Ana içeriğe geç
Sözlük

kam ile cümle

kam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'ye güzel bir kamera aldı.Tom bought Mary a nice camera.
Tom Mary'ye oldukça pahalı bir kamera aldı.Tom bought Mary a fairly expensive camera.
Tom Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought Mary a camera.
Tom Mary'ye vermek için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary.
Tom, onun doğum gününde vermek için Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary on her birthday.
Tom Mary'den bir kamera satın aldı.Tom bought a camera from Mary.
Tom Mary için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera for Mary.
Tom'un kamerası tam bıraktığı yerdeydi.Tom's camera was just where he'd left it.
Tom kampa geldiğinde hâlâ günün erken saatleriydi.It was still early in the day when Tom arrived at the campground.
Gerçekten, Tom ile kampa gitmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to go camping with Tom, are you?
Benim profesör kamu için yazılan bilim kitaplarını küçümsüyor.My professor sneers at science books for the general public.
Yanınızda kamera getirmeyi unutmayın.Don't forget to bring the camera with you.
Buralarda birçok insan kamyon sürer.A lot of people around here drive trucks.
Tom ne çeşit bir kameraya sahiptir?What kind of camera does Tom own?
Tom ne tür kameraya sahiptir?What kind of camera does Tom own?
Tom eski kamyonuna ne olduğunu merak etti.Tom wondered what happened to his old truck.
Tom bazen kamusal alanda burnunu karıştırır.Tom sometimes picks his nose in public.
Tom bir sonraki tatilini yürüyüş ve kamp yaparak geçirmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to spend his next holiday hiking and camping.
Tom bir şelaleye yakın bir kamarada yaşıyor.Tom lives alone in a small cabin near a waterfall.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Tom'a bir kamyon tarafından çarpıldı.Tom got hit by a truck.
Tom kampüsümüzden çok uzakta olmayan iyi bir restoran buldu.Tom found a good restaurant not too far from our campus.
Tom kamerasını getirmeyi unuttu.Tom forgot to bring his camera.
Tom bütün hayatını kamu hizmetine adadı.Tom devoted his whole life to public service.
Tom tek başına kamp yapmaya gitmenin eğlenceli olmayacağına karar verdi.Tom decided that it wouldn't be much fun to go camping alone.
Tom, John ve Mary ile kampa gitmenin eğlenceli olacağına karar verdi.Tom decided that it would be fun to go camping with John and Mary.
Gittiğini ona bildirseydin Tom seninle kampa gidebilirdi.Tom could have gone camping with you if you'd let him know you were going.
Tom kamyonunu kullanılmış satın aldı.Tom bought his truck used.
Tom nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.Tom always carries a camera with him wherever he goes.
Tom yeni bir kamyon alma fikrinden vazgeçti.Tom abandoned the idea of buying a new truck.
Birisi kameramı bozdu.Someone broke my camera.
Kamyonu boşaltmayı bitirmek biraz zaman alacak.It'll take some time to finish unloading the truck.
Sadece şeker kamışı şekeri kullanırım.I only use cane sugar.
Kameralı her salak, fotoğrafçı olduğunu düşünür.Every dumbass with a camera thinks he is a photographer.
Bu kameranın fiyatı çok fazla.The price of this camera is exorbitant.
Kameraların gerçeği yakalama eğilimi yoktur.Cameras don't tend to capture reality.
Tom'un kamerasını nereye koymuş olabileceğini dair herhangi bir fikrin var mı?Do you have any idea where Tom might have put his camera?
Tom Mary'yi yaz kampına gönderdi.Tom sent Mary to summer camp.
Tom Mary'nin kamerasını çalmış olabilir.Tom might have stolen Mary's camera.
Sabaha kadar düşman ordusunun kampı kuşatılmıştı.Until the morning, the camp of the enemy army was surrounded.
Bu gece senin dijital kameranı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your digital camera tonight?
Benim yeni kameramı test ediyorum.I'm testing my new camera.
Gizlilik konusu olarak banyolara kamera kuramazsınız.You cannot install cameras in bathrooms as a matter of privacy.
Geçen gün ben bir kamera satın aldım.The other day, I bought a camera.
Sen de Amazon'da yılanlarla birlikte kamp kuruyorsun!You also camp in the Amazon with snakes!
Kamyon sürücüsü "Bu en kısa yoldur" sonucuna vardı."This is the shortest way," the truck driver concluded.
Bu kamerada kaset yok.There's no tape in this camera.
Dadaab, Kenya'daki bir mülteci kampıdır.Dadaab is a refugee camp in Kenya.
Bir kamyon yol boyunca aceleyle gidiyordu.A truck was rushing along the road.
O kırmızı araba mavi kamyonete çarptı.That red car hit the blue van.
Kardeşi otuz yıl kamyon sürücülüğü yaptı.His brother had been a truck driver for thirty years.
Senin üniversite kampüsünde bira içmek sorun yaratır mı?Is it OK to drink beer on your university campus?
Dijital fotoğraf makineleri basit kameralar kadar iyi değildir.Digital cameras aren't as good as rudimentary cameras.
Niçin benim sahip olduğum kameranın aynısını aldın?Why did you buy the same camera I have?
Felipe modern bir kamyon satın aldı.Felipe bought a modern truck.
Öğrenci Birliği, kampüste bir bar işletiyor.The Students' Union runs a bar on campus.
Çeşitli halkla ilişkiler kampanyalarına hukuki tavsiye ve strateji önerileri sunuyoruz.We provide legal advice and strategy recommendations to various public relation campaigns.
Köşeye büyük bir kamyon geldi.A large truck came around the corner.
Tom bir web kamerası aldı.Tom bought a webcam.
Bu dün satın aldığım kamera.This is the camera I bought yesterday.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod