kanıtla ile cümle

kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1976 yılında Wolfgang Haken ve Kenneth Appel dört renk teorisini kanıtlamak için bir bilgisayar kullandı.Wolfgang Haken és Kenneth Appel számítógép segítségével bizonyította be 1976-ban a négyszín-tételt.
Tutuklandı, fakat kitabın beraat kararını kanıtlayarak serbest bırakıldı.A könyv miatt vád alá helyezték, azonban a könyv lefoglalásáról szóló határozatot visszavonták.
Bütün tahminlerin doğru olduğunu kanıtlama.Az sem kizárt, hogy az összes lehetséges verzió igaz.
Karındeşen Jack'in kimliğine dair onlarca iddia ortaya atılmıştır ancak hiçbiri kanıtlanamamıştır.Bár számos elmélet született Hasfelmetsző Jack kilétét illetően, máig nem nyert egyik sem bizonyítást.
(Bilim insanları sarıhummaya bir virüsün yol açtığını önceden kanıtlamışlardı.)(Az elsőt a tudósok ekkorra már igazolták, ami a sárgaláz volt.)
İlk kuram da buna benzer biçimde kanıtlanabilir.A minimális tag is hasonló módon bizonyítható.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Több tényező is van, ami miatt ez nem lehetséges.
Bu yüzden ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu tam olarak kanıtlanmamıştır.Nem bizonyított, hogy gyilkosság áldozata lett, vagy öngyilkos lett.
Şimdi bunun aksini kanıtlayalım.Igen, ha fordítva rakjuk!
Frisch bunu deneysel olarak 13 Ocak 1939'da kanıtladı.Yrjö Väisälä fedezte fel 1939. január 19-én.
İnsanların M.Ö. 7000 yıllarında burada yaşadığına dair kanıtlar elde edilmiştir.A területen mintegy 7000 éve élnek emberek.
Öğretinin varlığını kanıtlamak üzere bazı görseller kullanılmıştır.Az oktatógép felhasználásával folyó programozott tanítás néhány tapasztalata.
Kendilerini vücut ölçüleriyle kanıtlamaya ve sevdirmeye çalışırlar.Saját lényükre-testükre szabják és továbbadják.
Böylelikle, f(z) = a0 olur ve teorem kanıtlanmış olur.Tehát f(z) = a0, amivel a tételt bebizonyítottuk.
Bu öngörülerin pek çoğu deneyler tarafından kanıtlandı fakat bazıları hala araştırılıyor.Ezeknek a mozaikoknak a jelentős része megsemmisült, de feltehetően sokuk még felfedezésre vár.
Bu biçimlendirme Fansız bisikletçileri için başarılı olmayı kanıtlayacaktı.Kifejezetten ajánlott azoknak, akiknek problémát okoz a biciklizés.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Kései utódai közül viszont néhányan felismerték tehetségét.
Bu seçenek popüler olduğunu kanıtlamadı.Ez nem volt népszerű döntés.
Tayvan'da insan yerleşimine ait kanıtlar on binlerce yıl geriye uzanır.Ezen a területen az emberi élet nyomai négyezer évre nyúlnak vissza.
Kanıtlanamayan ve aksi de ispatlanamayan dava 30 Haziran 1501 tarihine kadar sürer.A felvételi vagy elutasítási értesítőnek július 31-ig kell megérkeznie.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Gyakorlatilag ez soha nem talált bizonyításra.
O sürede Alemgir Şah askeri yeteneklerini kanıtladı.Peng ezekben a harcokban bizonyította kiemelkedő katonai képességeit.
İlki sadece 10 yaşayan hücreye (minimum olduğu kanıtlanan) sahiptir.Minimálisan 10 fő szükséges hozzá (nem feltétlenül természetes személy).
Öjenikler, ırkçılıkta Aryan Irkının "saflık" teorisinin kanıtlamak için önemli bir rol üstlenmişlerdir.A dadaisták vezették be a „racionális őrültség” fogalmát a színjátszásba.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Az avarok ittlétét is igazolják régészeti feltárások és tárgyi bizonyítékok.
Böylece Doktor rüyada olduklarını kanıtlar.Az orvos szerint azért, mert álmában ellazultak az izmai.
Bununla birlikte eski döneme ait kanıtlar halkın bir valiye de kral diyebildiğini göstermektedir.Néha nehéz eldönteni, hogy egy törzs vezetőjét nevezhetjük-e királynak.
Ancak, dördüncü sezonda sonradan masum olduğu kanıtlanan bir fotoğrafçıyı öldürür.Kuitenkin neljännellä kaudella hän tappaa hätäisesti myöhemmin syyttömäksi todetun valokuvaajan.
Bir kuram, yeni ya da daha iyi kanıtların toplanmasıyla bilimsel kanunlara dönüşmez.Teoria ei muutu tieteelliseksi laiksi uusien tai parempien todisteiden kerääntymisen kautta.
Her ikisi de gözlemlerle ve/ya da deneysel kanıtlarla iyi desteklenmiştir.Kummatkin ovat yleensä hyvin tuettuja havainnoilla ja/tai kokeellisilla todisteilla.
Gereklilik 1837'de Pierre Wantzel tarafından kanıtlandı.Täydellisen todistuksen esitti Pierre Wantzel vuonna 1837.
Yeni ufuklar açan bu teoremi Emmy Noether 1915'te kanıtlanmış olup 1918'de yayınlanmıştır.Teoreeman todisti saksalainen matemaatikko Emmy Noether vuonna 1915, ja se julkaistiin vuonna 1918.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Tämä oletus kuitenkin usein tehdään, koska todistus on silloin helpompi ja lyhempi.
Bu yüzden ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu tam olarak kanıtlanmamıştır.Ei ole varmaa, onko kyseessä murha vai itsemurha.
Bu, şu şekilde kanıtlanabilir.Tämän voi todistaa seuraavasti.
Tek bir kurumdan ziyade, birbirinden bağımsız pek çok kanıtla desteklenmelidir.Sitä tukevat yhtenäisen perustan sijaan monet itsenäiset todisteet.
Bunlar Perun'un Ön Slav panteonunun baş tanrısı olduğunu gösteren sağlam temelli kanıtlardır.Nämä todisteet osoittavat vahvasti, että Perun oli alkuperäisen slaavilaisen muinaisuskon ylijumala.
En eski kanıtlar).Muinainen ennustus).
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Mitään rikossyytteitä ei kuitenkaan voitu todistaa.
Film, Thomas'ın cinayeti kanıtlama çabalarıyla devam eder.Tämä voisi olla motiivi, Tomin murhaan...
WTP – kanıtlamak istiyorum.TKT - Yritys.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Tätä ei ole kuitenkaan voitu koskaan todistaa.
Ayrıca "Biz kim olduğumuzu kanıtlamaya çalışamayız.Hän vielä lisäsi että "Kuka tietää mitä minä yritin?
Nihayet, kanıtladı ve 10.000 frank ödülü aldı.Hän voitti kilpailun ja sai palkinnoksi 10 000 euroa.
Her türevlenebilir fonksiyon f(z) aynı zamanda analitik olduğu kanıtlanabilir.Jokainen polynomi p(z) nimittäin on analyyttinen funktio.
Onun varlığını ya da yokluğunu gösteren bir takım kanıtlar gösterilebilir mi?Sisältääkö se jotain tosiseikkoja ja olemassaoloa koskevaa kokemusajattelua?
Emre, Şule'nin katil olduğunu kanıtlar.Jill selittää olevansa murhaaja.
Şimdi bunun aksini kanıtlayalım.Tämä todistetaan jäljempänä.
Tevsik: Doğruluğu kanıtlama.Arvo Tuominen: Ettei totuus unohtuisi.
Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.Näitä aseita käytetään harvoin rintamalinjassa niiden epätarkkuuden takia.
Ancak henüz varlığı resmen kanıtlanmış değildir.Sen olemassaoloa ei kuitenkaan ole vielä vahvistettu.
Filmlerin adları bile bunu kanıtlamaktadır.Näiden elokuvien samankaltaisuudet ovatkin silmäänpistäviä.
İdeal gaz yasası, Boyle yasası, Charles yasası ve Gay-Lussac yasası kullanılarak kanıtlanılabilir.Ideaalikaasua kuvaavat yksinkertaisemmat tilanyhtälöt ovat Boylen, Gay-Lussacin ja Charlesin lait.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Todistuksen taakka on väitteen esittäjällä.
Bir diğer seferde, Lisa, Bart'ın bir hamsterden daha aptal olduğunu başarıyla kanıtlar.Lisa päättää aloittaa uuden tiedeprojektin tutkimalla, onko Bart tyhmempi kuin hamsteri.
Cook'un ikinci yolculuğu öncelikle bunu kanıtlamaya yaradı.Cookin ensimmäisellä matkalla oli kaksi tavoitetta.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Ωστόσο, τα στοιχεία που στηρίζουν αυτούς τους συσχετισμούς είναι ανεπαρκή..
Sadece Einstein'ın teorisi deney ve gözlemlerle tutarlı olduğunu kanıtladı.Μόνο η θεωρία του Αϊνστάιν αποδείχθηκε να είναι συνεπής με τα πειράματα και παρατηρήσεις.
WTP – kanıtlamak istiyorum.Το β-TCP είναι βιοαπορροφήσιμο.
1906’da, bilim insanları, insanların Aedes sivrisineklerinden hastalık kaptıklarını kanıtladılar.Το 1906 αποδείχτηκε επιστημονικά ότι οι άνθρωποι μολύνονταν από κουνούπια του γένους Aedes .
İlgili Sayfalar