Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Ak pohlcovala hanba mňa a ak pohlcovala Chrisa, pocit je rovnaký.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Als schaamte mij overvalt en Chris overvalt, voelt dat hetzelfde.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Če mene ali Chrisa oblije sram, bo občutek isti.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Dacă ruşinea vine peste mine şi peste Chris, o vom simţi la fel.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Ha szégyen önt el engem és Christ, az érzésre ugyanaz lesz.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Hvis skam skyller over mig og skyller over Chris, så vil det føles ens.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Jeśli Chris i ja doświadczamy wstydu, to odczuwamy to samo.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Když stud zaleje mě nebo Chrise, budeme se cítit stejně.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.수치심이 절 한번 휩쓸고 가고, 크리스를 한번 휩쓸고 가면 그것은 동일하게 느껴질 것입니다.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Minä häpeän, Chris häpeää - se tuntuu samalta.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Nếu sự xấu hổ được gột rửa trong tôi và trong chúa, thì cả hai cảm nhận như nhau.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Om skam drabbar mig och Chris, så känns det likadant för oss båda.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Se a vergonha cair sobre mim ou sobre o Chris, vai ser a mesma sensação.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Se io e Chris veniamo entrambi assaliti dalla vergogna ci sentiremo allo stesso modo.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Si la honte m'envahi ou envahi Chris, nous nous sentirons de la même façon.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Si la vergüenza me inunda e inunda a Chris, nos sentiremos igual.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Wenn Scham über mich und Chris hinwegspült, fühlt sie sich gleich an.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Αν καταποντιστώ εγώ από ντροπή αλλά πάθει το ίδιο και ο Κρις, θα νιώσουμε το ίδιο.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Ако срамът ме завладее мен или завладее Крис, ще го почувстваме по един и същ начин.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Если на меня нахлынет стыд, или стыд нахлынет на Криса, то ощущения будут одинаковыми.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.Якщо сором огортає мене або Кріса, відчуття буде однакове.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.אם בושה שוטפת אותי וגם את כריס, זו תהיה אותה הרגשה.
Eğer ben utanç içinde kalsam ve Chris utanç içinde kalsa aynı şeyi hissederiz.إذا أصابني العار وأصاب كريس، فسيكون الإحساس به مشترك.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Ak musíte čakať na ticho, môžete prepásť kritickú príležitosť komunikovať.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Als we op stilte moeten wachten, missen ze misschien een doorslaggevende mogelijkheid tot communicatie.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Dacă în plus mai trebuie să așteptăm pentru liniște, probabil că vor rata o ocazie vitală de a comunica.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Ha pedig a csendre várnak, akár el is szalaszthatnak egy fontos lehetőséget a kommunikációra.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.우리 역시 소통을 하려고 조용해지기를 기다릴 때 중요한 기회를 놓칠 수 있듯이 말이죠.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Se tiverem de esperar por silêncio podem perder oportunidades únicas para comunicar.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Si además tenemos que esperar el silencio pueden perderse una oportunidad crítica de comunicación.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Si nous devons aussi attendre le silence, elles peuvent manquer une opportunité importante pour communiquer.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Ta cũng phải đợi sự im lặng, chúng có thể mất cơ hội lớn để giao tiếp.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Wenn Wale auf Stille warten müssen, könnten sie eine wichtige Kommunikationsgelegenheit versäumen.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Zmuszeni czekać na ciszę, też tracilibyśmy okazje do porozumienia.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.Ако и ние трябва да чакаме тишина, те може да пропуснат жизненоважна възможност за комуникация.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.И если нам к тому же приходится ждать тишины, можно упустить крайне важный шанс вступить в общение.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.אם אנחנו גם צריכים לחכות לשקט, הם עלולים להחמיץ הזדמנת קריטית לתקשר.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.واذا انتظر الحوت حتى تهدأ الضوضاء فقد يفقد الاتصال اهميته
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.交信の決定的なチャンスを逃す可能性もあるのです 私たちは動物たちについて
Eğer her gün biraz sessizliğe maruz kalsanız, sürekli değil tabii,De puteți, întâlniți-vă cu liniștea puțin în fiecare zi, nu tot timpul.
Eğer her gün biraz sessizliğe maruz kalsanız, sürekli değil tabii,Nếu bạn có thể "gặp gỡ" sự im lặng một chút mỗi ngày, không phải luôn luôn
Eğer her gün biraz sessizliğe maruz kalsanız, sürekli değil tabii,Odrobina ciszy na co dzień.
Eğer her gün biraz sessizliğe maruz kalsanız, sürekli değil tabii,Si vous pouvez trouver le silence un petit peu tous les jours, pas tout le temps,
Eğer her gün biraz sessizliğe maruz kalsanız, sürekli değil tabii,בכל יום, לא כל הזמן,
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Ak by tam zostali, neexistovala by možnosť, aby som znova niekedy spievala.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Als ze erin bleven zou ik nooit meer kunnen zingen.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Dacă mai stătea acolo, nu mai aveam şanse să cânt vreodată.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Ha benne maradtak volna, akkor soha nem tudtam volna megint énekelni.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Jeżeli zostałyby na miejscu, nie byłoby szans abym jeszcze kiedykolwiek zaśpiewała.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Jika pipa itu terus ada di sana, tidak mungkin saya bisa bernyanyi lagi.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.그 튜브들이 붙어 있는 한, 제가 다시 노래를 부를 방법은 없었죠.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Nếu chúng cứ đặt ở đó, chắc chắn tôi không bao giờ hát được nữa.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Se ficassem dentro, não haveria hipótese de cantar outra vez.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Se fossero rimasti all'interno, non ci sarebbe mai più stato modo di cantare.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Si je restais là, je ne chanterais plus jamais.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Si permanecían ahí, no habría forma de que volviera a cantar.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Wenn sie drin blieben, gab es keinen Weg, dass ich jemals wieder singen würde.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Αν έμεναν εκεί, δε θα τραγουδούσα ποτέ ξανά
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Ако останеха на място, нямаше никакъв шанс да пея отново.
Eğer tüpler orada kalsaydı tekrar şarkı söylememe imkan yoktu.Если бы они остались там, то я бы уже никогда не запела.