Ana içeriğe geç
Sözlük

kameram ile cümle

kameram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu arada farklı projelerde yönetmen yardımcılığı, kameramanlık görevlerini de üstlendi.En ambos casos, la directora también se hizo cargo del trabajo de cámara.
Jean Renoir'ın oğlu Alain Renoir da bu filmde kameraman olarak çalışmıştır.Jean Renoir fu il suo assistente durante la lavorazione del film.
Sinema sanatı ve teknoloji geliştikçe, kameramanlık ve yönetmenlik arasında bir ayrım oluştu.ومع تطوّر الفن والتكنولوجيا، ظهر التفريق بين المخرج والمصوّر.
Kameraman olmak istemektedir.Sonha em se tornar um fotógrafo.
Off! Kameramı unuttum!Ah! Esqueci da câmera!
Kameramı gördün mü?Heb je mijn fototoestel gezien?
Kameram Nikon'dur.Mój aparat to Nikon.
Daha sonra Afrika ile ilgili birçok belgesel çalışmasında kameraman olarak çalıştı.Han har gjort flera dokumentärer, inte minst om Afrika.
Haberler, kameramanın vurulma görüntülerini gösterir.Skytten använder sig av en TV-kamera för att se omgivningen.
1 Eylül 2001 günü kameraman Coley Laffoon'la evlendi ve 6 ay sonra oğlu Homer'ı dünyaya getirdi.Hon gifte sig med kameramannen Coley Laffoon 1 september 2001.
Kamera hareketleri kameraman tarafından gerçekleştirilen hareketlerdir.Деякі міліціонери знімали те, що відбувається на камеру.
Sinemaya yardımcı kameraman olarak başladı.Починав у кіно як асистент режисера.
Ayrıca BBC kameramanı İran Devrim Muhafızları tarafından dövüldü, tutuklandı ve kayıtlarına el konuldu.Americké okupační síly v Iráku zastřelily zvukaře agentury Reuters a zranily a zatkly kameramana.
Sinemaya yardımcı kameraman olarak başladı.Segéd kamerásként kezdte San Franciscoban.
Haberler, kameramanın vurulma görüntülerini gösterir.A kamera megmutatja a fogvatartók arcát.
Çok fazla kameram var.Minulla on todella paljon kameroita.
Kameraman olmak istemektedir.Ήμουν έτοιμη για κάμερα.
Kameramanın yönetimindeki kamera sağa, sola, aşağı ve yukarı da hareket edebilir.Mens hodet peker mot skjermen kan den flytte armene til venstre, høyre, opp og ned.
Kameraman olmak istemektedir.Bekerja sebagai kameramen.
Heyette Tapınak mensuplarının akrabaları, NBC kameraman ekibi ve çeşitli gazete muhabirleri de bulunuyordu.彼の調査団には、人民寺院信者の親族、NBCのカメラクルー、記者、そして複数の新聞社の記者が含まれていた。
Bakaçlar, kameramanın monitörüdür.他、カメラモニター機能付き。
Kameraman olmak istemektedir.カメラマンの姿になる。
Kameraman olmak istemektedir.동경하는 사람은 카메라맨.
Tom benim video kameramı kullanmak isterse kullanabilir.탐은 내 비디오 카메라를 쓰고 싶으면 쓸 수 있다.
Ödünç aldığı 16 mm'lik bir film kamerasında alıştırma yaparak sinema kameramanlığını kendi kendine öğrenmişti.את הסרט הוא צילם באמצעות מצלמה מושאלת מסוג 16 מ"מ, האופיינית לסרטים דלי תקציב, שאותה אחז בידו במהלך הצילום.
Aynı zamanda, pornografi sektöründe yönetmen, kameraman ve yapımcı olarak hizmet vermektedir.Također na materijalu sudjeluje kao producent i snimatelj.
Erkek kardeşi Luke Redgrave yardımcı kameramandır.Jo brolis Alexander Roshal užsiima WinRAR programos platinimu.
O zaman keşke bir kameram olsaydı.Jei tik būčiau turėjęs kamerą tada.
Kameraman Subrata Mitra ise aslında bir fotoğrafçıydı ve hiç film kamerası kulllanmamıştı.Zapruder oli toimunust sedavõrd vapustatud, et ei kasutanud juhtunu järel enam kordagi filmikaamerat.
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.Me llamo Steve Miller, soy camarógrafo de televisión.
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.Mitt namn är Steve Miller, Jag är en tv-fotograf.
1991 yılıydı. İsmim Steve Miller, TV kameramanıyım.Nazywam się Steve Miller, jestem operatorem kamery.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.9개의 카메라를 가동하고 있는데요.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Am avut 9 aparate fotografiind.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Avevamo nove macchine fotografiche in funzione.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Kilenc kameránk forgatott éppen.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Měli jsme tam devět kamer.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Met negen camera's.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Nous avions neuf appareils actifs.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Teníamos nueve cámaras filmando.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Wir hatten neun Kameras in Betrieb.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Zjawisko obserwowało dziewięć aparatów.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.В работе было девять камер.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.Имахме девет работещи камери.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.היו לנו תשע מצלמות בפעולה.
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.كان لدينا تسع كاميرات تعمل .
Aktif durumda olan dokuz kameramız vardı.そのうち2台が記録しました
Ama bu, kesinlikle başıma gelmiyor. Kürek makinesindeyken bile kameramanımızla flört etmeye fırsat buldu.Sie ist nicht aufzuhalten und selbst an dem Rudergerät findet sie noch Zeit mit unserem Kameramann zu flirten.
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,하지만 대부분의 우리 카메라맨들과 신문기자들은 타흐리르 광장에서 무슨일이 벌어졌는가
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,אבל רוב הצלמים שלנו והעיתונאים שלנו, ירדו למחתרת במצרים, בהתנדבות,
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,ولكن معظم مصورينا وصحفيينا عملوا في مصر سرا -- طوعا
Ama kameramanlarımızın çoğu ve gazetecilerimiz, onlar Mısır'da gönüllü olarak yeraltına gittiler,任意にエジプトに潜入し タハリール広場で起こっていることを 取材しました
Bekleyin. Kameram nerede?¿Dónde está mi cámara?
Bekleyin. Kameram nerede?Počkejte, kde je moje kamera?
Bekleyin. Kameram nerede?Wartet, wo ist meine Kamera?
Bekleyin. Kameram nerede?Κάτσε, που είναι η κάμερα μου?
Bu birinci sebep. İkincisi de, duman kullandığımda kameramanın daha rahat uçuşu kaydedebilmesi.Вторая -- оператору легче меня снимать, если я использую дым.
Bu esnada oturuken kameramın bu insanlardan daha iyi muamele gördüğünü düşündüm.A jak jsem tam seděla, uvědomila jsem si, že mému foťáku se dostává mnohem lepšího zacházení než těmto lidem.
Bu esnada oturuken kameramın bu insanlardan daha iyi muamele gördüğünü düşündüm.I kiedy tak siedziałam, myślałam sobie, że mój aparat jest lepiej traktowany niż ci ludzie.
Bu esnada oturuken kameramın bu insanlardan daha iyi muamele gördüğünü düşündüm.다시 작동시켜야 했어요. 그렇게 차에 앉아 있으면서 생각했는데, 제 카메라가 그들보다 훨씬 더 나은 대우를 받고 있는 것이었습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod