kanıtla ile cümle
kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1960'tan bu yana bu tür kanıtların bulunmasına yönelik çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır.Vários esforços para encontrar tais evidências foram feitos desde 1960.
Hepburn Ivoryton, Connecticut'ta birçok oyunda rol aldı ve bir hit olduğunu kanıtladı.Hepburn apareceu em um grande número de peças em Connecticut, e ela provou ser um sucesso.
Sosyal beceriler eğitiminin popülerliğinin yanı sıra etkinliği kesin olarak kanıtlanmamıştır.Apesar da popularidade do treino em competências sociais, a sua eficácia não está firmemente estabelecida.
Anna, yalnızca entelektüel seviyede değil ama günlük konularda da yetkin olduğunu kanıtlamıştır.Ana se mostrou muito capaz não apenas no nível intelectual, mas também em assuntos práticos.
Cathai ismi ortalama 1000 yılında yazılan Uygur Mani dini belgelerde kanıtlanmıştır.Uma forma do nome Cathai foi atestada num documento uigur maniqueu de cerca do ano 1000.
Daha sonra pi mesonunu keşfi ile Yukawa parçacıkların özelliklerini kanıtladı.Mais tarde, a descoberta do méson pi mostrou que ele tem as propriedades da partícula de Yukawa.
Bulaşıcı olduğu kanıtlanamamıştır.Posteriormente foi demonstrado que a enfermidade não é contagiosa.
Ancak bu henüz bilimsel olarak kanıtlanmış ve kabul edilmiş değildir..No entanto, isto ainda não foi devidamente discutido e confirmado cientificamente.
Tora! filminden sonra, Kurosava halen iş gördüğünü kanıtlamak için hemen yeni bir projeye geçti.Tora!, Kurosawa rapidamente se moveu para outro projeto para provar que ele ainda era competente.
Bu birçokkez kanıtlamıştır.Disto tenho bastante provas.
Kanıtlanmasa da ölümünün intihar olduğu sanılmaktadır.Não é claro se a morte foi um suicídio.
Rusya, kuvvetli bir devlet olduğunu kanıtladı.A Rússia começou a ter um forte sistema presidencial.
Fakat bu henüz kanıtlanmamıştır.Contudo, ainda não foi provado.
Yargılanamadığı için suçu kanıtlanamamıştır.Não o podiam processar porque não podiam condená-lo.
İlk kuram da buna benzer biçimde kanıtlanabilir.A segunda condição pode ser provada do mesmo modo.
Bu biçimlendirme Fansız bisikletçileri için başarılı olmayı kanıtlayacaktı.Um forte vento seria um fator dificultante para os ciclistas.
BTH modunun ufuk ötesi gemileri belirlemede yararlı olduğu kanıtlandı.O efeito Magnus encontrou aplicação na propulsão de navios.
Özellikle incirin bu bölgede 11.400 yıl önce evcilleştirildiğini gösteren kanıtlar vardır.Existem registos mencionando este arroz datando de há cerca de 1100 anos, nesta região.
1886'da, seyreltik çözeltilerle gazlar arasındaki benzerliği kanıtladı.Em 1886, mostrou uma semelhança entre o comportamento de soluções diluídas e gases.
Amacı geminin hem büyük hem de hızlı olduğunu kanıtlamaktı.Estas características tornavam a embarcação muito leve e veloz.
Yeni ufuklar açan bu teoremi Emmy Noether 1915'te kanıtlanmış olup 1918'de yayınlanmıştır.A primeira versão do teorema foi demonstrada em 1918 por Emmy Noether.
Böylelikle, f(z) = a0 olur ve teorem kanıtlanmış olur.Se L ( T i ) < L ( F ) {\displaystyle L(T_{i})<L(F)} , a teoria tem evidência para apoiá-la.
Çabukça göründüğünden daha fazlası olduğunu kanıtladı.Mas o reaquecimento foi muito mais rápido do que o esperado.
Bu, şu şekilde kanıtlanabilir.Isto pode ser provado como segue.
Arkeolojik kanıtlar, ilk insanların Papau Yeni Gine’ye yaklasik 47.000 yıl önce ulastıklarını göstermektedir.Os primeiros habitantes do arquipélago terão chegado por mar, desde a actual Papua-Nova Guiné, há 33000 anos.
19. yüzyılda yapılan deneylerle bu kanıtlanmıştır.As experiências continuaram ao longo do século 19.
Bunu da geometri kullanarak kanıtlamaya çalışmaktadır.Ele foi também usado para obter medidas geodésicas terrestres.
Bu görüşün doğruluğu 1970'lerin başından beri kanıtlanmıştır.O conceito tem sido reconhecido desde a década de 1970.
Kanıtlanmış bir toksisitesi yoktur.Não há antitoxina específica.
Bir fiziksel nesnenin var olduğu söylemini kanıtlamak mümkün müdür?Ou será que posso demonstrar que ela é falsa ?
Filmlerin adları bile bunu kanıtlamaktadır.O nome das espécies fazem referência aos personagens do filme.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Esta teoria nunca foi comprovada.
Madonna'nın kanıtlamak istediği bir şeyler var gibi." dedi.Todas elas são de coração." —Madonna, sobre Something to Remember.
WTP – kanıtlamak istiyorum.RTP—programas.
Yine de teorem bu durumun doğru olduğu bir sayı sistemi olduğunu kanıtlar.Prova é o processo de mostrar que um teorema está correto.
Mayıs 1988'ten sonra tamamen kayboldu ve hakkında bir daha doğruluğu kanıtlanmış bir bilgiye ulaşılamadı.Desapareceu em 1934, e, desde então, não houve informação sobre seu paradeiro .
Bu zamana kadar, bu etkinin deneysel sonuçlarının kanıtlandığını gösteren sonuç ortaya çıkarılamamıştır.Não surpreende que a necessidade de mostrar os resultados do trabalho entretanto cumprido.
Filozoflar kendilerine söylemlerin kanıtlayıcı olduğunun söylenmesinden pek hoşlanmazlar.Alguns filósofos defendem a ideia de que algo faz as afirmações verdadeiras serem verdadeiras.
1944'te Gerard Kuiper Titan üzerinde metan ve amonyak saptayarak atmosferin varlığını kanıtladı.No ano de 1944, Gerard Kuiper detectou metano no espectro de Titã, evidenciando que tinha atmosfera.
Bu oyunda ahlakı vurgulayarak kanıtlamıştır.Defendeu nessa obra a imortalidade da alma.
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.O valor de π {\displaystyle \pi } pertence aos números irracionais.
Kendini yeterince kanıtlayamamış olan Naruto, Akademi'ye başladığı günden beri Hokage olmayı amaç edindi.Sharon se orgulha de jamais ter faltado a uma aula desde que começou a aprender o instrumento.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Ele agora precisa contar com a ajuda dela para poder provar a sua inocência.
Böylece Doktor rüyada olduklarını kanıtlar.Assim, realizou o sonho de se tornar médico.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Para ele, esta mostrava que ele tinha talento.
Nümismatik, paraları inceleyen çalışma sahası, tarihleme için yararlı olduğu kanıtlanmıştır.A precisão e utilidade da escala foram questionados em uma pesquisa recente.
Bu zamana kadar, bu etkisinin varlığı henüz kanıtlanamamıştır.A existência desse planeta, entretanto, ainda não foi comprovada.
Moesia Inferior ve Küçük İskitya'dan kurşun mühürler, quaestura exercitus varlığını destekleyen kanıtlardır.Selos de chumbo da Mésia Secunda e da Cítia Menor comprovam a existência do Questorado do exército.
Ayrıca "Biz kim olduğumuzu kanıtlamaya çalışamayız.E eu disse 'Bem, eu não estou nem aí para quem você é.
Mağaralar aynı zamanda erken dans kanıtları da sunmaktadır.De grotten leveren ook een vroeg bewijs van de dans.
Bu sonuç Gauss tarafından varsayıldı ve Kurt Heegner tarafından 1952 içinde kanıtlandı.Dit resultaat werd reeds vermoed door Gauss en werd in 1952 bewezen door Kurt Heegner.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Dit blijkt met name uit restanten van oude rivieren die door het hele land gevonden zijn.
Nihayet, kanıtladı ve 10.000 frank ödülü aldı.Hij werd vierde en ontving hiervoor een premie van 3000 frank.
Belitlerin tutarlılığı sistem içerisinde kanıtlanamaz.De consistentie van de axioma’s kan niet bewezen worden binnen het systeem.
Bu kanıtlar, domuzun evcilleştirilme sürecinin başlarında olunduğunu göstermektedir.Dit is het begin van de actie Varkens in nood.
Ancak bu henüz bilimsel olarak kanıtlanmış ve kabul edilmiş değildir..Dit is tot op heden echter nog niet aangetoond en wordt wetenschappelijk ook niet verwacht.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dit experiment toonde aan dat DNA, en niet proteïne, drager van het genetische materiaal was.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Dit is meestal een indicatie dat de voorslag snel en kort gespeeld moet worden.
Fakat, bu parçacıkların varlığı henüz kanıtlanmadı.Het bestaan van de deeltjes is vooralsnog onbevestigd.
Bu iki görüş de kanıtlanamamıştır.Beide ideeën lijken niet aannemelijk.
İlgili Sayfalar