kanın ile cümle
kanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Taze kanın devamlı olarak yapılmadığını, fakat devamlı vücutta dolaştığını söyledi.白い紙だと、見えません 常に体を動かして切っております。
Mandibular ve maksiller kaninler ağızdaki en uzun dişlerdir.ブタ・ネコ・ウサギのうち、誰が一番歯を磨いたか当てる。
İlaç kanın pıhtılaşmasını sağlayacak bir başka ilaç aranırken bulunan bir ara maddedir.魔女 お化け風邪を治す薬を作ることができる唯一の存在。
İnsan kanından meydana gelen denizler ile çevrili bir evi olduğu düşünülür.血の海を住処とする人面の妖獣。
Ame cesaretsiz, ürkek Bergþóra kanının intikamını alır.金メダルを獲得し白人たちから無血勝利を得る。
Vali, onlara ölümüne dövüşmelerini emreder ve kasaba halkı da onların kanını istemektedir.賜兄〔顯〕欲為報怨,賓客轉劫人,發覺,州郡殺顯獄中。
Kanın pıhtılaşma süresi.血液所需的凝固时间。
Yapılan otopsi sonucunda kanında Kokain ve Tramadol bulunmuştur.警方在她車內及她血液內發現可卡因。
Kanın içine hatıraları emebilir.我们可以从血液中获得很多信息。
Domuz kanını bir kovaya doldururlar.猪血是指猪的血液。
Sonuçta oluşan antikorlar hayvanın kanından alınır.血豆腐主原料為動物的血。
Tılsıma göre beş yatsı namazı sonrası Nisa ve onun kanından olanlar ölümle tanışacaktır.宋纁無奈只得上疏五次請求辭職歸鄉,不久死於任內。
Kumaş, her zaman adet kanının emilmesinde büyük role sahip oldu.종족 전체가 피에 대해 깊은 공포증을 가지고 있다.
Örneğin Cobain'ın kanında yaklaşık 1,52 mg eroin bulundu.아르카링카 베이즌에 최대 2330억 배럴의 유전을 발견했다.
İnsanların kanını emer, içlerinde büyür.이는 사람의 피를 빨아 먹고 산다.
Ayrıca Ejderha kanının on iki farklı kullanılışını da keşfetmiştir.הוא התפרסם גם בזכות גילוי 12 השימושים של דם דרקונים.
Sonuçta oluşan antikorlar hayvanın kanından alınır.הנוגדנים שנוצרו נאספים מדם החיה.
Yapılan araştırma sonucunda Blind'in kanında limitlerin üç katı üzerinde alkole çıkmıştır.במהלך בדיקת אלכוהול, התגלה שבדמו של בלינד יש כמות משולשת מכמות האלכוהול בדם המותרת לנהיגה.
Otçul hayvanların ise kanını içerler.כדי לחיות, הן חייבות לשתות דם.
Ayrıca kemik iliği, kanın yeteri kadar pıhtılaşması için gerekli olan miktarda platelet üretemez.בנוסף, התפשטות הקליע נועדה לפגוע ברקמות וכלי דם רבים ככל האפשר.
Otçul hayvanların ise kanını içerler.Вампиризмът се практикува от хора или животни, които пият кръв.
Tıp alanında, kan damarlarındaki hidrostatik basınç duvara karşı kanın yaptığı basınçtır.В медицината, хидростатичното налягане на кръвоносните съдове е налягането на кръвта върху стената.
Kanın pıhtılaşma süresi.Това е нормалното време на кръвосъсирване.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Може да се направи и изследване на кръвта за антитела срещу заболяването.
Maksiller kaninler yaklaşık 4 aylıkken kalsifiye olmaya başlar.Оригиналният швейцарски Ементалер трябва да зрее най-малко четири месеца.
Yapılan araştırma sonucunda Blind'in kanında limitlerin üç katı üzerinde alkole çıkmıştır.Тестовете показват, че има съдържание на алкохол в кръвта си три пъти повече от допустимите норми.
Çikatilo ayrıca sık sık, kurbanların kanının tadına vardı.Голамът се храни с кръвта на жертвите си.
Kanın alyuvarlarında hemoglobin denilen solunum pigmenti vardır.В кръвта има клетъчни телца с хемоглобин.
Pachi krak (1998) Kanında Var-Fanatik (2000) Shotlandska Gayda (2001)Пачи крак (1998) Канънда вар-фанатик (2000) Шотландска гайда (2001)
Ayrıca Ejderha kanının on iki farklı kullanılışını da keşfetmiştir.Otkrio je i dvanaest načina upotrebe zmajske krvi.
Ekmek İsa'nın bedenini, şarap ise İsa'nın kanını sembolize eder.Njegovo je tijelo sveti kruh, a krv vino.
Dr. Denys, bir koyunun kanını 15 yaşında bir çocuğa nakletmiş ve çocuk yaşamıştı.Prelio je krv ovce u krvožilni sustav petnaestogodišnjeg dječaka, koji se kasnije oporavio.
Daha sonra bu Kanınca olmuş Karıncak.Mala to byť masa, ktorá sa búri.
Kanından bir örnek alındı.Začneme však príkladom zo života.
Kanın içine hatıraları emebilir.V moči je možné objaviť krv.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Pomáha srdcu pretláčať krv do celého tela.
Dış bölümde kalan plazma, kanın hacminin %55'ini oluşturmaktadır.V jednom litri krvi je približne 55% krvnej plazmy .
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Lahko se tudi potrdi na osnovi protiteles proti bolezni v krvi.
Âdet dönemi menstrual kanın görüldüğü ilk günden itibaren sayılmaya başlanır.Po dogovoru se dolžina menstruacijskega ciklusa šteje v dnevih od prvega dne menstruacijske krvavitve.
Noot Seear, Heidi: İnsanların kanını içmeleri için onları Volturi vampirlerine taşıyan bir vampir.Noot Seear kot Heidi, vampirka, ki pripelje ljudi, ki jih bodo vampirji pojedli.
Ayrıca, genel kanının aksine Dürzî düşüncesi Sufizm'den etkilenmemiştir.V nasprotju z nekaterimi teorijami na vero ni vplival sufizem.
Kan plazması, kanın sıvı kısmıdır.Sestavni del zunajcelične tekočine je tudi krvna plazma.
Daha sonraları, Marduk tarafından öldürüldü ve kanından insanlık yaratıldı.Tudi Kingu je pri tem umrl in iz njegove krvi je Marduk ustvaril prvega človeka.
Yapılan değerlendirmelerde kanında hem yasal miktardan fazla alkol hem de kokain çıkmıştır.Obdukcija je pokazala da je imel v krvi 1,5 ‰ alkohola in večje količine kokaina ter marihuane.
Otçul hayvanların ise kanını içerler.Geria šviežią gyvulių kraują.
Dış bölümde kalan plazma, kanın hacminin %55'ini oluşturmaktadır.Kraujo plazma – skystoji kraujo dalis, sudaranti 55 % kraujo tūrio.
Bu, onun yarattığı her şeyin kanından arta kalan kısımdır.Ši jam grodavo jo sukurtus kūrinius.
Âdet dönemi menstrual kanın görüldüğü ilk günden itibaren sayılmaya başlanır.Menstruaaltsükleid loetakse menstruaalse veritsemise esimesest päevast.
Otçul hayvanların ise kanını içerler.Sotsiaal-vampiirid joovad teie verd!
Ancak Moriarty'nin kanında onu suça çeken bir şeyler vardır.Mõrvatud Laretei verest on timukas määrdunud.
Kanın koruma, taşıma, savunma ve düzenleme görevleri bulunmaktadır.Organismis on neil transpordi-, kaitse-, struktuurne ja regulatoorne funktsioon.
Yaşadığı kalenin etrafındaki denizler insan kanından ve kıpkırmızıdır.Suuremad jõe ääres asuvad linnad on Livnõ ja Jelets.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.A sürgősségi osztály megállapította, hogy a fiú vérében nincs alkohol.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.Cei de la urgenţe s-au asigurat că nu există alcool în sângele copilului.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.Die Notaufnahme stellte fest, dass das Kind kein Alkohol im Blut hatte.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.Il pronto soccorso accertò che non c'era traccia di alcol nel sangue del bambino.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.Instalasi gawat darurat memastikan bahwa tak ada kandungan alkohol di darah si anak.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.응급실에서는 혈액검사를 해보니 알콜이 없다고 했습니다.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.Los de emergencias aseguraron que el niño no tenía alcohol en su sangre.
Acil'deki doktor, çocuğun kanında alkol olmadığını söylemiş.Na pogotowiu ustalono, że dziecko nie miało alkoholu we krwi.
İlgili Sayfalar