kalmamış ile cümle

kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak son yıllarda tütün dikimi yapan kalmamıştır.但是,近年的作品中已經不再吸煙。
Çünkü, kendi ağabeyinin bile kendisine güveni kalmamıştır.雖然是大哥,但並沒有什麼威嚴,經常被夏樹打断發言。
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.放在姐姐家的原著幸免于难。
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.今已無一部保存。
Kralın şatosunda İsolde ve Brengane dışında kimse kalmamıştır.除小王和大王外没有花色之分。
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.政治的超越意义已经不存在。
Bir yandan Almanlarla savaşan Rusya'nın Osmanlılarla savaşacak gücü kalmamıştır.從此瑞典不再有能力與俄國爭霸。
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.无有遗余。
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.然而,這些顏色沒有使用在國旗上。
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.現在是久留米市之一部。
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.这里没有任何陆地的痕迹。
Konuşanı kalmamış, ölü diller listelenmektedir.有人來語起不死。
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.지금 남아 있는 것은 없습니다.
İnsanların sözlerine güven kalmamıştır.사람의 말은 하지 못한다.
Fakat şehirde onları bir araya toplayacak bir lider kalmamıştır.이 세력은 하나로 통합시켜줄 단일한 지도자를 두지 못 했다.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.시호를 이(夷)라 하였고, 아들이 없어 봉국은 폐지되었다.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.남편 순종과의 사이에서 소생은 없었다.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.물론 현재는 이러한 부장품은 하나도 남아있지 않다.
Kralın şatosunda İsolde ve Brengane dışında kimse kalmamıştır.왕가의 계곡에서 도굴당하지 않은 묘는 투탕카멘 묘밖에 없었다.
Küçük oğlu Ahmet’ten başka kimsesi kalmamıştır.아들이 없었으므로 그의 뒤는 외가 친족인 아트레우스가 계승하였다.
Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiçbir iz kalmamış.지금은 인경궁이 있었던 자리에 어떤 흔적도 남지 않고 사라졌다.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.하지만 정치적 패권과는 꼭 관련이 없다.
Lelegler'in Pedasa'sından iç kale dışında hemen hiçbir şey kalmamıştır.카스티야의 알폰소 10세의 맏아들로 왕위를 계승하지 않았다.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.לאחר חמש עד שבע שעות בקירוב של טיסה, לא התקבלו עוד סימני החיים של לייקה מהחללית.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.משרידיה של העיר לא נותר היום כמעט דבר.
Hatta destalinizasyona bile maruz kalmamıştı.הוא גם ניתח אותה, ללא הרדמה.
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.בשל כך, כספו אזל והוא מפונה מן המלון בו הוא חי.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.מבני משפחתו באוהעל לא שרד איש.
Mahallede hiç genç kalmamıştır.האם אין צעירים במושבות?
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.כעת אינני מציית לו יותר.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.חוץ מזה לא נשאר בידי כלום.
Günümüzde konuşanı kalmamıştır.בימינו אין נוהגים להשביע.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.לאמיתו של דבר לא היה קודם חסר מעורבות פוליטית.
O zaman Saffi ile Barınkay'ın ve Arsena ile Ottokar'ın evlenmelerine hiçbir itiraz konusu kalmamıştır.לכן, אין כל התנגדות לחתונתן של סאפי עם שאנדור, ואוטוקאר עם ארסנה.
Altı yıl Juilliard'da kaldığını düşünebilirdiniz fakat kalmamıştı."הם שיחקו ב"סאטיריקון" במשך שש שנים, עד לעלייתם ארצה.
Hirtius'un Cicero ile olan yazışmaları dokuz kitap halinde basılmış ama günümüze kalmamıştır.Кореспонденцията на Хирций с Цицерон е издадена в девет книги, но голяма част е загубена.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Днес не са останали никакви следи от крепостта.
Willow normale döndüğünde artık arkadaşlarının yüzüne bakacak hali kalmamıştır.На Дьо Гол става ясно, че вече никой не се нуждае от услугите му.
Bu yenilgiyle Safevîlerin saldırı gücü kalmamıştır.Изненадата вече не е на страната на атакуващите сили.
Mahallede hiç genç kalmamıştır.Младите не се задържат в селото.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Сега от този път няма дори и останки.
Ancak sonuçtan memnun kalmamış, umduğunu bulamamıştır.Той не е удовлетворен и отказва.
Artık Gheorghiu-Dej'in liderliğini tehdit edebilecek kimse kalmamıştı.Така вече няма кой да спре подлия канцлер.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.След това не се занимава с политика.
Konuşanı kalmamış, ölü diller listelenmektedir.Не са увиснали; езикът е розов.
Bu nedenledir ki Fransızca literatürden yararlanmakla kalmamış, Almanca kaynaklardan da faydalanmıştır.Това е от особен интерес, защото източникът е френски, а се отнася за материя, доминирана от немци.
Hayatı boyunca dolandırmadığı kimse kalmamıştır.Не се отказва да я търси през целия си живот.
Günümüzde konuşanı kalmamıştır.Danas više nema nijednog poznatog govornika.
Çünkü Lapras'ın insanlara güveni kalmamıştır.O prošlosti Lopara ne može se sa sigurnošću govoriti.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Od posjeda nije ništa ostalo.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Od knjižnice danas nije ostalo traga.
1995'e gelindiğinde değişikliğe uğramamış hiçbir şey kalmamıştı.1995., nakon tri godine proizvodnje, ništa nije promjenjeno.
Ancak Yedi Yıl Savaşları başlamış, Avrupa'da savaşa taraf olmayan ülke neredeyse kalmamıştı.Prošlo je više od godine dana u pregovorima bez nekih značajnijih pomaka, a stanje u Europi se pogoršavalo.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Po jeho smrti za ním nik nesmútil (okrem jeho najbližšej rodiny).
İzlanda'da Yahudi cemaati bugün neredeyse kalmamıştır.Židovská komunita na Islande v súčasnosti takmer neexistuje.
İki tarafın da taarruz gücü kalmamıştı.Ale obom chýbal potrebný dolet.
Bu yüzden disk birleştirme ihtiyacı kalmamış olur.Nie je nutné ju inštalovať na disk.
90'lardan sonra darbukada bana feyz verebilecek bir şey kalmamıştı.V štyridsiatke som prestal pochybovať.
Bu camiden günümüze hiçbir iz kalmamıştır.Žiaľ, po tejto mladej stavbe už nezostalo ani stopy.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Tá však už nebola potrebná.

İlgili Sayfalar