Bu kamyon durağı tehlikeli görünüyor.This truck stop looks dangerous.
Tom bir kamp danışmanı olarak gönüllü olur.Tom volunteers as a camp counselor.
Kamp gezisi sırasında, Tom dizanteri oldu.While on the camping trip, Tom got dysentery.
Cezaevi içinde kameralara izin verilmiyor.Cameras are not allowed inside the prison.
O bir itfaiye kamyonu mu?Is that a fire truck?
Hepimiz kamp ateşi etrafında şarkı söyleyerek iyi vakit geçirdik.We all had a good time singing around the campfire.
Akıllı telefonunuzdaki kamerayı ne sıklıkla kullanıyorsunuz?How often do you use the camera on your smartphone?
Kamyonunu nereye park ettin?Where did you park your truck?
Onların kamyonumu çaldıklarına inanamıyorum.I can't believe they stole my truck.
Kamyonum çalındı.My truck has been stolen.
O aptal kamyonunu kim çalar ki?Who would steal that stupid truck of yours?
Senin kamyonunu kimin çaldığını biliyorum.I know who stole your truck.
Kamyonuma dokunma.Don't touch my truck.
Fadıl'ın kamyonu nerede?Where is Fadil's truck?
Tom'un kamyonu nerede?Where's Tom's truck?
O senin erkek kardeşinin kamyonu değil mi?Isn't that your brother's truck?
Elektrik lambaları onun gözlerini kamaştırdı.The electric lights dazzled her eyes.
Tom bir kamyonu nasıl kullanacağını biliyor.Tom knows how to drive a truck.
Bir kamyonet sürdüm.I drove a van.
Tom kampa dönüş yolunu bulamadı.Tom couldn't find his way back to the campsite.
Tom kaç kere kamp yapmaya gitti?How many times has Tom gone camping?
Kamyonda kaç tane silah vardı?How many guns were in the truck?
Kamyona kaç kutu yüklediniz?How many boxes did you load on the truck?
Kameranızı ne sıklıkta kullanıyorsunuz?How often do you use your camera?
Burası güzel görünümlü bir kamp alanı.This is a nice-looking campground.
Zaten bir çekici kamyon çağırdım.I've already called for a tow truck.
Kamp yapmaktan hoşlanırım.I like camping.
Kamyoneti yükledim.I loaded the van.
Ben bir kamyoncuyum.I'm a trucker.
Ben bir kameramanım.I'm a cameraman.
Ben bir kamyon kullanırım.I drive a truck.
Ben bir web kamerası aldım.I bought a webcam.
Onlar birinin kamerasını çaldığımı söylüyorlar.They say I stole someone's camera.
Kampüs dışında yaşıyorum.I live off campus.
Fazladan bir önlem olarak, Fadıl evinin dışına güvenlik kameraları yerleştirdi.As an extra precaution, Fadil installed surveillance cameras outside his house.
Kamyonumu alacağım.I'll get my truck.
Tom kampüse yakın yaşamak için bir yer bulmak istiyor.Tom wants to find a place to live close to the campus.
Tom, Mary'ye John ile kamp yapmayı planladığını söyledi.Tom told Mary he was planning to go camping with John.
Tom, önümüzdeki hafta sonu kampa gideceğini söyledi.Tom said that he was going to go camping next weekend.
Tom önümüzdeki hafta sonu kamp yapacağını söyledi.Tom said that he was going camping next weekend.
Kapıyı açtım ve kamyonetten çıktım.I opened the door and got out of the van.
Kendime yeni bir kamera satın aldım.I bought myself a new camera.
Tom kamerasını yanına aldı.Tom took his camera with him.
Onu Japonya'nın kamu yayıncısı NHK tarafından üretilen bir belgeselde gördüm.I saw it in a documentary produced by NHK, Japan' s public broadcaster.
Gelecek yıl yaz kampına gideceğim.I'm going to summer camp next year.
Tom, kampüse yakın yaşamak istedi.Tom wanted to live close to the campus.
Bir kamp ateşinde yemek yapmaya alışkın değilim.I'm not used to cooking on a campfire.
Tom emekli bir kamyon şoförüdür.Tom is a retired truck driver.
Ben yeni bir kamera aldım.I bought a new camera.
Hırsızlar müzenin içindeki Kapalı Devre kameralarını devre dışı bıraktı.The thieves disabled the CCTV cameras inside the museum.
Tom daima kamerasını yanında taşır.Tom always carries his camera with him.
Tom daima kamerasını birlikte taşır.Tom always carries his camera with him.
Alkolü kötüye kullanma kampüste ciddi bir sorundur.Alcohol abuse is a serious problem on campus.
Garson masadaki kameraya baktı.The waiter looked at the camera on the table.
Her yerde kameralar var.There are cameras all over.
İnsanlar hala web kamerası kullanıyor mu?Do people still use webcams?
Mary kamera için gülümsedi.Mary smiled for the camera.
Tom, kampüsün yakınında bir yer kiraladı.Tom rented a place near the campus.
Kamyonun bir debriyaj arızası vardı.The truck had a clutch failure.
Polis Tom'un kamyonunu aradı.The police searched Tom's truck.