Ana içeriğe geç
Sözlük

kam ile cümle

kam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, kamyonu Dallas'a sürdü.He drove the truck to Dallas.
O bir kamyon tarafından yere serildi.He was knocked down by a truck.
Bir kamyonun geçmesine izin vermek için kenara çekti.He pulled aside to let a truck pass.
Kamerayı çok istiyor.He wants the camera badly.
Onun iyi bir kamerası var.He has got a good camera.
O, bozuk bir kamera buldu.He found a broken camera.
O kampüs dışından yaşıyor.He lives off campus.
Şans eseri kayıp kamerasını buldu.He found his lost camera by chance.
O, trafik sinyalinin üzerindeki küçük kamerayı fark etmedi.He didn't notice the small video camera above the traffic signal.
O, kamu fonlarını kötüye kullandığı için tutuklandı.He was arrested for abusing public funds.
O kamu parasını zimmetine geçirdi.He embezzled public money.
O, benim sahip olduğum aynı kameraya sahiptir.He has the same camera as I have.
O bana hoş bir kamera aldı.He bought me a nice camera.
Kamerayla resimlerimi çekti.He took pictures of me with his camera.
O, kamera kulübünün üyesidir.He belongs to the camera club.
Onun eski bir kamyoneti ve büyük, hırpalanmış bir biçme makinesi vardı.He had an old pickup truck and a big, battered mower.
O, oğluna bir kamera satın aldı.He bought his son a camera.
Üniversiteden mezun olduktan sonra kameraman oldu.He became a cameraman after he graduated from college.
O, kamerasını dikkatsizce otobüste unuttu.He carelessly forgot the camera in the bus.
Onlar kendilerini balıkçı olarak kamufle etti ve bir tekne ile kaçtı.They disguised themselves as fishermen and escaped in a boat.
Onlar suyun kenarında kamp yaptılar.They camped at the water's edge.
Onlar sadece kamuoyundan korktukları için projeye karşı çıkmadılar.They didn't oppose the project just because they feared public opinion.
Onlar kamyonu deprem mağdurları için acil yardım malzemeleri ile yükledi.They loaded the trucks with emergency supplies for the earthquake victims.
Onlar her yaz kampa giderler.They go camping every summer.
Orada satın aldığı bir kamera idi.It was a camera that she bought there.
Neredeyse bir kamyon tarafından ezilecekti.She was very nearly run over by a truck.
O, Kamakura'daki denizin yanında kocası ile mutlu bir hayat sürüyor.She's leading a happy life with her husband near the sea in Kamakura.
O, bana kampüsü gezdirdi.She showed me around the campus.
O, oğluna bir kamera aldı.She bought her son a camera.
O, Japonya'dayken kamera aldı.While in Japan, she bought the camera.
Miyuki'nin bir kamerası var ama beğenmiyor.Miyuki has a camera, but she doesn't like it.
Babam kamp yapmaya gitmemizi önerdi.My father suggested that we should go camping.
Babam, doğum günüm için bana bir kamera aldı.My father bought me a camera for my birthday.
Bana başka bir kamera göster.Show me another camera.
Üç kameram var.I have three cameras.
Bu kameraya sahip olmak istiyorum.I would like to have this camera.
Senin aldığın kameranın aynısını aldım.I have bought the same camera as you have.
Yumi bu kamerayı yarın öğleden sonra kullanacak.Yumi will use this camera tomorrow afternoon.
Yumi yarın öğleden sonra bu kamerayı kullanacak.Yumi will use this camera tomorrow afternoon.
İktidar partisi muhalefete karşı bir karalama kampanyası yürütüyor.The ruling party is running a smear campaign against the opposition.
Kamuoyunu dikkate alın.Heed public opinion.
Buraya geldiğinden beri kamp mı yapıyorsun? Çok berbat olmalı.You've been camping out ever since you came over here? Must have been terrible.
Orada aldığı bir kameraydı.What she bought there was a camera.
Kampanya başarılıydı ve o seçimi kazandı.The campaign was successful and she won the election.
İyi bir kamera tavsiye edebilir misiniz, lütfen?Can you recommend a good camera, please?
Osaka'ya olan gezim için gerçekten bu kameraya ihtiyacım varI really need this camera for my trip to Osaka.
Benim kamerama dokunmayın.Don't touch my camera.
Dayanışma ve eşit haklar kamu politikasının temel taşını oluştururMake solidarity and equal rights the cornerstone of public policy.
Kızarmış örümcek, Kamboçya'da bölgesel bir yiyecektir.Fried spiders are a regional delicacy in Cambodia.
Urumqi'de kırk bin kamera var.There are forty thousand cameras in Urumqi.
Üzgünüm, kameranız için filmlerimiz yok.I'm sorry, we don't have films for your camera.
Bu bir kamu ya da özel şirket mi?Is this a public or private company?
Kamu fonlarını israf etmekle suçlandı.He was accused of squandering public funds.
Bu kamera nasıl çalışır?How does this camera work?
Kamışımı somur.Suck my dick.
Bu kamera ucuz.This camera is cheap.
Her nereye gitsem kameramı yanımda götürürüm.I take my camera with me wherever I go.
Kamuda konuşmak beni geriyor.Speaking in public makes me nervous.
Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir.Everyone has the right of equal access to public service in his country.
Kamerasını arkadaşına verdi.He gave his camera to his friend.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod