Geç kalmayacaksın, değil mi?You won't be late, will you?
Çaya kalmayacak mısın?Won't you stay for tea?
Onun sorumluluğunu yüklenmek zorunda kalmayacaksın?You won't have to take charge of that.
Yakında hiç kimsenin sizinle yapacak işi kalmayacak.Soon no one will have anything to do with you.
O, sözüne sadık kalmayacaktır.She will not stick to her word.
Er ya da geç, dönmek için kimsem kalmayacak.Sooner or later, I'll have no one left to turn to.
Yiyeceklerimize yapay maddeler katmamıza gerek kalmayacak.We will not need to add artificial substances to our food.
O dört günden daha fazla kalmayacak.He will not stay for more than four days.
Tom kalmayacak.Tom won't stay.
Yakında gelin yoksa yiyecek kalmayacak.Come soon or there won't be any food left.
Seni incitmek zorunda kalmak istemiyorum ama yoluma çıkarsan başka seçeneğim kalmayacak.I don't want to have to hurt you, but if you get in my way, I'll have no choice.
Hiç kimse hayatta kalmayacak.No one will survive.
Sen onu yalnız yapmak zorunda kalmayacaksın.You won't have to do it alone.
Tom asla hayatta kalmayacak.Tom will never survive.
Hayatta kalmayacaksın.You won't survive.
Kalmayacaksın, değil mi?You won't stay, will you?
Tom gelecek hafta bizimle kalmayacak.Tom won't be staying with us next weekend.
Onun hakkında tekrar endişe etmene gerek kalmayacak.You won't need to worry about that again.
Tom hakkında endişelenmenize gerek kalmayacak.You won't have to worry about Tom.
Tom çok daha fazla kalmayacak.Tom won't be staying much longer.
Tom Mary'yi beklemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to wait for Mary.
Yapılan iş yanına kâr kalmayacak.You won't get away with this.
Bu yanınıza kâr kalmayacak.You won't get away with it.
Tom uzun süre beklemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to wait long.
Tom muhtemelen tekrar geç kalmayacak.Tom will probably never be late again.
O bir günden fazla hayatta kalmayacak.He is not going to survive for more than a day.
Kendi dünyanızı tanıyorsanız, hiçbir şeyden korkmanıza gerek kalmayacaktır.If you get to know your own world, you won't have to fear anything.
Acele etsen iyi olur yoksa alacak bir şey kalmayacak.You'd better hurry or there won't be anything left to buy.
Tom asla benimle kalmayacak.Tom will never stay with me.
Bu, yanına kâr kalmayacak.You'll never get away with it.
Tom aç kalma hakkında asla endişe etmek zorunda kalmayacak.Tom will never have to worry about going hungry.
Onlar kalmayacaklar.They won't stay.
Mary, muhtemelen asla bir yerde yerleşip kalmayacak uslanmaz bir seyyahın çocuğudur.Mary is the kind of inveterate traveller who will probably never settle down in one place.
Tom asla para konusunda endişe etmek zorunda kalmayacak.Tom will never have to worry about money.
Sadece biraz daha uzun kalmayacak mısın?Won't you stay just a little longer?
Tom özür dilemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to apologize.
Tom kalacak ama Mary kalmayacak.Tom will stay, but Mary won't.
Sen bir daha asla yalnız kalmayacaksın.You will never be alone again.
Tom'un yaptığı yanına kâr kalmayacak.Tom will never get away with it.
Tom geç kalmayacak, değil mi?Tom won't be late, will he?
Tom hayatta kalmayacak.Tom won't survive.
Bu sefer Tom'un yaptığı yanına kar kalmayacak.Tom isn't going to get away with it this time.
Akşam yemeği için kalmayacak mısın?Won't you stay for supper?
Geride hiçbir şey kalmayacak.There won't be anything left.
Tom artık saklanmak zorunda kalmayacak.Tom won't have to hide any longer.
Fadıl'ın Leyla'yla olan ilişkisi uzun süre gizli kalmayacak.Fadil's affair with Layla won't stay secret for long.
Tom asla onu yapmak zorunda kalmayacak.Tom will never have to do that.
Belki de bunu yapmak zorunda kalmayacaksın.Perhaps you won't have to do that.
Burada bizimle kalmayacak mısın?Aren't you going to stay here with us?
Bizimle kalmayacak mısın?Aren't you going to stay with us?
Tom bunu tek başına yapmak zorunda kalmayacak.Tom won't have to do that by himself.
Tom bunu kendisi yapmak zorunda kalmayacak.Tom isn't going to have to do that himself.
Tom onu kendisi yapmak zorunda kalmayacak.Tom won't have to do that himself.
Tom bunu yapmak zorunda kalmayacak.Tom won't have to do that.
Tom'un bunu yapmasına gerek kalmayacak.Tom won't need to do that.
Bence Tom yalnız kalmayacak.I think Tom won't be lonely.
Tom bu ay Boston'a gitmek zorunda kalmayacak.Tom won't have to go to Boston this month.
Tom muhtemelen çok beklemek zorunda kalmayacak.Tom probably won't have to wait very long.
Bir dahaki sefere bu kadar erken gelmeme gerek kalmayacak.I won't need to come so early next time.
Tom yarın bunu yapmak zorunda kalmayacak.Tom won't have to do that tomorrow.