Ayrılmadan önce kampı temizlememiz gerekir.We need to clean the camp site before we leave.
Tom kamerası olan yegâne şahıs.Tom is the only one who has a camera.
Tom bir kamuflaj ceket giydi.Tom wore a camouflage jacket.
Bir kamyon tarafından çarpıldım.I got hit by a truck.
Ben Bosna mülteci kamplarında bulundum.I've been in Bosnian refugee camps.
O yeni kampanyamın yüzü için mükemmel.She's perfect for the face of my new campaign.
Neden Tom'un kamyonunu ödünç almıyorsun?Why don't you borrow Tom's truck?
Biz burada kamp kuracağız.We'll set up camp here.
Tom ve arkadaşları kamp ateşinin etrafında oturdu ve hatmileri kızarttı.Tom and his friends sat around the campfire and roasted marshmallows.
Tom, ailesi ile bir kamp gezisine gitti.Tom went on a camping trip with his family.
Benim herhangi bir kamp ekipmanım yok.I don't have any camping equipement.
Biz çadırımızı kurduk ve bir kamp ateşi yaktık.We set up our tent and built a campfire.
Tom'un arabasında bir araç kamerası vardır.Tom has a dashcam in his car.
Kamyon uzaklaştı.The truck drove away.
Tom kamyonetine bindi ve gitti.Tom got in his pick-up truck and drove off.
Tom ve arkadaşları kamp ateşinin etrafında oturdu ve şarkılar söyledi.Tom and his friends sat around the campfire and sang songs.
Çadırımızı kurduk ve bir kamp ateşi yaktık.We pitched our tent and built a campfire.
İnsan gözü bir kamera gibidir.The human eye is like a camera.
Benim kameram bozuk.My camera is broken.
Burası kamp kurmak için iyi bir yerdir.This is a good place to camp.
Kamp ateşine odun eklemeye gerek yok.There's no need to add wood to the campfire.
O, kameraya film koymayı unuttu.He forgot to load the camera with film.
Tom'un büyük bir kamyonu var.Tom has a big truck.
Tom benim kameramı çaldı.Tom stole my camera.
Tom oldukça iyi bir kameraya sahip.Tom has a pretty good camera.
Tom'un oldukça iyi bir kamerası var.Tom has a pretty good camera.
Bir kamyon sürmek kolay değildir.Driving a truck isn't easy.
Tom bir kamp ateşi yaktı.Tom made a campfire.
Tom bana kamp ateşinin nasıl yakılacağını öğretti.Tom taught me how to make a campfire.
Tom bir kamyon sürer.Tom drives a truck.
Bu şehrin kamusal bisiklet paylaşım programı vardır.This city has a public bike share program.
Bu kamera çok hızlı bir şekilde fotoğraf çekebilir.This camera can take pictures very quickly.
Tom matematik kampına gitti.Tom went to math camp.
Tom ve Mary dağlarda kamp yapmaya gittiler.Tom and Mary went camping in the mountains.
Kamyon otomobil ile çarpıştı.The truck collided with the car.
Kamuoyu yoklamaları söz konusu olduğu sürece büyük bir sorun vardır.There is a big problem as far as opinion polls are concerned.
Bu kamyonu boşalttırmamız gerekiyor.We need to get this truck unloaded.
Başkanın kamu harcamalarını düzenleyen bir yasayı imzalanması gerekiyor.The President needs to sign a law regulating public spending.
Yağmur yağmaya başlamadan önce bu kamyonu boşalttırmamız gerekiyor.We need to get this truck unloaded before it starts raining.
Tom kamyonuna geri atladı.Tom jumped back into his truck.
Tom görünüşe göre bir kamyon şoförü.Tom is apparently a truck driver.
Kamyonet devrildi.The lorry tipped over.
Tom'a kameramı ödünç verdim.I lent Tom my camera.
Kamyon sürücüleri belirgin zorluklarla karşı karşıyadır.Truck drivers face obvious challenges.
Eyalet çapında bir kampanya yürütüyoruz.We're running a statewide campaign.
Kamboçya etnik olarak homojendir.Cambodia is ethnically homogeneous.
Tom kamp yerine geri döndü.Tom headed back to the camp site.
Çocuklar kamyondalar.The children are in the truck.
Tom siyah bir kamyonet almak istedi.Tom wanted to get a black van.
Kampanya pazartesi günü sona eriyor.The campaign ends on Monday.
Kesinlikle göz kamaştırıcıydı.It was absolutely brilliant.
Orada bir kamp alanı vardı.They had a campsite there.
Tom kampanya yapmayı biliyor.Tom knows how to campaign.
O bir esir kampı değildi.It wasn't a prison camp.
Tom bir hafif kamyon kullanıyor.Tom drives a light truck.
Tom bir kamyonet kullanıyor.Tom drives a light truck.
Tom kamyonda kaldı.Tom stayed in the truck.
Tom terk edilmiş kamyonda bir cüzdan buldu.Tom found a wallet in the abandoned truck.
Kamp ateşinin etrafında şarkı söyledik.We sang around the campfire.
Bu düğme bir kamera ve mikrofon içerir.This button contains a camera and microphone.