Oradaki kameramanın milliyeti nedir?What is the nationality of that cameraman over there?
Üniversiteden mezun olduktan sonra kameraman oldu.He became a cameraman after he graduated from college.
Tom bir kameraman.Tom is a cameraman.
Tom bir kameramandır.Tom is a videographer.
Ben bir kameramanım.I'm a cameraman.
Ziri kameraman.Ziri is a cameraman.
Örneğin, ilk kameraman Adnan Ataman'dır.First cameraman Adnan Ataman.
Sonra 1955 yılına kadar bir kameraman olarak Disney için çalıştı.Then he worked for Disney as a cameraman until 1955.
Bu saldırı beş kişiyi yaraladı ve bir kameraman ayağını kaybetti .The attacks injured five people; one cameraman lost his leg.
1990'larda Leclerc bir TV editörü ve kameraman olarak çalıştı.During the 1990s, Leclerc worked as a TV editor and cameraman.
1990 yılında, kameraman Rainer Klausmann ile birlikte Nordwest Film AG isimli yapım şirketini kurdu.In 1990 he founded the production company Nordwest Film AG with the cameraman Rainer Klausmann.
Kameraman olmak istemektedir.They made me a cameraman.
Sinema sanatı ve teknoloji geliştikçe, kameramanlık ve yönetmenlik arasında bir ayrım oluştu.As the art form and technology evolved, a separation between director and camera operator emerged.
Ölenlerden biri de TRT kameramanı Melih Uzunyol'du.That one long shot had our cameraman Bill on wires!
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.My name's Steve Miller, I'm a TV cameraman.
Kameramanı öldüremeyi.We can't be killing camera men.
Kameramana da.Get the cameraman.
(Kokluyor) (Öksürüyor) Kameraman bey, biraz koklar mısınız?(Sniffs) (Coughs) Have a smell of that, mister cameraman.
İkincisi de, duman kullandığımda kameramanın daha rahat uçuşu kaydedebilmesi.And reason number two: it's much easier for the camera guy to film If I'm using smoke.
Kameramanı ortadan kaldırın yoksa öldüreceğim, diye devam etti Fransa'da.Remove the cameraman or I will kill him, he continued in France.
Görüntü yönetmeni Fabio Cianchetti, İtalya'daki en tanınmış kameramanlardan biri.Director of photography Fabio Cianchetti is one of the most renowned cameramen in Italy.
Ertesi gün, ALSAT televizyonu kameramanı Kalkandere yolunda polis tarafından dövüldü.The following day, a TV ALSAT cameraman was beaten by police on the way to Tetovo.
Aynı ilkokula onunla birlikte giden bir kameraman arkadaşı ile evlendi.She is married to a cameraman friend who went to the same elementary school with her.
Hatalı lastik FOM kameramanı Paul Allen'a çarpmadan önce pit şeridinde sıçramıştı.The errant tyre subsequently bounced down the pit lane before striking FOM cameraman Paul Allen.
İkinci kocası, kameraman Albert G. Roberts ile aynı yıl (1940'ta) evlendi. [1] [2]She married second husband, cameraman Albert G. Roberts, later that year.[1][8]
1990 yılında, kameraman Rainer Klausmann ile birlikte Nordwest Film AG isimli yapım şirketini kurdu.Zusammen mit dem Kameramann Rainer Klausmann gründete er 1990 die Produktionsfirma Nordwest Film AG.
Sinemaya yardımcı kameraman olarak başladı.Seine Filmkarriere startete er als Kameraassistent.
1990 yılında, kameraman Rainer Klausmann ile birlikte Nordwest Film AG isimli yapım şirketini kurdu.Avec le cameraman Rainer Klausmann, il fonde en 1990 la société de production Nordwest Film AG.
Bakaçlar, kameramanın monitörüdür.Un caso especial son los monitores de las cámaras.
Yönetmen ve kameraman İlhan Arakon (d.Protagonistas Y Coprotagonistas De La Literatura Sonorense (I).
Bu arada farklı projelerde yönetmen yardımcılığı, kameramanlık görevlerini de üstlendi.En ambos casos, la directora también se hizo cargo del trabajo de cámara.
Jean Renoir'ın oğlu Alain Renoir da bu filmde kameraman olarak çalışmıştır.Jean Renoir fu il suo assistente durante la lavorazione del film.
Sinema sanatı ve teknoloji geliştikçe, kameramanlık ve yönetmenlik arasında bir ayrım oluştu.ومع تطوّر الفن والتكنولوجيا، ظهر التفريق بين المخرج والمصوّر.
Kameraman olmak istemektedir.Sonha em se tornar um fotógrafo.
Daha sonra Afrika ile ilgili birçok belgesel çalışmasında kameraman olarak çalıştı.Han har gjort flera dokumentärer, inte minst om Afrika.
Haberler, kameramanın vurulma görüntülerini gösterir.Skytten använder sig av en TV-kamera för att se omgivningen.
1 Eylül 2001 günü kameraman Coley Laffoon'la evlendi ve 6 ay sonra oğlu Homer'ı dünyaya getirdi.Hon gifte sig med kameramannen Coley Laffoon 1 september 2001.
Kamera hareketleri kameraman tarafından gerçekleştirilen hareketlerdir.Деякі міліціонери знімали те, що відбувається на камеру.
Sinemaya yardımcı kameraman olarak başladı.Починав у кіно як асистент режисера.
Ayrıca BBC kameramanı İran Devrim Muhafızları tarafından dövüldü, tutuklandı ve kayıtlarına el konuldu.Americké okupační síly v Iráku zastřelily zvukaře agentury Reuters a zranily a zatkly kameramana.
Sinemaya yardımcı kameraman olarak başladı.Segéd kamerásként kezdte San Franciscoban.
Haberler, kameramanın vurulma görüntülerini gösterir.A kamera megmutatja a fogvatartók arcát.
Kameraman olmak istemektedir.Ήμουν έτοιμη για κάμερα.
Kameramanın yönetimindeki kamera sağa, sola, aşağı ve yukarı da hareket edebilir.Mens hodet peker mot skjermen kan den flytte armene til venstre, høyre, opp og ned.
Kameraman olmak istemektedir.Bekerja sebagai kameramen.
Heyette Tapınak mensuplarının akrabaları, NBC kameraman ekibi ve çeşitli gazete muhabirleri de bulunuyordu.彼の調査団には、人民寺院信者の親族、NBCのカメラクルー、記者、そして複数の新聞社の記者が含まれていた。
Bakaçlar, kameramanın monitörüdür.他、カメラモニター機能付き。
Kameraman olmak istemektedir.カメラマンの姿になる。
Kameraman olmak istemektedir.동경하는 사람은 카메라맨.
Ödünç aldığı 16 mm'lik bir film kamerasında alıştırma yaparak sinema kameramanlığını kendi kendine öğrenmişti.את הסרט הוא צילם באמצעות מצלמה מושאלת מסוג 16 מ"מ, האופיינית לסרטים דלי תקציב, שאותה אחז בידו במהלך הצילום.
Aynı zamanda, pornografi sektöründe yönetmen, kameraman ve yapımcı olarak hizmet vermektedir.Također na materijalu sudjeluje kao producent i snimatelj.
Erkek kardeşi Luke Redgrave yardımcı kameramandır.Jo brolis Alexander Roshal užsiima WinRAR programos platinimu.
Kameraman Subrata Mitra ise aslında bir fotoğrafçıydı ve hiç film kamerası kulllanmamıştı.Zapruder oli toimunust sedavõrd vapustatud, et ei kasutanud juhtunu järel enam kordagi filmikaamerat.
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.Me llamo Steve Miller, soy camarógrafo de televisión.
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.Mitt namn är Steve Miller, Jag är en tv-fotograf.
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.Nazywam się Steve Miller, jestem operatorem kamery.
Ama bu, kesinlikle başıma gelmiyor. Kürek makinesindeyken bile kameramanımızla flört etmeye fırsat buldu.Sie ist nicht aufzuhalten und selbst an dem Rudergerät findet sie noch Zeit mit unserem Kameramann zu flirten.
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,하지만 대부분의 우리 카메라맨들과 신문기자들은 타흐리르 광장에서 무슨일이 벌어졌는가
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,אבל רוב הצלמים שלנו והעיתונאים שלנו, ירדו למחתרת במצרים, בהתנדבות,
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,ولكن معظم مصورينا وصحفيينا عملوا في مصر سرا -- طوعا