlejšie a jednoduchšie.
Bu kanıtlar eski modellerin yaptığı çok tahmini çürütmüşlerdir.Táto vlastnosť bola zo starších modelov vypustená.
Ancak henüz varlığı resmen kanıtlanmış değildir.Jej existenciu sa však dodnes nepodarilo zodpovedne preukázať.
Allende'ye gönderdiği cevapta daha fazla ayrıntı ve varsa olayın gerçekliğiyle ilgili kanıtlar istedi.Jessup poslal Allendovi pohľadnicu, v ktorej požadoval jasnejšie dôkazy ohľadom experimentu.
Ancak bu kesin olarak kanıtlanamamıştır.To zagotovo ni mogoče dokazati.
Daha önce inşa edilen Budist yapıları, İslam dönemindekilerden daha dayanıklı olduğunu kanıtladı.Stare budistične zgradbe so se izkazale za bolj trpežne od kasnejših islamskih.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Dokazi za te povezave pa so slabi.
Aktif kömür uygulamasının etkinliği kanıtlanmamıştır.Za aktivno oglje ni trdnih dokazov, da bi bilo učinkovito.
Ayrıca takyonların varlığı hakkında üzerinde çoğunlukla anlaşılan kanıtlar yoktur.Tudi ni splošno sprejetega soglasja glede obstoja tahionov.
En bilinen çalışması Samanyolu galaktik döngüsü için ilk kanıtların bulunmasıdır.Njegovo odkritje je bilo sicer dejansko prvi dokaz, da se naša Galaksija vrti.
Her doğal sayının dört adet sayının karesinin toplamı olduğunu kanıtlamıştır.Odkril je, da je vsako naravno število vsota štirih kvadratov celih števil.
Gerçekliği kanıtlanmış birincil kaynaklarda ısrarcı olmuştur.Dogodek je potrjen v antičnih virih.
Kepler'in gezegensel hareket yasaları'nın kanıtlanması kafasını kurcalayan bir problem idi.Problem o dokazu Keplerjevih zakonov mu je pritegnil pozornost.
1960'tan bu yana bu tür kanıtların bulunmasına yönelik çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır.Od poznih 1960-ih so preskusi nakazovali, da jo imajo.
Bunun ardındaki Shang Hanedanı, kendi çağına ait kayıtlarla varoluşu kanıtlanmış en erken hanedanlıktır.Naslednja dinastija Šang je najzgodnejša, potrjena s sodobnimi zapisi.
Yapılan araştırmalar da bu görüşü kanıtlamıştır.Konstruktivni dokaz pojasni tudi to.
Bu kitabe bölgeyi ellerinde bulunduran Selçukluların hoşgörülü yönetiminin varlığını kanıtlamaktadır.Ta napis dokazuje obstoj strpne uprave Seldžukov, ki so zasedali regijo.
Sistem kendisini asla kanıtlayamamıştır.Njega samega niso nikoli upodabljali.
İnsanlığını kanıtlamaya çalışır.Pustil mu je človeškost.
Nihayet, kanıtladı ve 10.000 frank ödülü aldı.Za zmago je bila razpisana nagrada 10.000 frankov.
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.Pokazati se da, da je Φ iracionalno število.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.Dokazi za koristnost ehinaceje so inkonsistentni.
Şehrin varlığını kanıtlayan en eski yazılı kaynak 1300 tarihlidir, Câmpulung Kilisesi'nde bulunmaktadır.Najstarejši pisni dokaz o obstoju mesta je iz leta 1300.
Diğer bir grupa ise bunun tam tersine dair kanıtlar verilmiştir.Obstajajo pa tudi raziskave, ki dokazujejo ravno nasprotno.
Bu ödül her yıl kendini Yahudi Soykırımı’nın Anısı icin kanıtlamış olan kişiye verilir.Davek od trgovine z nafto plačujejo enkrat letno neposredno safavidskemu šahu«.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Ta trditev pa sicer ni bila nikoli preverjena.
Antidepresan özelliği hayvan deneylerinde ve çeşitli klinik deneylerde kanıtlanmıştır.Tumorji so se bili ponavljali v poskusih na živalih in na različnih mestih v telesu.
Fakat bu henüz kanıtlanmamıştır.Tega pa še niso potrdili .
Bu tümen asıl gücünü Sovyetler Birliği'ne karşı kanıtladı.Dokazi so pokazali na odgovornost Sovjetske zveze.
Böylece elektrik ile magnetizma arasındaki ilişki kanıtlanmıştır.Ukvarjal se je z magnetizmom in elektriko.
Elimizdeki en eski kanıtlar Naacal Tabletleri 15.000 yaşındadır.Najstarejši najdeni ostanki dlakavega mamuta so stari 150.000 let.
Bu proje uygulamada zor olarak kanıtlanmıştır.Paaiškėjo, kad šį projektą įgyvendinti yra sudėtinga.
Fermi paradoksunu çözümlemenin yollarından biri, dünya dışı zekaya dair kesin kanıtların bulunmasıdır.Akivaizdus paradokso išsprendimo būdas būtų rasti nežemiškos civilizacijos įrodymų.
İlgili Sayfalar