kalmamış ile cümle
kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Nezachovali sa údaje o tom, že Meritaton mala potomkov.
1096 yılına gelindiğinde Kilise bünyesinde hiçbir İngiliz kökenli piskopos kalmamıştır.Že okoli leta 1096 ni bilo več nobenega škofa, ki bi bil Anglosas.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Od vasi ni do danes ostalo ničesar.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.Pisnih dokumentov iz tistega obdobja ni.
858 yılında şehre saldıran Danlar tarafından yokedilen ilk kiliseden günümüze hiçbir şey kalmamıştır.Nič ni ohranjenega od prve cerkve, ki je bila uničena med napadom Dancev na mesto leta 858.
Abazaca bilen ise kalmamıştır.Ponesrečenec se zadušitve ne zaveda.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Danes o dvorcu ni vidnih sledi.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.Ni bila vpletena v politično dogajanje.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Od njiju ni ostalo nič.
1995'e gelindiğinde değişikliğe uğramamış hiçbir şey kalmamıştı.Bila je razočarana, ker se naslednji dan med njima ni nič spremenilo.
Ermeni Kilisesinden günümüze herhangi bir kalıntı kalmamıştır.Od predhodnice današnje cerkve ni ostalo nič.
Bu açıdan bakınca ne eyalete ne de Roma'nın kendine karşı bir tehdit kalmamıştır.Če pa pomoči ne bo, grozi nevarnost ostali Evropi in tudi samemu Rimu.
Grup daha önce hiç Londra'da kalmamıştı, odaklandıkları sorunları vardı.Kadangi niekada prieš tai grupė nedirbo Londone, jiems buvo sunku susikaupti.
Hirtius'un Cicero ile olan yazışmaları dokuz kitap halinde basılmış ama günümüze kalmamıştır.Sibilių pranašystės buvo surašytos devyniose knygose, bet jos neišliko.
Ailesi oyuncu olacağı haberinden hiç memnun kalmamıştır.Tėvai nebuvo laimingi dėl A.Tautou pasirinkimo tapti aktore.
Günümüzde aynı topraklarda bir tek Azeri kalmamıştır.Dabar šiame krašte išliko tik jotvingių piliakalnis.
Ailesinin ona yapmadığı kalmamıştır.Savo šeimos nesukūrė.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Dabar nėra nieko išlikę.
O zaman Saffi ile Barınkay'ın ve Arsena ile Ottokar'ın evlenmelerine hiçbir itiraz konusu kalmamıştır.Kad užtikrintų sau, žmonai Livijai ir Oktavijai saugumą, jisi su partais.
Ne yazık ki, bu çalışmaların hiçbiri günümüze kalmamıştır.Iki mūsų dienų jos darbų nėra išlikę.
Günümüzde tütüncülük pek kalmamıştır.Haruldaselt suur suitsusaun töötab tänaseni.
Külliyesinden bugüne bir şey kalmamıştır.Sellest pole tänapäeval midagi säilinud.
Eyakçanın ise konuşanı kalmamış 2008 yılında ölü diller arasına katılmıştır.Üks uuring, mis viidi läbi bantava keelt kõnelevate inimeste seas aastal 2011.
Şu an çeşitli sebeplerden dolayı burada hiç Oset kalmamıştır.Valetamine ebaõnnestub mitmel põhjusel.
Fakat 1980'lerden sonra çıkan çeşitli krizler sebebiyle ağır sanayi neredeyse kalmamıştır.Intensiivse migratsiooni tõttu alates 1980. aastatest on täpseid arve raske öelda.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Nüüd pole enam midagi mul jäänud.
Bu devrede çalınan parçalardan günümüze tek bir plâk bile kalmamıştır.Ka teistest kunagistest mõisahoonetest pole tänaseks midagi säilinud.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.Các nhà khoa học chưa từng chịu nhiều áp lực và nhu cầu đến vậy.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.Gli scienziati non erano mai stati tanto richiesti né messi tanto sotto pressione.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.Jamais les scientifiques n'ont subit autant de pression et de demande.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.이제껏 과학자들이 그러한 압박을 느끼며, 또 많이 필요했던 적이 없었습니다.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.Niciodată oamenii de stiinţă nu au fost puşi sub o asemenea presiune a cererii.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.Nigdy wcześniej nie wywierano na naukowcach takich nacisków.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.Учените никога не са били поставяни под такъв натиск и изисквания.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.אדם 2: מעולם מדענים לא היו נתונים תחת לחץ ודרישות כאלו.
2.Adam: Bilim adamları daha önce hiç bu kadar baskı ve talep altında kalmamıştı.وكان الطلب متزايدا و الضغط كبيرا على العلماء والمختصين.
Ama artık kaybecek hiçbir şeyi kalmamıştı. Babası da gitmişti.Mais, tout ce qu'il obtint fût l'histoire déchirante d'un vagabond nommé Condor.
Ama aynı menfeze sekiz sene sonra gittiğinizde, tamamen ölmüş olabilir. Sıcak su kalmamıştır.Ale když se k tomu samému sopouchu vrátíte za 8 let, může tam být úplně mrtvo a žádná horká voda tam není.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Ale my biologové a ekologové jsme nikdy nečelili složitosti jako je tahle.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Biolodzy i ekolodzy nie radzą sobie z tak skomplikowanymi procesami.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Dar noi, biologii și ecologiștii, nu ne-am ocupat niciodată de ceva atât de complex.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.De a biológusok és az ökológusok sem találták még szembe magukat ekkora komplexitással.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Kami ahli biologi dan ekologi belum pernah mengatasi hal yang lebih rumit dari ini.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.우리 생물학자와 생태학자들은 이렇게까지 복잡한 문제와 씨름한 적이 없었습니다.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Maar wij als biologen en ecologen hadden nooit eerder zo'n complex probleem opgelost
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Mais nous, les biologistes et écologistes n'avions jamais abordé quelque chose d'aussi complexe que cela.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Ma noi biologi ed ecologisti non avevamo mai affrontato niente di più complesso.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Mas nós, biólogos e ecologistas, nunca resolvemos um problema tão complexo como este.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Men vi som är biologer och ekologer hade aldrig stött på något så komplext som detta.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Mutta me biologit ja ekologit emme koskaan olleet tarranneet mihinkään näin monimutkaiseen.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Nhưng chúng tôi những nhà sinh vật học và sinh thái học chưa từng giải quyết việc gì phức tạp như thế này.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Pero nosotros biólogos y ecologistas nunca habíamos abordado algo tan complejo como esto.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Und auch wir Biologen und Ökologen haben noch nie etwas so Komplexes bewältigt.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Αλλά εμείς οι βιολόγοι και οι οικολόγοι δεν είχαμε καταπιαστεί ποτέ με κάτι τόσο πολύπλοκο.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Но мы — биологи и экологи — никогда не сталкивались с такой сложной задачей.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.Но ние биолозите и еколозите никога не сме се справяли с нещо толкова сложно.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.ואנו הביולוגים והאקולוגים, מעולם לא נתקלנו במשהו מורכב כל-כך.
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.しかし私たち生物学者も生態学者も これほど複雑な挑戦をしたことはありませんでした そこで一からやり直すのではなく
Ama biz biyologlar ve ekolojistler hiç bu kadar karmaşık bir sorunla uğraşmak zorunda kalmamıştık.但係我哋生物學家同生態學家 都無遇到咁複雜嘅問題
Amerikan nehir bölgesinin tamamı, iki yıl içinde -- altına bakılmadık taş kalmamıştı.미국의 전역의 강가에서, 단 2년 만에 모든 돌들이 금이 들었는지 확인되었습니다. 그리고 그 뒤에는,