kanıtla ile cümle
kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.وامكانية اختبار النساء من أجل هذا التطبيق في الجيوش يكون محدود لما يبدو أنه نادر جداً.
Tevsik: Doğruluğu kanıtlama.رحمي : مفيش إثبات ..
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.البرهان على أن π عدد غير جذري.
1964’te Varşova’daki ünlü bir sergide ilk büyük başarısını kanıtladı, tüm resimleri satıldı.كان نجاحه الملحوظ الأول في معرضِه في وارسو عام 1964 حيث بيعت كل لوحاتِه.
1933 yılının sonunda Hepburn kariyerinin zirvesindeydi; ama kendini Broadway'de kanıtlamaya can atıyordu.بحلول نهاية عام 1933، كانت هيبورن ممثلة سينمائية لها احترامها، ولكنها اشتاقت لإثبات نفسها في برودواي.
Evrim hakkındaki bütün kanıtlar Uçan Spagetti Canavarı tarafından yerleştirilmiştir.كل الأدلة التي تشير إلى التطور قام وحش السباغيتي الطائر بوضعها في الأرض.
Fakat bu henüz kanıtlanmamıştır.ولم تتم برهنتها حتى الآن.
Bir görüşe göre -Bourbaki grubunun tarafından tanımlanabilecek- soyut matematik kanıtlanmış olandır.الرياضيات البحتة، وفقا لرأي مفاده أن ويمكن إرجاع ذلك إلى مجموعة بورباكي، هو ما ثبت.
Yani bilgelikteki cehalet durumunu kanıtlar.فيحظر لذلك تنكيس العلم في الحداد.
Bu da iddiayı kanıtlar.وبذلك تثبت المبرهنة.
Fransa kupayı dört kere kazanarak doğmakta olan otomotiv endüstrisi içinde önderliğini kanıtlar.وفازت فرنسا بالكأس أربع مرات مما يدل على حسن الإدارة في صناعة السيارات.
Bu iki görüş de kanıtlanamamıştır.لم تثبت كلا النظريتين.
Bu kanıtların birçoğu erkeklerin kadınlara göre fiziksel olarak daha üstün olmalarını içerir.ومعظم هذه الأدلة تتضمن أن الرجال يكونوا ذو لياقة جسدية عالية مقارنة بالنساء.
Bu savı kanıtlayan Hititlilerin isimleri ve el yazmaları o bölgede bulunmuştur.وقد عُثر في هذه المنطقة على أسماء الحيثيين ومخطوطات تثبت صحة هذا الاحتمال.
Bu öngörülerin pek çoğu deneyler tarafından kanıtlandı fakat bazıları hala araştırılıyor.أكدت العديد من هذه التنبؤات بواسطة التجارب، بينما لا تزال التنبؤات الأخرى موضوع بحث قائم.
Böylece bu yöntem Dijital imzalama tarafından kimlik kanıtlama için kullanılamaz.ولكن هذه ليست الطريقة الوحيدة لحساب التواقيع الرقمية.
Yerel olarak yaygın olsa da sayılarının azaldığına dair kanıtlar bulunmaktadır.على الرغم من وجود دلائل على انخفاض اعداده.
Bu yüzden ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu tam olarak kanıtlanmamıştır.ولا يعرف ما اذا كان وفاته حادث او انتحار.
Bir erken dönem İslam sosyolojisinin varlığına dair çeşitli kanıtlar vardır.كوثيقة حيّة تشهد بالوجود الإسلامي منذ وقت مبكر .
Kanıtlar, başkalarıyla cinsel ilişkiye girmeyen heteroseksüel çiftlerin risk taşımadığını desteklemektedir.الدليل يؤكد عدم وجود أي خطر للممارسة الجنسية مغايرة الجنس بين الأزواج الذين لا يمارسون الجنس مع آخرين.
"Çok güzel, ama bunu kanıtlayacak mı?"ومن الرائع مقارنتي به، ولكنني يجب أن أثبت نفسي ".
Daha yeni deneyler kütlesi 6910 amu'ya varan moleküllerin nicem doğasını kanıtladı.وتثبت التجارب المعاصرة الطبيعة الكمية للجزيئات حتى وزن 6910 وحدة كتلة ذرية.
1982 Satoha ve ark. sıçanların ülserinde enfeksiyon etkeni ile ilgili kanıtlar buldular.1982 ساتوها وآخرون يكتشفون أدلَّة تُفيد بِوُجُود سبب مُعدٍ للقرحة في الجُرذان.
Uçak kaçırma eylemi hiçbir zaman kanıtlanamadı.تم العثور على حطام الطائرة أبدا.
Manyetik monopollerin varlığını kanıtlayan herhangi bir deneysel veri yoktur.لم يعثر على أدلة مادية تدعم وجود الوحش.
Bu biçimlendirme Fansız bisikletçileri için başarılı olmayı kanıtlayacaktı.ويمكن لهذه الرياح أن تكون ضارة لراكبي الدراجات.
Bu kanıtlar eski modellerin yaptığı çok tahmini çürütmüşlerdir.هذه الأدلة تناقض العديد من الافتراضات والتوقعات في النماذج السابقة.
Tolcapone - sistematik bir çalışmada sözlü ve episodik hafızayı güçlendirdiğine dair kanıtlar bulunmuştur.تولكابون -أشارت مراجعة منهجية أنه يحسن الذاكرة العرضية اللفظية والذاكرة العرضية الرمزية.
19. yüzyılda yapılan deneylerle bu kanıtlanmıştır.هذ النموذج اكتشف في القرن 19.
Ama bu görüş te kanıtlanamamıştır.ومع ذلك، فإن فكرة كهذه لا يمكن تصورها.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.الاستنتاج: DNA هو المادة الوراثية وليس البروتين.
Doğrulanmış, kanıtlanmış bilgi ve veriler üzerinde düşünün ve konuşun.تحدث وفكر دوماً على أساس المعلومات والبيانات المثبتة والموثوقة.
İlerleyen tarihlerde, RTÜK'ten alınan bir belge ile klibe yayın yasağı uygulanmadığı kanıtlandı.في أوقات متقدمة أتضح أن الكليب لا يتوافق مع حظر النشر ولا مع الوثيقة التي أخذت من تورك .
Çeşitli kanıtlarla desteklenmiş doğanın bazı yönlerini kapsamlı bir şekilde açıklar.حيث يُقصد بالكلمة أي تفسير شامل لظاهرة معينة من ظواهر الطبيعة وتؤيدها مجموعة كبيرة من الأدلة.
Yargılanamadığı için suçu kanıtlanamamıştır.لم يتم محاكمته عن هذه الجريمة.
HCV enfeksiyonu karaciğer anomalileri olduğu kanıtlanmış kişilerin tedavi araması gerekir.الأشخاص الذين تتأكد إصابتهم بـاضطرابات كبدية بسبب HCV يجب عليهم التوجه للعلاج.
Şehirde El-Kaide yandaşlarının yaşadığı iddia edilmektedir, ancak kanıtlanmamıştır.وقيل هي عند أهل العربية الأمر الدال على شيء لا بالوضع.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.هناك العديد من الطرق لإداء اختبار تحيز عدم الاستجابة.
Bir yandan da kuramı doğrulayan deneysel kanıtlar birikmeye başlar.يجب أن يأتي هذا التبرير من دليل تجريبي على أنه يعمل.
Yeniden iskan edildiğine ilişkin kanıtlar esas olarak Geç Helenistik Dönem ve Erken Roma Dönemi ile ilgilidir.كما يضم البناء آثارًا أسفله تعود إلى الحقبة الهلنستيّة المُتأخرة أو الرومانيّة المُبكرة.
Hidrojen-4'ün varlığı yayılan protonların belirlenmesiyle kanıtlanır.اتبع أثر الهيدروجين-4 من البروتونات الصادرة.
Böylece elektrik ile magnetizma arasındaki ilişki kanıtlanmıştır.وتأكد من وجود علاقة بين الكهرباء والمغناطيسية .
Şu ya da bu kişinin Sovyet iktidarının çıkarlarına karşı davrandığını kanıtlamaman gerek.Você não precisa provar que este ou aquele homem agiu contra os interesses do poder soviético.
İlki sadece 10 yaşayan hücreye (minimum olduğu kanıtlanan) sahiptir.A primeira tem apenas dez células vivas (o que se provou que é o mínimo).
Frisch bunu deneysel olarak 13 Ocak 1939'da kanıtladı.Frisch confirmou experimentalmente em 13 de Janeiro 1939.
Böylece, Bob'un sahte sözleşmeye imza koyduğu "kanıtlanmış" olur.Essa assinatura 'comprova' então que Bob assinou o contrato fraudulento.
Haiti pasaportu almak için, bir Haiti vatandaşı olmak ve bunun kanıtlanması gerekir.Para obter um passaporte haitiano, o cidadão deve ser de nacionalidade haitiana e fornecer provas disto.
1933 yılının sonunda Hepburn kariyerinin zirvesindeydi; ama kendini Broadway'de kanıtlamaya can atıyordu.Até o final de 1933 Hepburn estava no topo de sua profissão, mas desejava provar-se na Broadway.
Kişisel sofuluğa ait kanıtlara Yeni Krallık Döneminden önce pek rastlanmaz.Evidência de piedade pessoal é escassa antes do Reino Novo.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Kawashima não encontrou nenhuma evidência direta de dano cerebral permanente.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Esta suposição muitas vezes é usada por tornar as provas mais curtas e fáceis.
Lee Marvin'le ilişkili olduğunu ya da onun oğlu olduğunu kanıtlayacak bir yüz yapısına sahip olman gerekiyor.Você tem que ter uma estrutura facial, que poderia estar relacionada, ou ser um filho de Lee Marvin.
Güncel kanıtlar aynı zamanda evrenin kapalı olmadığını işaret ediyor.Outras medidas sugerem também que o universo não é fechado.
Rejim kısa ömürlü oldu ve İngiliz askeri desteği olmadan sürdürülemez olduğu kanıtlandı.O regime teve vida curta e mostrou-se insustentável, sem apoio militar britânico.
Bazı kanıtlar türevi ve hatta analitik fonksiyonları kullanmaktadır.Algumas funções também empregam derivabilidade ou mesmo funções analíticas.
Kromozom 2, insan ve diğer maymunların ortak kökenli olması lehine çok güçlü kanıtlar sunmaktadır.O cromossomo 2 é, assim, forte evidência da origem comum de humanos e outros primatas.
Bu kanıtlara rağmen patlamanın kesin tarihini belirlemek zordur.Apesar desta evidência, a data exata da erupção tem sido difícil de determinar.
Ramsey’in teoremi kanıtlanmış oldu.Suponha que o teorema finito de Ramsey é falso.
Bu bilgiler aslında bitkilerin ağırlığının sadece topraktan değil havadan da geldiğini kanıtlamış oldu.Isto demonstrava que uma parte da massa das plantas vinha do ar, e não somente do solo.
Benzer kanıtlar, Darwin'den bağımsız olarak Alfred Russel Wallace da benzer sonuçlara ulaşmıştır.As mesmas premissas levaram a que Alfred Russel Wallace chegasse à mesma conclusão.
İlgili Sayfalar