kanıtla ile cümle

kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Böylelikle, f(z) = a0 olur ve teorem kanıtlanmış olur.Tedy F = X {\displaystyle F=X} , čímž je důkaz hotov.
En eski kanıtlar).Nejstarší historie .
Fakat bu henüz kanıtlanmamıştır.Dosud to však není doloženo.
Arkeolojik kazılar sonucu bölgede 9.000 sene öncesine ait yaşam kanıtları bulunmuştur.Archeologické výzkumy prokázaly osídlení v této oblasti již před 9 000 lety.
1976 yılında Wolfgang Haken ve Kenneth Appel dört renk teorisini kanıtlamak için bir bilgisayar kullandı.Až v roce 1976 oznámili Kenneth Appel a Wolfgang Haken, že důkaz nalezli.
O sürede Alemgir Şah askeri yeteneklerini kanıtladı.Brzy se mu tak naskytla možnost, aby poznal Žižkovo vojenské umění.
Daha sonra araştırmada kanıtlandı ki sinyal sistemi yumuşatılmıştı.Vyšetřování satelitního varovného systému později potvrdilo, že systém opravdu selhal.
Bu deneyle birlikte pilot dalga teorisi kanıtlanmış oldu.Pilot byl o této skutečnosti informován varovným světlem.
Varlığı 2013'te kanıtlanmıştır.Území bylo vyhlášeno v roce 2013.
Daha sonra sokağa çıkıp ne kadar belalı olabileceğini kanıtlamasını ister.Pokud ho přišli zastavit, nechť mu tedy ukáží, jak jsou silní.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.Ipoteza columbiană este cel mai bine susținută de dovezile pe care le avem la dispoziție.
Pratikte bu düşüncelerin tehlikeli olduğu kanıtlandı.Totuși în practică, s-a demonstrat că aceste concepte erau periculoase.
Aktif kömür uygulamasının etkinliği kanıtlanmamıştır.Eficacitatea cărbunelui activ este necunoscută în acest caz.
1906’da, bilim insanları, insanların Aedes sivrisineklerinden hastalık kaptıklarını kanıtladılar.În 1906, cercetătorii au demonstrat că infecțiile erau transmise oamenilor de țânțarii Aedes .
1871'deki Fransa zaferi, Prusya'nın birleşik Alman devletinde baskın rol üstleneceğini kanıtladı.Victoria împotriva Franței în 1871 a confirmat Prusia ca jucător dominant într-un stat german unificat.
Henüz düzgün bir kanıt olmamasına rağmen numarasal benzetmeler geçerliliğine destekleyici kanıtlar sunar.Deși nu există nicio demonstrație pentru aceasta, simulările numerice aduc dovezi în sprijinul său.
Bulunan en eski kanıtlar M.Ö. 2650 yılına aittir.Cele mai vechi atestări datează din 650 î.
Haklı olduğu sezilmekte, ama kendisi haklı olduğunu bir türlü açıkça kanıtlayamamaktadır.Și am constatat, cu multă satisfacție, că s-ar putea să aibă dreptate !
HCV enfeksiyonu karaciğer anomalileri olduğu kanıtlanmış kişilerin tedavi araması gerekir.Persoanele cu anomalii ale ficatului în urma infecției diagnosticate cu VHC trebuie să urmeze tratament.
Bir tankı harekete geçirmenin çok önemli olduğu, 1999'daki Kosova Savaşı'nda kanıtlandı.În războiul din Kosovo din 1999 s-a demonstrat că este important să se determine ca tancurile să se miște.
Onlar, Birinci Bölük'ü kıskanırlar ve sık sık kendi değerlerini kanıtlamak için olsalık içindedirler.A colaborat la Gândirea încă de la primul număr, fiind asociat adesea curentului gândirist.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.Evidențe privind utilitatea echinaceei sunt lipsite de consistență.
WTP – kanıtlamak istiyorum.The Quest - Show ce urmărește RPG-urile.
Biletleri satma gücünü kanıtlamış oldu.Preturile erau reglementate de puterea de cumparare.
Başarılı olan bu test roket motorunun yeterliliğini kanıtlamıştır.Ancheta a confirmat funcționarea corespunzătoare a motorului.
Çevresel nedenler ile ilgili kanıtlar bilimsel olarak bulunmasa da detaylı araştırmalar yapılmaktadır.Chiar și teorii legate de extratereștri au fost propuse, fără dovezi clare...
Böylelikle, f(z) = a0 olur ve teorem kanıtlanmış olur.Deci c = x M {\displaystyle \ c=x_{M}\ } și teorema este complet demonstrată.
Kanıtların tamamını düzenlemek umulandan daha uzun sürdü.Să mă ocup singură de emisiune a fost mai mult decât puteam duce.
Onların yanlış olduğunu kanıtlamaya kararlı olan Jaggu ise, babasının Sarfaraz'ı kabul etmesini ister.Hotărâtă să le dovedească că se înșeală, Jaggu îl cere de bărbat pe Sarfaraz.
Bu da, sayılan birçok faktörün, cinsiyet gelişiminde etkisi olduğunu kanıtlamaktadır.Acolo, el va descoperi, ca urmare a numeroaselor experiențe, plăcerile sexualității.
Tutuklandı, fakat kitabın beraat kararını kanıtlayarak serbest bırakıldı.Deși a fost condamnat, el a fost lăsat să plece liber din sala de judecată.
1940-2000 ve daha sonraki yıllarda devam eden emek hareketleri sürekli hale geldiğini kanıtlamıştır.Persecuția continuă din anii 1930-1940 a dus la dispariția ei aproape completă.
Böylece Doktor rüyada olduklarını kanıtlar.Unul susținea că-i doctor în filosofie.
Bu iddiayı tarihsel örneklerle kanıtlamaya çalışmıştır.Argumente istorice probează această datare.
Bu yüzden ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu tam olarak kanıtlanmamıştır.Nu s-a putut stabili cu precizie dacă s-a sinucis sau dacă a fost omorât.
Tanımlama, bilimsel bilgi ve kanıtlama gibi konularla bu eserinde uğraşır.Lipsesc din el, de exemplu, termenii din arte și științe.
Kolomb hipotezi en iyi mevcut kanıtlar ile desteklenmektedir.A kolumbuszi hipotézist a rendelkezésre álló bizonyítékok támasztják alá leginkább.
Gereklilik 1837'de Pierre Wantzel tarafından kanıtlandı.A szükségesség bizonyítását Pierre Wantzel adta 1837-ben.
Boulton başarılı bir iş adamı olduğunu kanıtladı ve her ikisi de zengin oldular.Boulton kiváló üzletembernek bizonyult, és mindketten megtalálták számításaikat.
Buna rağmen, derleme albüm Meksika ve Arjantin'de altın satış yaparak ona ortalama bir başarıyı kanıtladı.Ennek ellenére, a válogatásalbum közepes sikere Mexikóban és Argentínában aranylemezt eredményezett.
Son günlerdeki kozmik özgeçmiş radyasyonunun ölçümleri bu senaryo için ilk kanıtla sonuçlandı.A kozmikus háttérsugárzás legújabb méréseinek eredménye az első bizonyíték erre a forgatókönyvre.
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.A pí szám irracionális.
Adil, suçsuzluğunu kanıtlayamaz ve hapse mahkûm olur.A rendőrség nem hisz az ártatlanságában és börtönbe zárják.
HCV enfeksiyonu karaciğer anomalileri olduğu kanıtlanmış kişilerin tedavi araması gerekir.Azoknak, akiknél a májrendellenességet bizonyítottan HCV okozta, kezelésre van szükségük.
Fosiller Dünya’daki yaşamın bilinen en eski kanıtlarını sağlarlar.Fosszilis leletek őrzik az élet keletkezésének legrégebbi bizonyítékait.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.A valós életben tapasztalt szituációkban a bizonyíték gyakran komplex és kevert.
Tevsik: Doğruluğu kanıtlama.Mottója: Ne féljetek az igazságtól!
Bununla ilgili başka kanıtlar da bulunmuştur.Erről más beszámolók is megjelentek.
Sosyal beceriler eğitiminin popülerliğinin yanı sıra etkinliği kesin olarak kanıtlanmamıştır.A szociális képességek tréningjének hatásosságát nem igazolták megnyugtatóan.
Hayvan çalışmaları da nörotoksik etkileri kanıtlar ayrıca spermde mutasyonlar olduğunu da gösterir.Állatkísérletek neurotoxikus hatást és a sperma mutációját is kimutatták.
Hidrojen-4'ün varlığı yayılan protonların belirlenmesiyle kanıtlanır.A hidrogén-4 jelenlétére a kibocsátott protonok detektálásával következtettek.
Harbin, Çin'in kuzeydoğu bölgesinin merkezî ve uluslararası bir metropolü olarak statüsünü kanıtlamış oldu.Harbin világvárossá és Északkelet-Kína központjává vált.
Ekinezyanın (kirpi otu)faydası hakkındaki kanıtlar tutarsızlık göstermektedir.A kasvirág (echinacea) hatékonyságáról eltérőek a tapasztalatok.
1960'tan bu yana bu tür kanıtların bulunmasına yönelik çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır.1960 óta tesznek különböző kísérleteket ilyen bizonyítékok keresésére.
Çünkü kanıtlama, daha da açıklamak demektir, buysa daha çok açıklanamaz.Csak a kellő mennyiségű információ, mert nem akarok semmit se túlmagyarázni.
Homeopati'nin plasebo etkisi dışında bir faydası olduğu bilimsel ve klinik olarak kanıtlanamamıştır.A homeopátia placebohatáson túli hatásosságát tudományos és klinikai vizsgálatok nem támasztják alá.
Ancak bu da kanıtlanmamıştır.Mindez persze szintén nem bizonyítható.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.A vádat nem tudták bizonyítani.
İnsanlığını kanıtlamaya çalışır.Az emberség megtanulásának oskolája.
WTP – kanıtlamak istiyorum.MTP–LB – műszaki támogató jármű.
İlgili Sayfalar