Kameramı tamire göndermem lazım.I'll have to send my camera out for repair.
Kameramı tamire göndermek zorundayım.I'll have to send my camera out for repair.
Tom kamerası olan yegâne şahıs.Tom is the only one who has a camera.
Tom'un arabasında bir araç kamerası vardır.Tom has a dashcam in his car.
İnsan gözü bir kamera gibidir.The human eye is like a camera.
Benim kameram bozuk.My camera is broken.
O, kameraya film koymayı unuttu.He forgot to load the camera with film.
Tom benim kameramı çaldı.Tom stole my camera.
Tom oldukça iyi bir kameraya sahip.Tom has a pretty good camera.
Tom'un oldukça iyi bir kamerası var.Tom has a pretty good camera.
Bu kamera çok hızlı bir şekilde fotoğraf çekebilir.This camera can take pictures very quickly.
Tom'a kameramı ödünç verdim.I lent Tom my camera.
Bu düğme bir kamera ve mikrofon içerir.This button contains a camera and microphone.
Cezaevi içinde kameralara izin verilmiyor.Cameras are not allowed inside the prison.
Akıllı telefonunuzdaki kamerayı ne sıklıkla kullanıyorsunuz?How often do you use the camera on your smartphone?
Kameranızı ne sıklıkta kullanıyorsunuz?How often do you use your camera?
Ben bir kameramanım.I'm a cameraman.
Ben bir web kamerası aldım.I bought a webcam.
Onlar birinin kamerasını çaldığımı söylüyorlar.They say I stole someone's camera.
Fazladan bir önlem olarak, Fadıl evinin dışına güvenlik kameraları yerleştirdi.As an extra precaution, Fadil installed surveillance cameras outside his house.
Kendime yeni bir kamera satın aldım.I bought myself a new camera.
Tom kamerasını yanına aldı.Tom took his camera with him.
Ben yeni bir kamera aldım.I bought a new camera.
Hırsızlar müzenin içindeki Kapalı Devre kameralarını devre dışı bıraktı.The thieves disabled the CCTV cameras inside the museum.
Tom daima kamerasını yanında taşır.Tom always carries his camera with him.
Tom daima kamerasını birlikte taşır.Tom always carries his camera with him.
Garson masadaki kameraya baktı.The waiter looked at the camera on the table.
Her yerde kameralar var.There are cameras all over.
İnsanlar hala web kamerası kullanıyor mu?Do people still use webcams?
Mary kamera için gülümsedi.Mary smiled for the camera.
Tom kamera için gülümsedi.Tom smiled for the camera.
Şu kamerayı bana ver.Give me that camera.
Kameranı getirmiyor musun?Aren't you bringing your camera?
Biyolog, kartalların yuvasına bir kamera yerleştirdi.The biologist installed a camera inside the eagles' nest.
Ve kameram nerede?And where's my camera?
Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.The instruction manual describes all the particulars of the camera.
O, kamera görüntüsünü kare kare gözden geçirdi.He reviewed the footage frame by frame.
Tom Mary'ye eski kamerasını verdi.Tom gave Mary his old camera.
Boston'da kameramı kaybettim.I lost my camera in Boston.
Bu kamera pahalıydı.This camera was expensive.
Bir kamera satın almak istiyorum.I'd like to buy a camera.
Tom bir kamera satın almayacak.Tom isn't going to buy a camera.
Yeni bir kamera satın alacağım.I'm going to buy a new camera.
Arkanı dön ve kamera için gülümse.Turn around and smile for the camera.
O zaman yanımda kameram yoktu.I didn't have my camera with me at that time.
Bu kamera tamir edilmeye değmez.It isn't worth repairing this camera.
Sami kamerayı Leyla'dan çaldı.Sami stole the camera from Layla.
Sami gizli kameralarını kontrol etti.Sami checked his hidden cameras.
Sami bir kutu lateks eldiven çalarken kameraya yakalandı.Sami was captured on camera stealing a box of latex gloves.
Kamera yukarıdayken Sami aşağıya bakıyor.Sami is looking down here while the camera is up there.
Sami kameraya bakıyordu.Sami was looking at the camera.
Sami, Leyla'ya kamerası olan bir telefon verdi.Sami gave Layla a phone that had a camera.
Tom kamerasını erkek kardeşine gösteriyor.Tom shows his camera to his brother.
Tom kamerasını Mary'ye gösterdi.Tom showed his camera to Mary.
Maalesef kameramın pilini bulamıyorum.Unfortunately, I cannot find the battery for my camera.
Ne yazık ki kameramın bataryasını bulamıyorum.Unfortunately, I cannot find the battery for my camera.
Tom bir kamera çaldı.Tom stole a camera.
Tom kamerasını bir gitar için sattı.Tom traded his camera for a guitar.
Tom, Avustralya’dayken kamerasını kaybetti.Tom lost his camera when he was in Australia.
Sami kamerayı kapattı.Sami turned off the camera.