Kamera için gülümse.Smile for the camera.
Kameram trende çalındı.My camera was stolen on the train.
O bir güvenlik kamerası kurdu.She installed a security camera.
O bana bir web kameram olup olmadığını sordu.She asked me if I have a web cam.
Tom gözetleme kamerasını fark etmedi.Tom didn't notice the surveillance camera.
Mary kamerasını bir gitarla takas etti.Mary exchanged her camera for a guitar.
Tom Boston'da kamerasını kaybetti.Tom lost his camera in Boston.
Tom kamerasını çıkardı ve fotoğraf çekmeye başladı.Tom took out his camera and started taking pictures.
O kamera bana ait.That camera over there is mine.
Tom güvenlik kamerasını işaret etti.Tom pointed at the security camera.
Polis, Tom'un oturma odasında bir gizli kamera buldu.The police found a hidden camera in Tom's living room.
Sana ödünç verdiğim kameraya ne oldu?What happened to the camera I lent you?
Sadece biraz daha param olsaydı istediğim o kamerayı alabilirdim.If I'd had just a little more money, I could've bought that camera I wanted.
Tom'a istediği o kamerayı almak için nihayet yeterli param var.I finally have enough money to buy Tom that camera he's wanted.
Kameranı ortadan kaldır.Put your camera away.
Politikacı eşi olmayan bir kadını öperken kameraya yakalandı.The politician was caught on camera kissing a woman who is not his wife.
Bunun Tom'un kamerasını çalan şu adamlardan biri olduğunu düşünüyorum.I think it was one of those men that stole Tom's camera.
Bu kamerayla ne yapacaksın?What are you going to do with this camera?
Gülümseyin, kameradasınız.Smile. You're on camera.
Tabi ki, ben kameramı getirdim.I brought my camera, of course.
Keşke bir kameram olsa.I wish I had a camera.
Ben artık asla kameramı kullanmıyorum. Sadece telefonumla fotoğraf çekiyorum.I never use my camera anymore. I just take pictures with my phone.
Tom birkaç güvenlik kamerası kurdu.We've installed several security cameras.
Tom bana kamerasını nasıl kullanacağımı gösterdi.Tom showed me how to use his camera.
Bu oldukça iyi bir kamera.This is a pretty good camera.
Tom kameraya doğru baktı.Tom looked towards the camera.
Kameramı gördün mü?Have you seen my camera?
Onlar kameralarını bir gitarla takas ettiler.They exchanged their camera for a guitar.
O bir çeşit kameraya benziyor.It looks like a camera of some kind.
Tom kamerasıı almak için koştu.Tom ran to get his camera.
Keşke şimdi kameram yanımda olsa.I wish I had my camera with me right now.
Ne çeşit kameran var?What kind of camera do you have?
Tom bir kameramandır.Tom is a videographer.
Soygun, güvenlik kamerasına yakalandı.The robbery was caught on a security camera.
O benim küçük kız kardeşimin kamerası.That is my little sister's camera.
Dan bir kamera bile getirmedi.Dan didn't even bring a camera.
Benim cep telefonum dahili bir dijital kameraya sahip.My cell phone has a built-in digital camera.
Bu gözetleme kamerası bizim sessiz tanığımızdır.This surveillance camera is our silent witness.
Kameralar hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about cameras?
Her yerde gizli kameralar vardı.There were hidden cameras everywhere.
Bir video kamera ofiste.A videocamera is in the office.
Bir kamera getir.Bring a camera.
Tom bir güvenlik kamerası kurdu.Tom installed a surveillance camera.
Tom kamerasını çaldırdı.Tom had his camera stolen.
Kamera hiçbir şey kaydetmedi.The camera recorded nothing.
Gülümseyin, bu bir kamera şakası!Smile, you're on candid camera!
Tom bir gizli kamerayla Mary'yi izledi.Tom followed Mary with a hidden camera.
Tom iyi bir kameraya sahip.Tom has a good camera.
Tom'un iyi bir kamerası var.Tom has a good camera.
Bir kamera getirmeyi unutma.Don't forget to bring a camera.
Tom kameramı ona çevirdiğimde her zaman suratını asar.Tom always makes a face when I point my camera at him.
Benim kameranın görüntüsü bozuk.My camera's display is defective.
Bu benim kameram.This is my camera.
Onlar seninki ile aynı kamerayı aldı.They bought the same camera as you.
Bu kamera en küçüktür.That camera is the smallest.
Ne yazık ki önceden benim kamerayı şarj etmeyi unuttum.Unfortunately I forgot to charge my camera beforehand.
Polis Tom'un ofisinin dışında güvenlik kameraları kurdu.Police officers installed surveillance cameras outside Tom's office.
Tom kamerasını çıkardı.Tom took out his camera.
Kamera başka biri tarafından ödünç alındı.The camera has been borrowed by someone else.
Kameramı tamir için göndermek zorunda kalacağım.I'll have to send my camera out for repair.