Bunun için kameraya ne diyeceksin?Vad är din pjäs till kamera för den här, va?
Bunun için kameraya ne diyeceksin?Was ist dein Beitrag an die Kamera, hä?
Bunun için kameraya ne diyeceksin?Ποιό είναι το κομμάτι σου γι 'αυτό εδώ, ε?
Bunun için kameraya ne diyeceksin?Какво је твоје учешће у овоме?
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Co jsem udělal, a když jsem ho tam nechal, a vrátil se zpátky pro kameru... A on šel.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Dat deed ik en liet hem los, ging terug naar de camera... en daar ging hij. Verdomme.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Mas só o empurrei, e regressei logo para junto da câmara... ...onde ele estava.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.- Mierda.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Minkä tein, ja sitten päästin hänet, ja menin takaisin kameran luo Hän meni.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Miután belöktem a tóba visszamentem a kamerához. - Francba.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Następnie puściłem i wróciłem za kamerę -- a on wpadł. Cholera.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Vilket jag gjorde, och jag släppte honom, och gick att gå tillbaka till kameran År gick han. Skit.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Was ich auch tat und dann ließ ich ihn los und ging zu der Kamera zurück und er fiel rein. Shit.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Όπως έκανα, και μετά τον άφησα, και πήγα πίσω προς την κάμερα... βούτηξε τελικά. Σκατά.
Bunu yaptığımda, onu bıraktım ve o sudayken hemen kameraya koştum.Срање.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Estamos al borde de la piscina salina.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Jesteśmy na krawędzi basenu, jest tam ryba płynąca wprost na kamerę.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.소금 웅덩이의 모서리에 있을 때죠. 카메라 앞으로 수영하는 물고기가 있는데,
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Nous sommes au bord du lac de saumure. Il y a un poisson qui nage vers la caméra.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Siamo sul bordo della pozza di salamoia. c'e' un pesce che nuota verso la macchina fotografica.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Sme na okraji Brine Pool, smerom ku kamere pláva ryba.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Suntem la marginea zonei sărate. Un pește înoată către cameră.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Vi er på kanten af Brine Pool, der er en fisk der svømmer hen imod kameraet.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.We zijn aan de rand van het zoutmeer. Daar zwemt een vis op de camera af.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Wir sind am Rande des Salzwasserbeckens und sehen einen Fisch, der auf die Kamera zuschwimmt.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Бяхме на ръба на саламурения басейн. Ето една риба, плуваща към камерата.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Мы на краю солевого бассейна и рыба подплывает к камере.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.אנחנו בקצה של בריכת מלח. יש שם דג השוחה לכיוון המצלמה.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.كنا على حافة بركة المياه المالحة. هناك سمكة كانت تسبح باتجاه الكاميرا.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.カメラに向かって泳いでくる魚がいます 我々のことは気にしていません
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var "Anlamıyorsun, yani böyle filmler falan çekmek istiyorum."Виж деде наистина имам нужда от тази камера. ти не разбирашл Това е като, нали знаеш, искам да снимам филми.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Ecoute, Papy, j'ai vraiment besoin de cette caméra.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Escucha, abuelo, realmente necesito esa cámara.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Figyelj, Nagypapa, nekem tényleg szükségem van erre a kamerára.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Hør, bedstefar, jeg har virkelig brug for det her kamera.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Hör zu, Opa, ich brauche wirklich diese Kamera.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"할아버지, 전 정말 카메라가 필요해요.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Kuule isoisä, tarvitsen todella tämän kameran.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım varLo chiamavo, e dicevo: "Ascolta, nonno... mi serve davvero, quella telecamera.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Luister, opa, ik heb deze camera echt nodig.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım varMówiłem: "Dziadku, muszę mieć tę kamerę.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Nghe cháu đi ông, cháu thực sự cần chiêc máy quay này.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Ouve, Avô, eu preciso mesmo desta câmara.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Poslouchej, dědo, já tu kameru opravdu potřebuju.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Uite bunicule, chiar am nevoie de camera aceasta.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Άκουσε, παππού, χρειάζομαι πραγματικά αυτήν την κάμερα.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"Дедуль, послушай, мне очень нужна эта камера.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"שמע, סבא, אני ממש צריך את המצלמה הזו.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım var"جدى, إسمعنى ، أنا فعلا بحاجة لهذه الكاميرا.
"Büyükbaba, bu kameraya gerçekten ihtiyacım varわかんないかもしれないけど 映画を作りたいんだ
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.Hans händer passade inte längre hans kamera, passade inte längre hans frus, passade inte längre hans kropp.
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.그의 손은 더 이상 카메라에 맞지 않았어요. 아내의 손에도 맞지 않았고, 그의 몸에도 맞지 않았어요.
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.Le sue mani non potevano più tenere la sua macchina fotografica, o le mani di sua moglie, o il proprio corpo.
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.Seine Hände passten nicht länger zu seiner Kamera, zu der seiner Frau, zu seinem Körper.
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.Sus manos ya no se ajustaban a su cámara, ya no se ajustaban a su esposa, ya no se ajustaban a su cuerpo.
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.הידיים שלו כבר לא התאימו למצלמה שלו, ולא התאימו לאלו של אשתו, לא התאימו לגוף שלו.
Elleri kameraya çok büyük geliyordu, eşininkilere de, vücuduna da.カメラに合わなくなり 妻の手に合わなくなり 体に合わなくなった スイートポテトの男の子は 握り拳を口に押し込んで
Fakat ilginçtir ki kameraya farklı zamanlarda geri dönecekler.Dar ce-i mai interesant, fotonii vor reveni fiecare cu întârzieri ușor diferite.
Fakat ilginçtir ki kameraya farklı zamanlarda geri dönecekler.광자들이 아주 미세한 시간차를 두고 돌아 온다는 것이죠.
Fakat ilginçtir ki kameraya farklı zamanlarda geri dönecekler.Maar wat van belang is, is dat dat met minimale tijdsverschillen zal gebeuren.