kanıtla ile cümle

kanıtla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Belitlerin tutarlılığı sistem içerisinde kanıtlanamaz.Die Erdrotation macht sich in dem System nicht bemerkbar.
(Bilim insanları sarıhummaya bir virüsün yol açtığını önceden kanıtlamışlardı.)(Neudruck Lebensweg eines Chirurgen.
Onun bütün çalışması sayesinde dizinin popüler olduğunu kanıtladı.Wegen seiner Arbeitsleistung wurde der Hund schnell beliebt.
Kesin kanıtların olmamasından dolayı Wallace'ın doğum tarihi ve doğum yeri tartışılır.Das Geburtsdatum von Wallace und sein Geburtsort sind nicht eindeutig geklärt.
Hertz, 1888 yılında elektromanyetik radyasyonun üretilebileceğini ve takip edilebileceğini kanıtlamıştır.Hertz gelang es 1886 als Erstem, freie elektromagnetische Wellen experimentell zu erzeugen und nachzuweisen.
Mahkemeye, George'a karşı olan kanıtlar karısı tarafından verildi.Die Beweise gegenüber seiner Frau wurden gefälscht.
Yazıları ile kendisini kanıtlamış ve çalıştığı gazetelerin tirajlarını artırmıştır.Er verliest Reden und unterschreibt Zeitungsartikel, die andere für ihn geschrieben haben.
Yine de teorem bu durumun doğru olduğu bir sayı sistemi olduğunu kanıtlar.Ein formales System bestimmt eine Theorie, die Menge aller im System herleitbaren Aussagen.
Ancak bu kesin olarak kanıtlanamamıştır.Dies lässt sich jedoch nicht mit Sicherheit nachweisen.
Aralarında William Ellis'in de bulunduğu birkaç düzine insan da, düzmece kanıtlarla sürgün edildi.Es gab rund 27 Fluchtversuche, eingeschlossen derer von William Buckley.
Bunu kanıtlayamam ama öldürülmüş olduğundan eminim.Je ne peux pas le prouver mais je suis certain qu'il a été assassiné.
Dosya gerçeği kanıtladı.Le document attesta de sa vérité.
Bu hipotezi kanıtlayan sensin.C'est toi qui défends cette hypothèse.
Boulton başarılı bir iş adamı olduğunu kanıtladı ve her ikisi de zengin oldular.Boulton s’est avéré excellent homme d’affaires et les deux hommes ont fini par faire fortune.
Pratikte bu düşüncelerin tehlikeli olduğu kanıtlandı.En pratique, ces concepts se sont avérés dangereux.
Böylece, Bob'un sahte sözleşmeye imza koyduğu "kanıtlanmış" olur.La signature est la « preuve » que Bob a signé le contrat frauduleux.
1927 yılında Heisenberg bu varsayımların doğru olmadığını kanıtlamıştır.En 1927, Heisenberg a prouvé que cette dernière hypothèse était incorrecte.
Bir diğer seferde, Lisa, Bart'ın bir hamsterden daha aptal olduğunu başarıyla kanıtlar.À une occasion, Lisa a réussi à prouver à Bart qu'il était plus bête qu'un hamster.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Ceci est particulièrement mis en évidence par les vestiges d'anciennes rivières trouvées dans tout le pays.
Sadece Einstein'ın teorisi deney ve gözlemlerle tutarlı olduğunu kanıtladı.Seule la théorie d'Einstein se montra compatible avec les expériences et les observations.
Doğrulanmış, kanıtlanmış bilgi ve veriler üzerinde düşünün ve konuşun.Ne penser et ne parler que sur des informations et des données vérifiées, prouvées.
Takip eden yıllar, onun ne kadar yetenekli olduğunu kanıtladı.Les années suivantes, il confirme son grand talent.
Hidrojen-4'ün varlığı yayılan protonların belirlenmesiyle kanıtlanır.La présence d'hydrogène 4 a été déduite par la détection de l'émission de protons.
Bu genliklerinin sonluluğu 2011 yılında kanıtlanmıştır.L'existence de ces amplitudes a été prouvée en 2011.
Araştırması nihaî kanıtladı ve Nazi vesayetçileri ile hızlı bir şekilde lütuflarını kaybetti.Værnet perdit rapidement son crédit auprès des nazis.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.Dans les situations du monde réel, la preuve est souvent complexe et décomposée.
Harbin, Çin'in kuzeydoğu bölgesinin merkezî ve uluslararası bir metropolü olarak statüsünü kanıtlamış oldu.Harbin avait dès lors assis son statut de métropole du nord-est de la Chine.
Diğer bir grupa ise bunun tam tersine dair kanıtlar verilmiştir.Un autre groupe est confronté à des preuves contraires.
WTP – kanıtlamak istiyorum.WorldCat - notice.
Yani bilgelikteki cehalet durumunu kanıtlar.L’iconographie en porte témoignage.
Bu iki görüş de kanıtlanamamıştır.Toutefois, ces deux affirmations ne peuvent être vérifiées,.
Hofföamm bunu mahkemede kanıtlama olanağına sahip değildi.Les témoins du crime n'ont pas pu en fournir la preuve au tribunal.
Ayrıca, ve en önemlisi, teori giderek artan biçimde doğrulayıcı deneysel kanıtlarla desteklenmiştir.Bien plus, cette théorie fut confirmée par un corpus de plus en plus grand de confirmations expérimentales.
Aslında bu pek kanıtlanmamış olup hâlâ tartışılmaktadır.Mais cela reste encore très mal connu et débattu.
İnsanların M.Ö. 7000 yıllarında burada yaşadığına dair kanıtlar elde edilmiştir.Ces lieux sont fréquentés depuis plus de 7 000 ans.
Bulaşıcı olduğu kanıtlanamamıştır.Elle n'est pas contagieuse.
Mahkemede lezbiyenliği kanıtlamanın yöntemleri, erkek eşcinselliğininki ile aynı.Les moyens de prouver les actes lesbiens sont les mêmes que pour l'homosexualité masculine.
Çevresel nedenler ile ilgili kanıtlar bilimsel olarak bulunmasa da detaylı araştırmalar yapılmaktadır.Faute de documents scientifiques au regard de ce sujet, encore faut-il des études approfondies.
Varsayım 1844'te basıldı ve 2002'de matematikçi Preda Mihăilescu tarafından kanıtlandı.Cette notion est liée à la conjecture de Catalan, démontrée en 2002 par Preda Mihăilescu.
Bu durum onun avantajlı olduğunu kanıtladı.Cela indique qu'il jouissait d'une position privilégiée.
Herkes kendi iddiasını kanıtlamayla mükelleftir.Ils doivent ensuite prouver chacun leur identité.
Kanıtlanmış bir toksisitesi yoktur.Sa toxicité n'est pas démontrée.
Dört kutuplu elektron modeli deneysel olarak henüz kanıtlanmamıştır.Aucune particule de matière exotique n'a encore été détectée expérimentalement.
Kanıtlar üç yüksek rütbeli Alman subayından birinin katil olabileceğine işaret etmektedir.Il a indiqué avoir retrouvé les noms de trois sous-officiers allemands qui auraient pu jouer un rôle.
Nümismatik, paraları inceleyen çalışma sahası, tarihleme için yararlı olduğu kanıtlanmıştır.La numismatique, ou étude des pièces de monnaie, s’est avérée utile pour dater certains faits.
Ancak hiçbir suçlama kanıtlanamadı.Aucune inculpation n'a été retenue.
Bu seçenek popüler olduğunu kanıtlamadı.Cette décision s'avéra très impopulaire.
Pike'ın bir Ku Klux Klan üyesi olduğu iddia edilmiş; fakat bu iddia kanıtlanamamıştır.Pram est accusé d'appartenance au PKI, ce qui n'a jamais été prouvé.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Elle doit s'enfuir pour prouver son innocence.
Pi'nin irrasyonel bir sayı olduğunu kanıtlamıştır.Il les utilise pour montrer l'irrationalité de π.
Uçak kaçırma eylemi hiçbir zaman kanıtlanamadı.L'attentat n'a jamais été élucidé.
Bir şeyin imkansız olduğunu kanıtlamanın çeşitli yolları vardır.Il existe deux approches pour démontrer l'inexistence d'une solution.
Üstelik tüm kanıtlar kendisini göstermektedir.Toutes les preuves l'accablent.
Bunun daha sonra matematikçilerin birçok alana uyarlayacağı önemli bir yaklaşım oldu kanıtlanmıştır.Depuis, ce théorème a connu de nombreuses démonstrations faisant appel à divers domaines des mathématiques.
Doğaldır ki bütün bunlar kanıtlanamamış varsayımlardan ibarettir.Mais tout cela reste des hypothèses qu'aucun élément tangible ne vient confirmer.
Filmlerin adları bile bunu kanıtlamaktadır.De plus, les magazines feraient aussi la promotion de ces films.
Bu zamana kadar, bu etkisinin varlığı henüz kanıtlanamamıştır.Cette fois, l'existence du corps n'est à ce jour pas confirmée.
Şehirde El-Kaide yandaşlarının yaşadığı iddia edilmektedir, ancak kanıtlanmamıştır.Il était le chef opérationnel présumé d'Al-Qaïda au Pakistan, bien que cela ne soit pas prouvé.
Bu kanıtları Aşkabat Devlet müzesinde görmek mümkündür.On peut les admirer au musée municipal.
1921'de Neill, düşüncelerini kanıtlamak amacıyla Summerhill Okulu'nu kurdu.En 1921, A.S. Neill crée l'école de Summerhill, où il met en application ses théories libertaires.
İlgili Sayfalar