‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.Взе и чашата, и, като благодари, даде им, и рече: Пийте от нея всички!
‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.ибо сие есть Кровь Моя Нового Завета, за многих изливаемая во оставление грехов.
‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.се бо єсть кров моя нового завіту, що за многих проливаеть ся на оставленнє гріхів.
‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.כי זה הוא דמי דם הברית החדשה הנשפך בעד רבים לסליחת חטאים׃
‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.لان هذا هو دمي الذي للعهد الجديد الذي يسفك من اجل كثيرين لمغفرة الخطايا.
‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.因 為 這 是 我 立 約 的 血 、 為 多 人 流 出 來 、 使 罪 得 赦
‹‹Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.因 為這 是 我 立約 的 血 、 為多 人 流出來 、 使 罪 得 赦
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Albowiem ja już bywam ofiarowany, a czas rozwiązania mego nadchodzi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Căci eu sînt gata să fiu turnat ca o jertfă de băutură şi clipa plecării mele este aproape.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Car pour moi, je sers déjà de libation, et le moment de mon départ approche.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Denn ich werde schon geopfert, und die Zeit meines Abscheidens ist vorhanden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.For jeg ofres allerede, og tiden for min bortgang er forhånden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ik zeg dit omdat mijn tijd bijna voorbij is. Ik zal voor God geofferd worden en binnenkort sterven.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Kajti jaz bom skoraj žrtvovan, in ločitve moje čas je blizu.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.관제와 같이 벌써 내가 부음이 되고 나의 떠날 기약이 가까왔도다
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Lebo ja som už po kuse obetovaný liatou obeťou a čas môjho odchodu sa už dostanovil.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Mert én immár megáldoztatom, és az én elköltözésem ideje beállott.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Neb já se již k tomu blížím, abych obětován byl, a čas rozdělení mého nastává.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Porque yo ya estoy a punto de ser ofrecido en sacrificio, y el tiempo de mi partida ha llegado
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Quanto a me, il mio sangue sta per essere sparso in libagione ed è giunto il momento di sciogliere le vele
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Quanto a mim, já estou sendo derramado como libação, e o tempo da minha partida está próximo.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Sillä minut jo uhrataan, ja minun lähtöni aika on jo tullut.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Thi jeg ofres allerede, og Tiden til mit Opbrud er for Hånden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ty själv är jag nu på väg att offras, och tiden är inne, då jag skall bryta upp.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Về phần ta , ta đang bị đổ ra làm lễ quán , kỳ qua_đời của ta gần rồi .
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Về phần ta, ta đang bị đổ ra làm lễ quán, kỳ qua đời của ta gần rồi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Διοτι εγω γινομαι ηδη σπονδη και ο καιρος της αναχωρησεως μου εφθασε.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ибо я уже становлюсь жертвою, и время моего отшествия настало.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Мене бо вже на жертву наготовлено, і час мого відходу настав.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.от когото и ти се пази, защото той много се противи на нашите думи.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.כי עתה זה אסך נסך ועת פטירתי הגיעה׃
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.فاني انا الآن اسكب سكيبا ووقت انحلالي قد حضر.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.我 現 在 被 澆 奠 、 我 離 世 的 時 候 到 了
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.我 現 在 被 澆奠 、 我離世 的 時候 到了
Durma, kaz mezarımı, daha fazla sabrım kalmadı, bu hal kanımı yakıyor...Ga je gang en graaf mijn graf, ik heb geen geduld meer, het brandt mijn bloed.
Durma, kaz mezarımı, daha fazla sabrım kalmadı, bu hal kanımı yakıyor...Vamos, cavad mi tumba, he perdido la paciencia, me hierve la sangre
Durma, kaz mezarımı, daha fazla sabrım kalmadı, bu hal kanımı yakıyor...Vas-y, creuse ma tombe, je n'ai plus de patience, mon sang brûle
Durma, kaz mezarımı, daha fazla sabrım kalmadı, bu hal kanımı yakıyor...صبري يتم* حاجة والله تحرق الدم
Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Bijna tot ie m'n bloed afknelt.
Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Până la punctul unde opreşte circulaţia.
Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Pode ser até cortar a circulação.
Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Само не ми спирайте кръвообращението.
Düşmek istemiyorum. Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.Само не ми спирайте кръвообращението.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Als ik met mijn vrouw de liefde bedreef kwam er geen sperma vrij, maar bloed.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Când făceam dragoste cu soția mea, nu ieșea spermă din mine, ieșea sânge.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Cuando hacía el amor con mi esposa, no me salía esperma ; me salía sangre.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Když jsem se miloval se svou ženou, nevyšlo ze mě žádné sperma, jen krev.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Khi tôi làm tình với vợ mình, tôi không có tí tinh dịch nào; tôi chảy máu.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Kiedy kochałem się z żoną, wypływała ze mnie nie sperma, lecz krew.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.아내와 사랑을 나눌 때, 정액이 나오는게 아니라 피가 나왔어요.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Mikor a feleségemmel szeretkeztem, sperma helyett vér ömlött belőlem.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Quand je faisais l'amour à ma femme, ce n'était pas du sperme qui sortait de moi, mais du sang.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Quando facevo l'amore con mia moglie, non mi usciva nemmeno più sperma; usciva sangue.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Quando fazia amor com a minha mulher, não saía esperma, mas sangue.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Wenn meine Frau und ich uns geliebt haben, kam kein Sperma mehr, nur Blut.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Όταν έκανα έρωτα με τη γυναίκα μου, δεν έβγαινε σπέρμα από μέσα μου, αλλά αίμα.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Когда я занимался любовью со своей женой, из меня вытекала не сперма, а кровь.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.Коли я займався коханням з дружиною, то у мене навіть не було сперми. Була кров.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.כשתיניתי אהבה עם אשתי, לא זרע פרץ ממני כי אם דם.
Eşimle ilişkiye girdiğimde, dışarıya çıkacak sperm kalmamıştı; sadece kanım vardı.عندما مارست الحب مع زوجتي، لم يكن هناك أي حيوانات المنوية تخرج مني خرج مني دم.