Kamerun arması, Afrika ülkesi Kamerun tarafından kullanılan resmi devlet armasıdır.Kameruni vapp on Kameruni riigivapp.
Filmin tamamı hand-held kameraları ile çekildi.Film on üles võetud käes hoitava kaameraga.
Parmak izi sensörü, arkadaki çift kamera kurulumunun hemen altında bulunuyor.Aadressielektroodid asuvad kambrikeste taga tagumise klaaspaneeli juures.
Tank hareket halinde ateş edebilir ve mürettebat 360 derece dönebilen yüksek çözünürlüklü kameraya sahiptir.Termokaamerad annavad kõigile meeskonnaliikmetele tanki ümbruses toimuvast 360-kraadise vaate.
İlk IP kamera Axis Communications tarafından 1996 yılında üretilmiştir.1996. aastal tutvustas Axis Communications esimest võrgukaamerat Axis Neteye 200.
1986 yılında sinemaya ara veren sanatçı, 2008'de yeniden Son Cellat adlı filmle kamera karşısına geçti.Tema peamine töövahend oli fotoaparaat, 2008. aastal lisandus sellele ka videokaamera.
Kameraman Subrata Mitra ise aslında bir fotoğrafçıydı ve hiç film kamerası kulllanmamıştı.Zapruder oli toimunust sedavõrd vapustatud, et ei kasutanud juhtunu järel enam kordagi filmikaamerat.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.제가 10살 때 제 할아버지께서는 제게 8mm슈퍼카메라를 주셨습니다
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.1976年当時には それは普通のことではありませんでした
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.A když mi bylo deset let, pořídil mi kameru Super 8.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Arranjou-me uma câmara Super 8 quando tinha 10 anos.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.E mi procurò una cinepresa Super-8 quando avevo 10 anni.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Er holte mir eine Super 8 Kamera als ich 10 Jahre alt war.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Et il m'a offert une caméra Super 8 quand j'avais 10 ans.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Hän hankki minulle kaitafilmikameran kun olin 10 vuotias.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Hij gaf me een Super 8-camera toen ik 10 jaar oud was.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Kiedy miałem 10 lat, dał mi kamerę Super 8.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Og han skaffede mig et Super 8 kamera, da jeg var 10 år gammel.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Şi mi-a luat o camera Super 8 când aveam doar 10 ani.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Tízéves koromban szerzett nekem egy Super8-as kamerát.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Và ông tặng tôi một chiếc máy quay phim Super 8 khi tôi mới 10 tuổi.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Y me compró una cámara Super 8 cuando tenía 10 años.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Και μου πήρε μια κάμερα Super 8 όταν ήμουν 10 χρονών.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Когда мне было 10, он подарил мне камеру Супер 8.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.Той ми подари една Super 8 камера когато бях на 10 години.
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.והוא נתן לי מצלמת סופר-8 כשהייתי בן עשר
10 yaşıma geldiğimde bana bir Super 8 kamera hediye etti.و قد إشترى لى كاميرا 8 ميللى كانت خارقة بالنسبة لى و أنا فى العاشرة من عمرى.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,18일 동안, 우리 카메라들은 타흐리르 광장에 있는
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,Durante 18 días nuestras cámaras transmitieron en vivo
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,Pendant 18 jours, nos caméras retransmettaient en direct
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,Per 18 giorni, le nostre telecamere hanno trasmesso in diretta
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.18 dní naše kamery naživo vysielali hlasy ľudí na námestí Tahrír.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.18 Tage lang sendeten unsere Kameras live die Stimmen der Menschen vom Tahrir Platz.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.18 дней наши камеры в прямом эфире передавали события на площади Тахрир.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Durante 18 dias, as nossas câmaras difundiam em directo as vozes do povo na Praça Tahrir.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Gedurende 18 dagen brachten onze camera's live-uitzendingen van de stemmen van de mensen op het Tahrir-plein.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Po 18 dní naše kamery živě vysílaly hlasy lidí na Tahrir náměstí.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Przez 18 dni nasze kamery nadawały na żywo głos ludzi na Midan Tahrir.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Selama 18 hari, kamera kami menyiarkan secara langsung suara-suara dari orang-orang di Tahrir Square.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Timp de 18 zile, camerele noastre de luat vederi au transmis live vocile oamenilor din Piața Tahrir.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Tizennyolc napon át a kameráink élőben közvetítették a Tahrír téri emberek hangjait.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Για 18 ημέρες, οι κάμερές μας μετέδιδαν ζωντανά τις φωνές των ανθρώπων στην πλατεία Ταχρίρ.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Осемнадесет дена камерите ни предаваха на живо гласовете на хората от площад Тахрир.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı, Tahrir Meydanı'ndaki insanların seslerini duyurdu.Протягом вісімнадцяти днів наші оператори транслювали наживо голоси людей з майдану Тахрір.
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,במשך 18 יום, המצלמות שלנו שידרו תמונות חיות
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,وعلى مدى 18 يوما، كانت كاميرات التصوير تنقل بثا مباشرا
18 gün boyunca kameralarımız canlı yayın yaptı,タハリール広場から 民衆の声を放送したのです
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.10歳の子供が8mmカメラを使えるなんていうのは それほど彼は太っ腹だったのです 信じられないくらいでした
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.1976년이었으니 그건 정말 비정상적인 일이었죠 10살짜리 애가 카메라를 받다니
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Em 1976, isso era pouco vulgar, ser um miúdo de 10 anos com acesso a uma câmara.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Et en 1976, c'était tout à fait anormal, d'être un gosse de 10 ans et d'avoir accès à une caméra.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.In 1976 was dat behoorlijk ongewoon, om een 10-jarige met een camera te zijn.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Nel 1976 non era normale, a 10 anni, avere accesso ad una telecamera.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Og i 1976 var det lidt usædvanligt, at være 10 år og så have adgang til et kamera.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Pedig 1976-ban, az elég rendkívülinek számított, hogy egy tízéves gyerek hozzájuthat egy kamerához.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Und 1976 war das schon sowas wie eine Anomalie, ein Zehnjähriger zu sein, der Zugriff auf eine Kamera hatte.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Và vào năm 1976, đó là một điều hiếm thấy, là một đứa trẻ 10 tuổi và sở hữu một chiếc máy quay phim.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.V roce 1976 to bylo něco nenormálního, aby desetiletý kluk měl přístup ke kameře.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.Vuonna 1976 oli melko epätavallista olla 10-vuotias lapsi joka pääsi käsiksi kameraan.
1976 için bu biraz alışılmadık bir durum, yani, 10 yaşındaki bir çocuğun kamerası olması.W roku 1976 to było niespotykane. Dziesięciolatek z kamerą?