Ana içeriğe geç
Sözlük

kam ile cümle

kam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben önceki gün bir kamera kaybettim.I had lost a camera in the previous day.
Çok fazla kameram var.I have a lot of cameras.
Sonunda onu ikna ettim ve kampa gittim.I persuaded her after all and went to camp.
Tom ve Paula'ya kameramı ödünç verdim.I lent Tom and Paula my camera.
Bir kamyon tarafından ezilmekten kıl payı kurtuldum.I narrowly escaped being run over by a truck.
Ben ailemle birlikte kampa gittim.I went camping with my family.
Neredeyse bir kamyon tarafından eziliyordum.I was nearly run over by a truck.
Neredeyse kamyon tarafından ezilecektim.I came near to being run over by the truck.
Eğitim kampından kaçtım.I ran away from the training camp.
Ben bu kamerayı dün aldım.I bought this camera yesterday.
Kameramı arıyorum.I'm looking for my camera.
Garajdan çıkıp kamyona yürüdüm.I came out of the garage and walked to the truck.
Bana amcam tarafından bir kamera verildi.I was given a camera by my uncle.
Kamaramdan güverteye gittim.I went on deck from my cabin.
İki gün önce bir kamera aldım.I bought a camera two days ago.
Onu kamerayı çalarken yakaladım.I caught him stealing the camera.
Kameramı ona ödünç verdim.I lent her my camera.
Kamerayı onun yüzüne odakladım.I focused the camera on her face.
Vergisiz bir kamera satın aldım.I bought a camera free of tax.
Vergiden muhaf bir kamera satın aldım.I bought a camera free of tax.
O mağazadan bir kamera, bir saat ve bazı yemek takımları satın aldık.We bought a camera, a clock and some dishes in that store.
Araba, kamyona çarptı.The car crashed into the truck.
Araba bir kamyonla çarpıştı.The car collided with a truck.
Yeterli param olsaydı, bu kamerayı alırdım.If I had enough money, I could buy this camera.
Yeterli param olsa, bu kamerayı alırım.If I had enough money, I could buy this camera.
Amcam bana senin kameranın aynısını aldı.My uncle bought me the same camera as you have.
Biz kalacak bir yer bulamazsak dışarıda kamp kurmak zorunda kalacağız.We'll have to camp out if we can't find a place to stay.
Kamu hizmetleri için ödeme yapmak zorundasın.You have to pay for utilities.
Enerji tasarrufu için ulusal bir kampanya sürüyor.A national campaign for energy saving is underway.
Gemi büyük bir buzdağına çarptığında yolcular kamaralarında uyuyorlardı.The passengers were asleep in their cabins when the ship hit a huge iceberg.
Su olmayan bir yerde kamp yapmak imkansızdır.Camping is impossible where there is no water.
Kamu oyu dengesi kendi lehine kalır.The balance of public opinion remains in his favor.
Kamuoyu yoklamaları hükümete olan güveni ölçen göstergelerdir.Public opinion polls are barometers of confidence in the government.
Hükümet kamuoyu baskısına boyun eğmeyi reddediyor.The government refuses to bow to public pressure.
Yükü düştüğü için kamyon mecburen durdu.The lorry had to stop because its load had fallen off.
Geçenlerde bir kamera aldım.I bought a camera the other day.
Reklam kampanyası şirket için bir sürü iş üretti.The advertising campaign generated a lot of business for the company.
Kampanya başarılı oldu ve o, seçimi kazandı.The campaign succeeded and she won the election.
Kameri ay takvim ayından kısadır.A lunar month is shorter than a calendar month.
Kameri ay takvim ayından daha kısadır.A lunar month is shorter than a calendar month.
Gözlerim güneşten kamaştı.My eyes are dazzled by the sun.
Üniversite kampüsünün merkezinde kurucusunun heykeli duruyor.In the center of the university campus stands the statue of the founder.
Üniversite Yönetimi, New York'ta bir şube kampüs kurmaya karar verdi.The University Administration decided to set up a branch campus in New York.
General düşman kampına karşı bir saldırı başlatmaya karar verdi.The general decided to launch an offensive against the enemy camp.
Adamlar bagajı kamyona yükledi.The men loaded the baggage into the truck.
Uzun bir tartışmadan sonra, sonunda onu kampa gitmesi için ikna ettim.After a long argument, I finally persuaded her to go camping.
O ve ben o zaman aynı kamptaydık.He and I were in the same camp then.
Seçilmek istiyorsan kamusal imajını geliştirmek zorunda kalacaksın.If you want to get elected, you're going to have to improve your public image.
Mülteci kamplarındaki sağlık koşulları çok kötüydü.Sanitary conditions in the refugee camps were terrible.
İki kamyon çarpıştı.Two trucks bumped together.
Gün geçtikçe, momentumda kampanyamız büyüdü.As the days passed, our campaign grew in momentum.
Karanlıktan önce kampa geri döndük.We came back to camp before dark.
Kamerasını nereden aldığını biliyor musun?Do you know where he bought his camera?
Onun kamerası benimkinin üç katı kadar pahalı.His camera is three times as expensive as mine.
O bana önceki gün aldığı kamerayı gösterdi.He showed me the camera which he had bought the day before.
20 yıl önce,kolejin hemen adından kamu hizmetine girdi.He entered civil service 20 years ago right after college.
Onun bir kamerası var.He has a camera.
O, bir kamera almayacak.He isn't going to buy a camera.
Bana bu kamerayı nasıl kullanacağımı gösterdi.He showed me how to use this camera.
Bana kamerayı geri göndermek için hiç zaman kaybetmedi.He lost no time in sending the camera back to me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod