Göz kamaştırıcısınız, sadece olduğunuz gibi. Ve erkeklerYou are gorgeous just the way you are and you boys
Kolerayı önleme gibi kamuyu bilinçlendirme kampanyalarında kullanıldı.It's used for public health awareness campaigns such as the prevention of cholera.
Kamera yakın gel*To cameraman* Come closer.
Bakın BMW'nin reklam kampanyasında cisim bulan dahiyane feraseti.Here was BMW's brilliant insight, which they embodied into an ad campaign.
Sağda bir kamyon, kamyondan kutular düşer.There's a truck on the right. Boxes fall out of the truck.
Fevkalade başarılı bir kampanya. Etkisine bakın.Remarkably successful campaign, but notice the power of it.
Bir anlamda, pazarlama işinin çoğu CEO'yu reklam kampanyasının iyi olduğuna ikna etmek.So, in some sense, a lot of marketing is about convincing a CEO, "This is a good ad campaign."
Bu bilfiil etkili bir reklam kampanyası yapmaktan farklı bir şey.That's just a caveat. That's different from actually having an effective ad campaign.
Sonra, bebeğin görme keskinliğini taklit etmek için kameranın optik düzeneğini değiştirdik.So, we modified the optics of the camera in order to mimic the baby's visual acuity.
İşte bir bebek kamerası videosu... (Kahkahalar) (Alkışlar)Here's what a baby-cam video looks like. (Laughter) (Applause)
Ve Matty o kameralardan fotoğrafları çıkarıp her hafta web sitesinde yayımlıyor.And Matty takes the pictures off these cameras and posts them on his website every week.
Oğlumun doğumu bu kamerada.My son's birth is on this camera.
Aslında onlar birer dijital kamera.They're essentially digital cameras.
Bunu görmelisin -- İncil Eğitim Kampı.You've got to see this -- Bible Boot Camp.
İnternette heryerde, İncil Eğitim Kampı.It's all over the Web, Bible Boot Camp.
Neyse ki adamın dashboard kamerası vardı.Good thing that guy had a dash cam.
Onun destekçileri ve yürüttüğü kampanya da övgüyü hak ediyor.His supporters and his campaign also deserve congratulations.
Matt Rhoades'e ve liderliğini üstlendiği kampanya takımına teşekkür etmek isterim.I want to thank Matt Rhoades and the dedicated campaign team he led.
Her şeyimizi bu kampanyaya verdik.We have given our all to this campaign.
Arabaya alınmasaydım... ...bir kamyonun önüne atardım kendimi.If I hadn't got picked up, I might've jumped in front of a truck.
Adam: Arkanı dönme öyle, kameraya bak şimdi.Don't--give me-- face the camera here.
Adam: Sana da bir kamera verecektim.I was gonna give you a camera too.
Kamera ister misin?Do you want a camera?
Ne? Adam: Beni kaydetmek için bir kamera ister misin?Do you want a camera to videotape me?
Eğer sana video kamerayı verirsem, mutlu olmalısın.You have to be happy if you have the video camera.
Saçında kalan kamp ateşi kokusu. Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.Mm, the smell of a campfire that gets stuck in your hair. man:
Ama önemli gelişmeler olursa diye, kamerayı açık bırakacağım.But, uh, I'm gonna leave this thing on in case anything gets climactic. man:
Kamu sağlıkçılarının bakış açısına göre, bağımlılar aptalca şeyler yapıyor.From the point of view of a public health nerd, junkies are doing dumb things.
TV kameraları, mönitörler, sinir bozucu radyo mikrofonları gibiler.They look like TV cameras, monitors, annoying radio mics.
Son manşet bir kamuoyu araştırma şirketinden geliyor.That particular headline comes to me from a market research firm.
Büyük annem ise konsantrasyon kampındaydı.My grandmother was in a concentration camp.
Gizli bir kamera ile çekim yapıldı.She's being filmed with a hidden camera.
Bu iki Danimarkalı kişi gelip gizli kameranın yanına oturdular.These are two Danish guys who come out and sit down next to the hidden camera.
Bu arada kameranın solundaki iki Danimarkalı kahkahalarla gülüyor.Now in the meantime, the two Danish guys to the left of the camera are cracking up.
Siyah giyimli bir polisi görüyorsunuz, gizli kamerayla çekildi.That's a cop wearing black right there, being filmed with a hidden camera.
Yöneticilerin yapmaya çalıştığı tek şey kameralarımızın bulmaktı.One thing the managers were trying to do was to track down our cameras.
Çantalarında gizli kamera bulunan biri iki katılımcıyı yakaladılar.And they caught a couple of my guys who had hidden cameras in duffel bags.
Savaş sırasında, topçu birliği, kamerayı neredeyse tüm harita üzerinde defalarca hareket ettirir.During the battle, artillerymen repeatedly move the camera over nearly the entire map.
Ban Sawang jai 'deki tüm keşişler; Kate Kamolmas Sringam, Jeffrey WahlAll Monks at Ban Sawang Jai, Kate Kamolmas Sringam, Jeffrey Wahl
Bir gün kampüse geldi.And he came one day back to campus.
Kamera ve Efektler:Camera & Effects:
Carolyn Porco Cassini misyonu için kamera sorumlusu.I know Dr. Carolyn Porco is the camera P.I. for the Cassini mission.
Aslında Kamboçya'dakiler liselerinden Hayden gökevini kontrol ettiler.And the Cambodians have actually controlled the Hayden Planetarium from their high school.
Bu Furby'i hareket ettiren ilk küçük kamera.And there's the first little cam that drove Furby.
2 gün 1 gece kamp yapmaya gidiyoruz.We're going camping for two days and one night.
Ekonomik dar boğazın getirdiği bütçe kesintisinin yaşandığı ilk yer, her tür kamu harcaması.And one of the first victims of difficult economic times,
Bu Birleşik Krallık kamu harcamları.This is the U.K. government spend.
Bu, Twitter Inc.'nin kamu yararına yaptığı bir açıklamadır.This has been a public service announcement from Twitter Inc.
Belki yeni techizat icin bir para toplama kampanyasi baslatmayi onerebilirsiniz.Maybe offer to spearhead a fundraiser to buy new gear.
Ve oraya küçük bir kamera koydum, diijital göz görevi yapsın diye.So I put a small camera over there that acts as a digital eye.
Kamera bütün hareketlerinizi takip ediyor.The camera is actually tracking all your gestures.
Burada yaptığım kamerayı çıkarmak --So, what I did here is remove the camera --
Ve tüm web kameralarının içinde bir mikrofon olur.All the webcam cameras have a microphone inside the camera.
Ama kamera aslında benim ellerimin hareket ettiği yerleri takip ediyor.But the camera is actually tracking where my fingers are moving.
Kamyonlara bindirin ve ötelerde bir yerlere atın gitsinLoad them onto trucks, and dump them someplace far away.
EP: tamam şimdi bize kamu hizmetlerini göster.EP: Okay, so you're showing now some public services.
Size atıl depolama kamyonlarımızın seyrini göstermeme izin verin.Let me get you the fleet of our waste collection trucks.
Tüm kamyonlarımızda GPS var.We have GPS's in all of our trucks.
Zamanında atık toplama. kamu hizmetleri iyi çalışıyor.Waste collection on time. Public services working well.
Arbus bu fotoğrafı çekerken bir Rolleiflex kamera kullanmış.She, yeah the type of camera she uses is