Bu kameranın fiyatı çok fazla.The price of this camera is exorbitant.
Kameraların gerçeği yakalama eğilimi yoktur.Cameras don't tend to capture reality.
Tom'un kamerasını nereye koymuş olabileceğini dair herhangi bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom might have put his camera?
Tom Mary'nin kamerasını çalmış olabilir.Tom might have stolen Mary's camera.
Bu gece senin dijital kameranı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your digital camera tonight?
Benim yeni kameramı test ediyorum.I'm testing my new camera.
Gizlilik konusu olarak banyolara kamera kuramazsınız.You cannot install cameras in bathrooms as a matter of privacy.
Geçen gün ben bir kamera satın aldım.The other day, I bought a camera.
Bu kamerada kaset yok.There's no tape in this camera.
Dijital fotoğraf makineleri basit kameralar kadar iyi değildir.Digital cameras aren't as good as rudimentary cameras.
Niçin benim sahip olduğum kameranın aynısını aldın?Why did you buy the same camera I have?
Tom bir web kamerası aldı.Tom bought a webcam.
Bu dün satın aldığım kamera.This is the camera I bought yesterday.
Lütfen bana bundan daha ucuz olan bir kamera gösterebilir misin?Could you please show me a camera that's cheaper than this one?
Lütfen bana bundan daha ucuz bir kamera gösterir misin?Would you please show me a camera that is less expensive than this one?
O kamerayı Japonya'da iken satın aldı.She bought that camera while she was in Japan.
Bu kimin kamerasıdır?Whose camera is this?
Bu kameranın nasıl kullanıldığını bana gösterir misin?Will you show me how to use this camera?
Bir kamera satın aldım.I bought a camera.
Bu onun fotoğraf çektiği kamera.This is the camera he took the picture with.
Lanet kamerayı kapat!Turn off the damn camera!
Işıklar, kamera, aksiyon!Lights, camera, action!
Bu iyi bir kamera.This is a good camera.
O iyi bir kamera.It is a good camera.
Tom kendi kamerasıyla bir resim çekti.Tom took a picture of his own camera.
Tom yeni kamerasıyla eski kamerasının fotoğrafını çekti.Tom took a picture of his old camera with his new camera.
Kameraların önünde gülemiyorum.I cannot laugh in front of the cameras.
Onlar yüksek hızlı bir kamera kullandılar.They used a high-speed camera.
Tom'un kaç tane kamerası var?How many cameras does Tom have?
Tom kamerası için etrafına bakındı.Tom looked around for his camera.
Tom onun kamerasını kaptı ve dışarıya gitti.Tom grabbed his camera and went outside.
Bir ayakkabı kutusuyla, bir iğne deliği kamerası yapabilirsiniz.You can build a pinhole camera with a shoe box.
Tom Mary'ye kendi kamerasını nereye koyduğunu sorması gerekiyor.Tom says he needs to ask Mary where she put his camera.
Yağmur yağmaya başladığı için kameramı kullanamadım.Because it started to rain, I couldn't use my camera.
Bu kamerayı tamir edemeyeceğimizden emin misin?Are you sure we can't repair this camera?
Aslında kameramı ihmal etmedim. Sadece fotoğraf çekmek istemedim.I didn't actually forget my camera. I just didn't want to take pictures.
Yanında bir kamera getirmek isteyebilirsin.You might want to bring a camera with you.
Senin satın aldığın kamera benimkinden daha iyi.The camera you bought is better than mine.
Görmeni istediğim yeni bir kameram var.I have a new camera I want you to see.
Tom'un yeni evinin resimlerini çekmek için kameranı ödünç almak istedim.I wanted to borrow your camera to take pictures of Tom's new house.
Kamerayı al.Get the camera.
Bu kamera için hiç filmin var mı?Do you have any film for this camera?
Ne tür bir kameran var?What kind of a camera do you have?
Tom bir kameraman.Tom is a cameraman.
Kameraya bakma.Don't look at the camera.
Tom bir kamera getirmedi.Tom didn't bring a camera.
Tom'un eski kamerasını tekrar kullanmayacağından eminim.I bet Tom never uses his old camera again.
Ne iğrenç bir kamera!What a lousy camera!
Yeni bir kamera alacağım. Bu sefer o dijital bir kamera olacaktır.I'm going to buy a new camera. This time it will be a digital one.
Kameramı evde bırakmalıydım.I should've left my camera at home.
Sanırım Tom kamerasını unuttu.I think Tom forgot his camera.
Kamerayı yanına almayı unutma.Don't forget to take along the camera.
Tom döndü ve kameraya baktı.Tom turned and faced the camera.
Kahretsin, kameramı unuttum!Darn it, I forgot my camera!
Bu kamera bana ait.This camera belongs to me.
Tom kamerası olan tek kişi.Tom is the only one with a camera.
Tom kameralı tek kişidir.Tom is the only one with a camera.
Benim kameram onunkinden çok daha iyi.My camera is much better than his.
Birçok Rus'un araç kamerası vardır.Many Russians have dashboard cameras.
Oh hayır! Kameramı unuttum.Oh no! I forgot my camera.