kamış ile cümle
kamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.E gli percuotevano il capo con una canna, gli sputavano addosso e, piegando le ginocchia, si prostravano a lui
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.És verik vala a fejét nádszállal, és köpdösik vala õt, és térdet hajtva tisztelik vala õt.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.I bili głowę jego trzciną i plwali nań, a upadając na kolana, kłaniali mu się.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.In bili so ga po glavi s trstom, in pljuvali so nanj, in pripogibali so kolena ter se mu priklanjali.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Ja he löivät häntä päähän ruovolla, sylkivät häntä ja laskeutuen polvilleen kumarsivat häntä.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.갈대로 그의 머리를 치며 침을 뱉으며 꿇어 절하더라
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Lại lấy cây sậy đánh đầu Ngài, nhổ trên Ngài, và quì xuống trước mặt Ngài mà lạy.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Lại lấy cây sậy đánh_đầu Ngài , nhổ trên Ngài , và quì xuống trước mặt Ngài mà lạy .
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Mereka memukul kepala Yesus dengan tongkat, lalu mereka meludahi Dia dan bersembah sujud di hadapan-Nya
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Og de sloge ham på Hovedet med et Rør og spyttede på ham og faldt på Knæ og tilbade ham.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Og de slo ham i hodet med et rør og spyttet på ham og falt på kne og hyldet ham.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Şi -L loveau în cap cu o trestie, Îl scuipau, îngenuncheau şi I se închinau.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.También le golpeaban la cabeza con una caña, le escupían y puestos de rodillas le rendían homenaje
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.Und schlugen ihm das Haupt mit dem Rohr und verspeiten ihn und fielen auf die Kniee und beteten ihn an.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.και ετυπτον την κεφαλην αυτου με καλαμον και ενεπτυον εις αυτον, και γονυπετουντες προσεκυνουν αυτον.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.И били Его по голове тростью, и плевали на Него, и, становясь на колени, кланялись Ему.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.и почнаха да Го поздравяват със: Здравей, царю Юдейски!
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.І били Його по голові тростиною, і плювали на Него, й, кидаючись на колїна, кланялись Йому.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.ויכו על ראשו בקנה וירקו בו ויכרעו על ברכיהם וישתחוו לו׃
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.وكانوا يضربونه على راسه بقصبة ويبصقون عليه ثم يسجدون له جاثين على ركبهم.
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.又 拿 一 根 葦 子 、 打 他 的 頭 、 吐 唾 沫 在 他 臉 上 屈 膝 拜 他
Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı.又 拿 一 根 葦子 、 打 他 的 頭 、 吐唾沫 在 他 臉上 屈膝 拜他
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Azaż urośnie sitowie bez wilgotności? Izali urośnie rogoża bez wody?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Či porastie trstina bez bahna? Či vyrastie rákos bez vody?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?¿Crece el papiro donde no hay pantano? ¿Crece el junco sin agua
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Cresce forse il papiro fuori della palude e si sviluppa forse il giunco senz'acqua
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?,Creşte papura fără baltă? Creşte trestia fără umezeală?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?'Di tempat berair saja tumbuh gelagah; pandan hanya terdapat di tanah bencah
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Felnövekedik-é a káka mocsár nélkül, felnyúlik-é a sás víz nélkül?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?»Icke kan röret växa högt, där marken ej är sank, eller vassen skjuta i höjden, där vatten ej finnes?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?"Kann auch ein Rohr aufwachsen, wo es nicht feucht steht? oder Schilf wachsen ohne Wasser?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?`Kasvaako kaisla siinä, missä ei ole rämettä? rehottaako ruoko siinä, missä ei ole vettä?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Kjer ni močvirja, zraste li trstičje? in brez vode obrodi li bičje,
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?왕골이 진펄이 아니고 나겠으며 갈대가 물 없이 자라겠느냐
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Le jonc croît-il sans marais? Le roseau croît-il sans humidité?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Pode o papiro desenvolver-se fora de um pântano. Ou pode o junco crescer sem água?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Sậy há mọc nơi chẳng bưng bàu ư ? Lác há mọc lên không có nước sao ?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Sậy há mọc nơi chẳng bưng bàu ư? Lác há mọc lên không có nước sao?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Vokser der Siv, hvor der ikke er Sump, gror Nilgræs frem, hvor der ikke er Vand?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Vokser sivet op hvor det ikke er myrlendt? Blir starrgresset stort uten vann?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Zdali roste třtí bez bahna? Roste-liž rákosí bez vody?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Θαλλει ο παπυρος ανευ πηλου; αυξανει ο σχοινος ανευ υδατος;
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?Никне ли рогоза без тиня? Расте ли тръстиката без вода?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?поднимается ли тростник без влаги? растет ли камыш без воды?
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?היגאה גמא בלא בצה ישגה אחו בלי מים׃
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?هل ينمي البردي في غير الغمقة او تنبت الحلفاء بلا ماء.
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?蒲 草 沒 有 泥 、 豈 能 發 長 . 蘆 荻 沒 有 水 豈 能 生 發
‹‹Bataklık olmayan yerde kamış biter mi? Susuz yerde saz büyür mü?蒲草 沒 有泥 、 豈能 發長.蘆荻沒 有 水 豈 能 生發
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ki pedig én velem beszéle, annál vala egy arany vesszõ, hogy megmérje a várost, és annak kapuit és kõfalát.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ten, co mówił ze mną, miał trzcinę złotą, a zmierzył miasto i bramy jego, i mur jego.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ten, kterýž mluvil se mnou, měl třtinu zlatou, aby změřil město i brány jeho i zed jeho.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.A ten, ktorý hovoril so mnou, mal mieru, zlatú trstinu, aby odmeral mesto i jeho brány i jeho múr.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Celui qui me parlait avait pour mesure un roseau d`or, afin de mesurer la ville, ses portes et sa muraille.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Colui che mi parlava aveva come misura una canna d'oro, per misurare la città, le sue porte e le sue mura
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Ðấng nói cùng ta tay cầm một cái thước, tức là cây sậy bằng vàng để đo thành, các cửa và tường của thành.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.Ðấng nói cùng ta tay_cầm một cái thước , tức_là cây sậy bằng vàng để đo thành , các cửa và tường của thành .
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.De engel die met mij sprak, had een gouden meetlat om de stad, de poorten en de muur op te meten.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.El que hablaba conmigo tenía una caña de medir, de oro, para medir la ciudad, sus puertas y su muro
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.In z menoj govoreči je imel merilo zlato, da izmeri mesto in vrata njegova in zid njegov.
Benimle konuşan meleğin elinde kenti ve kent kapılarıyla surları ölçmek için altın bir ölçü kamışı vardı.내게 말하는 자가 그 성과 그 문들과 성곽을 척량하려고 금 갈대를 가졌더라