kanıtla ile cümle

kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çabukça göründüğünden daha fazlası olduğunu kanıtladı.Det skjedde raskere enn han hadde forventet.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dette eksperimentet ga altså bevis for at DNA, ikke protein, var det genetiske materialet.
Böylece Doktor rüyada olduklarını kanıtlar.Han har sett gutten i drømmene sine.
WTP – kanıtlamak istiyorum.WP4 - Miljødesign.
Aslında bu pek kanıtlanmamış olup hâlâ tartışılmaktadır.Resultatet har derimot ikke blitt verifisert og er omdiskutert.
Tek mükemmel sayıların varlığı veya yokluğu tam olarak kanıtlanamamıştır.Hvorvidt det finnes uendelig mange perfekte tall er ikke kjent.
Michelson-Morley deneyleri ışık hızının değişkenliğini kanıtlamak üzere kurulmuştur.Michelson-Morleys eksperiment viser at lyshastigheten er uavhengig av forflytting.
Kişisel sofuluğa ait kanıtlara Yeni Krallık Döneminden önce pek rastlanmaz.Bevis på denne formen for personlig fromhet er knappe før det nye rike.
Bakhtiyar kendini hızlı bir şekilde kanıtlayabildi.Löw fikk fort bevise seg.
Bu, sıradan bir donma olayıyla kanıtlanabilir.Den kan forveksles med Vanlig kvistlav.
Fakat bu henüz kanıtlanmamıştır.Dette er likevel ennå ikke blitt bevist.
Ayrıca "Biz kim olduğumuzu kanıtlamaya çalışamayız.«Det er ikke hvem som helst som kan synge "Who We Are".
Bu tür kanıtlar genellikle adli tıp raporu gibi somut belgelerdir.Disse rettighetene refereres det ofte til i dokumentasjon som grunneierretten.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Flere menneskerettighetsrapporter viser at det foregår omfattende etnisk rensing i Burma.
Sistem kendisini asla kanıtlayamamıştır.Systemet ble aldri satt i drift.
Cathai ismi ortalama 1000 yılında yazılan Uygur Mani dini belgelerde kanıtlanmıştır.En form av navnet Cathai benyttes i et uighursk manikéisk dokument fra om lag år 1000.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Arkeologiske funn viser at det har bodd mennesker her siden steinalderen.
İnkâr edememe, size daha sonra o işleme kimlerin katıldığını kanıtlama imkânı verir.Det viser seg senere at det er han som står bak disse hendelsene.
Platon, ruhun ölümsüzlüğünü tartışmacı bir şekilde kanıtlamaya çalışmıştır (Phaidon diyalogu).Theologia Platonica de immortalitate animae (Platons teologi om sjelens udødelighet).
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Imidlertid ble ingenting bevist.
En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur.Her er eksempler på de aller eldste kinesiske prosatekster.
Depresyon tedavisinde çocuklarda kullanımının etkisi olmadığı kanıtlanmıştır.Antidepressiva har ikke blitt funnet å være nyttig hos barn.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.Systematisk innhenting av best tilgjengelige bevis.
Diğer bir grupa ise bunun tam tersine dair kanıtlar verilmiştir.Fra andre hold har det motsatte blitt fremholdt.
Bu tür silahlar aslında ne kadar kullanışsız ve etkisiz olduklarını kanıtladı.Disse navnene uttrykker hvor voldsomt og uforutsigelig denne narkotikaen virker.
Bulaşıcı olduğu kanıtlanamamıştır.Sykdommen er ikke smittsom.
Makale, herhangi bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazılara denir.Vi er ærlige, personlige og subjektive i hva vi skriver, sier og viser frem.
FHI ve SIA, ISO 9002 belgesi alarak kalitelerini kanıtladılar.NAF Testetjeneste og NAF Veitjeneste blir sertifisert i henhold til NSEN ISO 9002.
1927 yılında Heisenberg bu varsayımların doğru olmadığını kanıtlamıştır.Tahun 1927, Heisenberg membuktikan bahwa asumsi terakhir ini tidak benar.
Varlıklarının ve faaliyetlerin temel kanıtları Mezar sanatı örnekleri ve özellikle mozaiklerdir.Wasiat utama untuk keberadaan dan kegiatan mereka adalah contoh seni pemakaman, khususnya mosaik.
Sadece Einstein'ın teorisi deney ve gözlemlerle tutarlı olduğunu kanıtladı.Hanya teori Einstein terbukti konsisten dengan eksperimen dan pengamatan.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.Hipotesis Columbus sangat didukung oleh bukti yang ada.
1906’da, bilim insanları, insanların Aedes sivrisineklerinden hastalık kaptıklarını kanıtladılar.Pada 1906, para ilmuwan membuktikan bahwa manusia terkena infeksi dari nyamuk Aedes.
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.Terdapat beberapa bukti bahwa π irasional.
7. yüzyılda Bizans Afrika ile Frank Galya arasında devam eden ticaretin kanıtları vardır.Ada bukti perdagangan yang sedang berlangsung antara Afrika Bizantium dan Franka Gaul selama abad ke-7.
En az iki ayrı göçün olduğuna dair kanıtlar mevcuttur.Terdapat bukti setidaknya terjadi dua migrasi terpisah.
Ben, bunu kanıtlamaları için izin verir.Ia bertekad akan membuktikannya.
Kişisel sofuluğa ait kanıtlara Yeni Krallık Döneminden önce pek rastlanmaz.Bukti ketaatan pribadi semacam ini jarang terjadi sebelum Kerajaan Baru.
Anahtardan eline zıplayan sparklardan, yıldırımın da elektriksel bir doğa olayı olduğunu kanıtlamış oldu.Adanya kilatan yang meloncat dari kunci ke tangannya menunjukkan bahwa kilat adalah listrik di alam.
WTP – kanıtlamak istiyorum.Dan setelah DPR-GR Prov.
Bu birçok göreceli enerji ve momentum deneylerinde kanıtlanmıştır. .Ini secara eksperimental dibuktikan di banyak uji energi relativistik dan momentum.
Bu ırkçılıktaki uygulanan asıl politika ise Nazilerin Aryan olduklarını kanıtlamaya çalışmalarıdır.Kebijakan aktual yang diterapkan oleh Nazi adalah sertifikat Aryan.
(Bilim insanları sarıhummaya bir virüsün yol açtığını önceden kanıtlamışlardı.)(Sebelumnya para ilmuwan telah membuktikan bahwa viruslah yang menyebabkan sakit kuning.)
Cathai ismi ortalama 1000 yılında yazılan Uygur Mani dini belgelerde kanıtlanmıştır.Bentuk nama "Cathai" dibuktikan kebenarannya dalam sebuah dokumen Manichaean Uighur sekitar tahun 1000.
Sonucunun yanlış olduğu kanıtlandıktan sonra, ilk isyanlar 603'ten sonra ezildi.Setelah itu telah dibantah, pemberontakan pertama terjadi, dihancurkan setelah tahun 603.
Bu durumda davalının bu zarardan sorumlu olup olmadığının kanıtlanması gerekir.Karena itu ia harus bertanggung jawab atas kerusakan itu. ...
Sistem kendisini asla kanıtlayamamıştır.Dia mengungkapkan identitasnya pada Soha.
Tevsik: Doğruluğu kanıtlama.Catatan: Harap dicek kebenarannya.
Ayrıca "Biz kim olduğumuzu kanıtlamaya çalışamayız.Kita hidup untuk menemukan siapa kita sebenarnya.
Üstelik tüm kanıtlar kendisini göstermektedir.Dan semua itu ada saksinya-saksinya.
“Türklerin eski tarihlerden beri kefen kullandıkları kanıtlanmıştır.”Sendok sudah dipakai orang Korea sejak Zaman Perunggu.
Vatandaşlığını kanıtlayamayanlar geri çevrilirler.Bangsa yang kehilangan identitas tak akan maju.
Bu iki görüş de kanıtlanamamıştır.Kedua premis tersebut tidak bisa disimpulkan.
Delil bir şeyi kanıtlamaya yönelik ipuçlarıdır.Diagnosis adalah identifikasi mengenai sesuatu.
Fakat bu henüz kanıtlanmamıştır.Tapi, hal ini belum terbukti.
Jeolojik kanıtlar, Thera yanardağının birkaç yüz bin yılda sayısız kez patladığını gösterir.Hujan meteor: peristiwa terlihatnya puluhan hingga ratusan meteor dalam semalam.
Ancak bu henüz bilimsel olarak kanıtlanmış ve kabul edilmiş değildir..Tetapi hal ini belum terbukti dan diterima secara umum.
Bunu da geometri kullanarak kanıtlamaya çalışmaktadır.Kita juga dapat menurunkannya menggunakan deret geometri.
HCV enfeksiyonu karaciğer anomalileri olduğu kanıtlanmış kişilerin tedavi araması gerekir.Orang yang terbukti mengalami kelainan hati karena infeksi HCV harus berobat.
Kendilerini vücut ölçüleriyle kanıtlamaya ve sevdirmeye çalışırlar.Cora mencintai dan menghargai tubuh demi penyesuaian diri dengan DECEM.
İlgili Sayfalar